Yazılar

75.Kervanın Özel İnsanları

75.Kervanın Özel İnsanları Bazen hiçbir şey olmak, her şeyin yükünü hafifletmektir. Dünya dediğin, uçsuz bucaksız bir çöle benzer demişler. Yolu belli, sonu belirsiz bir kervan yoludur. Vahalar olsa da çoğunlukla tehlikeler…sıkıntılar…. Bu çölde kimi zaman deve – eşek  oluruz eşya taşırız, kimi zaman yük olur taşınırız. Kimi zaman anlam taşırız, …

Devamını Oku »

78.Trabzonluyduk, Fener Gibi Gittik!

78.Trabzonluyduk, Fener Gibi Gittik! İnsanoğlunun aklı var, fikri var… ama bazı yerlerde mantığın fişi çekiliyor. Orda başlıyor fanatizmin hikâyesi. Fanatizm dediğin şey, zihnin kapıya “tatildeyim” notu asıp çekip gitmesidir.  İnsanın gözünü kör, gönlünü dar eden bir hal. Düşünceyi zincire vuran, duyguyu sınırlandıran bir tür gönüllü tutsaklık da diyebiliriz. Önce ince …

Devamını Oku »

79.Beklentiler Yükseldi, Gönüller Küçüldü

79.Beklentiler Yükseldi, Gönüller Küçüldü Eskiden evlilik, hayatın doğal akışında bir basamaktı. Biriyle göz göze gelmek, bir bardak çay içmek ve iki aile arasında birkaç tatlı söz, bir ömürlük birlikteliğe dönüşebilirdi. Bugünse insanlar göz göze gelmiyor, telefon ekranlarına bakıyor. Birbirini tanımak yerine birbirini takip ediyor, sevmek yerine “beğeni” bırakıyor. Eskiden evlenemeyen …

Devamını Oku »

80.Eşini Değil, Rüyayı Boşayaydın!

80.Eşini Değil, Rüyayı Boşayaydın! Aile olmak, sadece aynı evi paylaşmak değil; aynı sorumluluğu, duyguyu ve hayali paylaşmaktır. Boşanma, bir sonuçtur — ama çoğu zaman konuşulmayan duyguların, ertelenen problemlerle birleşip büyümesidir. Bazen küçük bir olay, büyümüş bir hayal kırıklığının bahanesi olur. Oysa evlilikte sorunları çözmenin ilk adımı, suçlamak değil anlamaktır. “Ben …

Devamını Oku »

84.Moda Manyağı Kazım ve Paranın Peşinde Koşan İnsanlık

84.Moda Manyağı Kazım ve Paranın Peşinde Koşan İnsanlık Eskiden insanlar doğanın ritmine göre yaşardı: İlkbaharda tohum atar, yazın hasat eder, kışın soba başında hikâye anlatırdı. Sonra kapitalizm geldi, “yetinmek” ayıplanır oldu, “yetmeyen” kahraman ilan edildi. İnsan doğayla yarışmayı bıraktı, artık kataloglarla, reklam panolarıyla yarışıyor. Eskiden insan doğaya ayak uydururken; şimdi …

Devamını Oku »

85.Gözlüklüler Cumhuriyeti

85.Gözlüklüler Cumhuriyeti Rahmetli dedem anlatıyor: Memleketin birinde, HERKES birbirini görür, duyar, hatta arada laf sokar, kahkaha atardı. Ne güzeldi! Sonra bir gün kafası biraz fazla çalışan birkaç okumuş ve okunmuş zat demiş ki: “Yahu bu halkı böyle serbest bırakırsak, onları meşgul etmezsek, yakında bizim yediğimiz börekleri , pastırmaları bile sorgularlar. …

Devamını Oku »

98.Kurtarıcı Çok Sorgulayan Yok!

98.Kurtarıcı Çok Sorgulayan Yok! İsimler, sıfatlar, unvanlar… Birçoğumuz için bunlar oldukça önemli. Ama bazen o kadar yüceltiriz ki, sıfatları ve unvanları, asıl meseleye odaklanmamız zorlaşır. İsimler ve sıfatlar, konunun özünü kavramamıza engel olabilir. Tıpkı hastalıkların doğru teşhis edilmesi gerektiği gibi, sıfatların da doğru anlaşılması gerekir. Yanlış tanımlamalar, yanlış teşhisler gibidir: …

Devamını Oku »

100.Cennet Yolu Burası mı? Yoksa Yanlış Sokağa Mı Saptık?

100.Cennet Yolu Burası mı? Yoksa Yanlış Sokağa Mı Saptık? Yollar… Ömür dediğimiz, hayat dediğimiz yollar. Bazen yollar, bizlerde izler bırakır; bazen de biz, yollara iz bırakırız. İzlerden anlaşılır, yolcunun güzelliği ve yolun düzenliliği. Her zaman “yolun sonu cennet, güzellik!” diye yola çıkarız, yol, gidildikçe ne olduğunu gösterir.  Yolların sonu cennete …

Devamını Oku »

104.Evdeki Vatanın Altı Neden Islak?

104.Evdeki Vatanın Altı Neden Islak? Sorgulamak Yaşatmaktır. Sorgulamayan birey zamanla unutulmaz, yalnızca yönlendirilir. Sorgulamayan toplum ise zamanla yönetilemez hâle gelir.  Uyuyan toplumlar, tarih boyunca hep aynı şekilde uyandırılmıştır: acıyla.  Zaten ölüler bir düdükle uyanıyorsa, yaşayanlar neden hâlâ uyumakta ısrar eder ki? Bu dünya aslında, uyuyanlarla uyananların savaş alanıdır. Ama dikkat …

Devamını Oku »

103.Eşeği Çizen Kazanır!

  103. Eşeği Çizen Kazanır! Bazı coğrafyalar vardır; orada cehalet sadece bir hâl değil, aynı zamanda bir gelenektir. Bilgili olmak ayıplanır, sorgulamak suç sayılır, doğru söyleyenin değil, çok konuşanın itibarı vardır. O topraklarda halk, bilgiye değil büyüye inanır, âlime değil şarlatana kulak verir. Çünkü orada “ilim” meşakkatli bir yoldur; zahmetle …

Devamını Oku »