84.Moda Manyağı Kazım ve Paranın Peşinde Koşan İnsanlık

84.Moda Manyağı Kazım ve Paranın Peşinde Koşan İnsanlık

Eskiden insanlar doğanın ritmine göre yaşardı:

İlkbaharda tohum atar, yazın hasat eder, kışın soba başında hikâye anlatırdı.

Sonra kapitalizm geldi, “yetinmek” ayıplanır oldu, “yetmeyen” kahraman ilan edildi.

İnsan doğayla yarışmayı bıraktı, artık kataloglarla, reklam panolarıyla yarışıyor.

Eskiden insan doğaya ayak uydururken; şimdi kataloglara, reklamlara, ünlülerin Instagram pozlarına ayak uydurmaya çalışıyor…..

Moda denilen garip düzen, medya tarafından süslenip paketlendi.

Bir zamanlar ayakkabılar ayağa göre yapılırdı, şimdi ayak, 42 numaraysa bile “41 şık duruyor” diye sıkışıyor.

Televizyon, dergi, sosyal medya… Hepsi tek bir ağızdan bağırdı:

“Görünüşün, kim olduğundan önemli!”

Yetmedi, bankalar devreye girdi:

“Param mı yok? Hiç dert etme, biz seni borçlandırırız da moda olursun!”

Harcandıkça yerine verdi bankalar. Trendler değiştikçe insanlar da değişti:

Gönlünün sesini değil, vitrinlerin şarkısını dinler oldular. Kredi kartlarının ağıtlarında gözyaşı döktüler.

Kendi iç güzellikleri yerle yeksan olurken, bir ayakkabının, bir elbisenin birikmiş kredisinde çırpınıp durdular.

Modanın emriyle insanlar acı çeke çeke, borca bata çıka, kendine yabancılaştı.

Medya, bankalar, trendler; hep birlikte insanı “bir eksiğin var” diye kandırdı, sonra o eksiği satıp parasını cebe indirdi.

İnsanlar ihtiyaçtan değil, başkalarının gözüne güzel görünmek için yaşar oldu.

İşte bu dünyanın, modanın kırbacıyla dövülen bir kurbanı vardı:

Biz  Kazım diyelim, siz Ali Veli Keriman Neriman deyin….

Zaman odur ki

Kazım köyünden şehre ilk geldiğinde, durakta bekleyen birini gördü: Kış günü, şort giymiş, kafasına atkı bağlamış.

Sordu:

— “Ula mevsim mi bozuk, yoksa imalattan sen mi bozuk çıktın?”

Çocuk kıkır kıkır güldü:

— “Bu son moda abi! Modayı takip etmeyen köylü sayılırsın, kimse yüzüne bakmaz!”

Köylü” lafı Kazım’ın ciğerine işledi. Köylü küçümseniyordu çünkü her mecrada.

İçinden geçirdi: — “Ben de modern olucam ulan! Gelişmiş diyecekler. Batıcı! Diyecekler.. siz görürsünüz.!

Parası yoktu. İlk işi: banka kredisi almak. Gitti bankaya:

— “Ula bana acilinden bi’ kredi verin, yoksa sezon kaçacak!”

Memur sordu: — “Ne için kredi?”

Kazım gururla dikildi: — “Pantolon alacam!”

Banka onayladı, kredi kartını da hediye (!!) etti. Banka moda harcamalarına asla hayır demezdi.

İkinci işi:  alışveriş yapmak,

Girdi mağazaya, eline bir pantolon aldı:  Dizlerden yırtık, arka cepten iplik sarkıyor.

Sordu: — “Bunun nesi var?”

Satıcı dedi: — “Vintage abi! Kullanılmış gibi yeni! Üzerindeki yırtıklar sanat!”

Kazım mırıldandı: — “Biz köyde böyle pantolona eşek çiğnedi derdik.”

Ama aldı. Sonra bir ceket buldu: Düğmeler arkada, kolları diz kapağına kadar iniyor.

Satıcı fısıldadı:

— “Paris’ten geldi. Giyersen herkes sana hayran olur. bütün gözler üzerinde olur…”

Kazım heyecanlandı: — “Parisliyim ulan, bilmeden yaşamışım demek!” (Parasını verirken içinden sessizce konuştu: köyde bu parayla bir koyun alırdım…)

Sonra ayakkabı aldı: Ayakkabıya da ayakkabı demeye şahit lazım?

Üstü delik, altı delik, resmen süzgeç!

Satıcı açıkladı: — “Bu modelde ayaklar nefes alıyor.”

Kazım giydi, ayaklar nefes almadı, astım krizi geçirdi ama ses etmedi. Ayakları mantar olsa da modaydı. Olacak o kadar!

Kazım artık her maaşı koleksiyonlara gömüyordu:

İlk maaşla tişört aldı. Bir gün, kafede otururken bir genç kız yanına gelip sordu:

— “Abi, tişörtün geçen senenin mi?”

Kazım, alnından ter damlayarak cevapladı: — “Vallahi hanım kızım, tişörtüm bu senenin, ben kendim geçen seneden kaldım.”

Bu sözünden sonra Kazım artık iyice dibe vurdu.

İkinci maaşla pantolon,

Üçüncü maaşla boş cüzdan. boş cüzdanı doldurmak için kartlar…krediler…

Ev kirasını soran yok, çünkü zaten Kazım evde değil, sürekli mağaza vitrinlerinde yaşıyordu.

Arkadaşları uyardı: — “Kazım, dikkat et! İflas edeceksin!”

Kazım mağrur şekilde cevapladı: — “İflas modası da gelir, ilk ben olurum ulan!”

Günlerden bir gün, Kazım bankadan gelen SMS’i açtı: “Sevgili müşterimiz, borç limitinizi de aştınız. Artık siz de trend oldunuz! İcra işlemleri için….devam ediyordu”

Kazım başını kaldırdı, üstünde bin türlü marka vardı, ama cebinde bir simit alacak para yoktu.

Sonra yere düştü.  Kalabalık başına toplandı.

Selfiler çekildi. Sosyal medyadan resimler paylaşıldı. Toplanan halk modaya uygun olarak sosyal işlevlerini yaptıktan sonra konuştular:

— “Ambulans mı çağıralım?”

Biri sordu: — “Ne şikayeti vardı?”

Başka biri cevapladı: — “Sezon sonu indirimlerini kaçırma stresinden bayıldı sanırım!”

Kazım hastaneye yetiştirilemedi. Son sözleri şunlar oldu:

— “Kefenimi Gucci yapsaydınız… Neyse… Zara da olur…”

Kazım’ı gömerken de  tartışma çıktı:

Biri “beyaz klasik kefen” dedi,

Biri ” gotik kefen” istedi,

Biri de “saten kumaş olsun, şık dursun”  ‘’Öbürü yanmaz olsun’’ dedi.

Ve sade bir beyaz kefene sarıp toprağa verdiler.

Yanına da eski kredi kartını bıraktılar, belki öte tarafta da alışveriş yapar diye.

Sonunda hoca  kapanmış mezar başında  son duasını ediyordu:

— “Bu er kişi  moderen modamızın  gazabına uğradı, rahatlığı yaşayamadı. Sen onu  mezarda rahat bırak!   Amiiin!

“Allah’ım! Bu kulunu öbür dünyada, modadan ve taksitle ödemelerden azad eyle! Âmin!””

 

Fıkradan Anladıklarımız

  1. Elbise adamı gösterir, akıl insanı yaşatır. (Anadolu halk sözü) Görünüş geçicidir; insanı ayakta tutan sağduyu ve karakterdir.
  2. Vitrin parlar, cep kararır. (Karadeniz anonim halk deyişi) Gösterişe dayalı tüketim çoğu zaman ekonomik çöküşe götürür.
  3. Borç kapıdan girince huzur bacadan çıkar. (Rumeli Türkleri halk sözü) Krediyle kurulan sahte refah, ruhsal baskı üretir.
  4. Ayağı sıkana ayakkabı değil, heves dardır. (Karadeniz taşlaması) İnsan çoğu zaman ihtiyacına değil çevrenin beklentisine göre hareket eder.
  5. Marka üstte, dert içtedir. (Türkmen halk sözü) Dış görünüş iç huzurun yerini tutamaz.
  6. Dolap dolarken gönül boşalır. (Yörük halk sözü) Maddi birikim manevi tatmini garanti etmez.
  7. Söz reklamdadır, yük cüzdandadır. (Anadolu köy deyişi) Tüketim kültürü bireyi görünmeyen borçlarla kuşatır.
  8. Ayak ayakkabıya değil, ayakkabı ayağa uyar. (Kafkas halk sözü) İnsan yaşamını moda uğruna zorlamamalıdır.
  9. Gösteriş ateşi çabuk söner. (Kırım halk sözü) Başkalarına görünmek için yapılan harcamalar kalıcı mutluluk vermez.
  10. Bankanın eli uzundur. (Balkan Türkleri halk sözü) Kolay kredi kısa vadede rahatlık, uzun vadede bağımlılık doğurur.
  11. Kefen tek modadır. (Karadeniz halk sözü) Hayatın sonunda bütün gösterişler anlamsızlaşır.
  12. Etiket büyürse insan küçülür. (Anadolu anonim sözü) Marka tutkusu bireyin öz değer algısını zayıflatabilir.
  13. Moda geçer, iz kalır. (Türkmen halk sözü) Yanlış ekonomik kararların etkisi uzun süre devam eder.
  14. Göze hoş gelen, gönle iyi gelmez. (Rumeli halk sözü) Dış görünüşün çekiciliği ruhsal doyum sağlamayabilir.
  15. Boş cüzdan çok konuşturur. (Karadeniz halk sözü) Maddi zorluk insan psikolojisini doğrudan etkiler.
  16. İndirim hevesi, tam fiyat derttir. (Anadolu taşlaması) Kampanya kültürü çoğu zaman gereksiz tüketime yönlendirir.
  17. Ayakkabı iz bırakır, akılsız seçim yara bırakır. (Kafkas halk deyişi) Yanlış tercihler bireyin hayat yolunu zorlaştırır.
  18. Kredi kartı görünmez zincirdir. (Türkistan halk sözü) Modern borç sistemleri bireyin özgürlüğünü sınırlar.
  19. İç huzur etiketsizdir. (Karadeniz anonim halk sözü) Gerçek mutluluk satın alınabilen bir şey değildir.
  20. Beyaz kefen bütün markaları susturur. (Anadolu halk sözü) Ölüm karşısında bütün sınıfsal ve gösteriş temelli ayrımlar anlamını yitirir.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir