
85.Gözlüklüler Cumhuriyeti
Rahmetli dedem anlatıyor:
Memleketin birinde, HERKES birbirini görür, duyar, hatta arada laf sokar, kahkaha atardı.
Ne güzeldi!
Sonra bir gün kafası biraz fazla çalışan birkaç okumuş ve okunmuş zat demiş ki:
“Yahu bu halkı böyle serbest bırakırsak, onları meşgul etmezsek, yakında bizim yediğimiz börekleri , pastırmaları bile sorgularlar. Bir şey yapmalı!“demiş.
Ve böylece tarihihte yeni bir çağ başladı:
“Gözlüklüler Cumhuriyeti” dönemi.
Gerçekler çıplaktı, üstlerini örten gözlükler devreye girdi ondan sonra …
( Bu yazı tamamen hayal ürünü ve gerceklerle ilgisi yoktur…)
Zaman Odur ki
Yunan site devletinde iktidar koltuğuna oturanlar kendi kendilerine dediler ki:
”Bu halk her zaman memnun olmaz. Gerekli gereksiz yere muhalefet ediyor. Devamlı onların hoşnutsuz davranışları sinir bozuyor. Bir çözüm bulmalı!”
Toplandılar, kafa kafaya verdiler, kah bir çay içtiler, kah bir börek yediler….
Sonunda çözüm geldi:
Halkı değil, hayalleri gösteren özel bir gözlük icat olursa bu sorunu çözeriz dediler ve çok uğraşıldı….o gözlük icat edildi.!
Adına da süslü bir isim taktılar:
“Optik Demokrasi MÖ 3000”
Bu gözlüğü takınca;
Fakirler görünmüyor, yerine zengin simsarlar çıkıyor.
İşsiz gençler görünmüyor, yerine “Girişimci ruhlu bireyler” fışkırıyor.
Aç çocuklar görünmüyor, yerine “Detoks yapan minikler” beliriyor.
Yalakalar görünmuyor, çok bilmis bilgeler görünüyor…
….
Dönemin başbakanı sabah gözlüğü taktı, ilk deneme için halkın arasına indi.
Bir teyze geldi:
“Yavrum ! sayende ekmeğe muhtaç kaldık!” dedi.
Başbakan gözlüğüyle baktı, teyze görünmüyor, sadece kocaman bir pankart var:
” DİYET YAPIYORUM. HAYATIMA SAĞLIK KATTIĞINIZ İÇİN SIZE MİNNETTARIM!”
Başbakan içten bir tebessümle başını salladı:
“Allah’ıma şükür, halkımızla gönül bağımız sapasağlam!” dedi.
Derken bir genç yaklaştı:
“Üniversiteyi bitirdim, iş yok!” dedi.
Başbakan ona da gözlüğünden baktı:
Genç yok, onun yerine havai fişek gösterisi başlamış….
Şaşırmadı:
“Gençlik enerjisi patlıyor maşallah!” dedi. Durum böyle olunca gözlüklerin sayısı çoğaltıldı…. Bakanlıklara , önemli bürokrat ve kişilere de sipariş verildi….
Bütün gözlük takanlar, birbirine methiyeler yağdırdı.
”Maaş zamları kendilerine, alkışlar halka!!! Yaşasın Optik Demokrasi !!! Sen çok yaşa Gözlüklüler Cumhuriyeti !!!
Yoksulluk haritası çizileceğine ve çözüleceğine, her yerde mutluluk haritası çizildi.
Ama Başbakanlığın temizlikçisi Kadriye Abla gözlüksüzdü.
Bir sabah temizlik yaparken baktı ki, içeride herkes birbirlerine bakıp boş boş gülümsüyor.
Paspasını bir kenara koydu, yanlarına yürüdü.
“Beyleeer!”
“Bu neyin kafası? Millet aç, susuz, ahlak çürüyor, umutlar bitiyor… siz hâlâ birbirinize pastırma rüyası mı anlatıyorsunuz?”
Salondakiler gözlükten baktı: Kadriye Abla görünmüyor.
Başbakan “Melek inmiş galiba. Kim konuşuyor göremedim…!” diye mırıldandı. Gözlüklülerin hepsi:
– Haklısınız Efendim. Kimse gözükmüyor!
Kadriye Abla mikrofonu kaptı, yüksek sesle konuştu:
“Ey gözlüklüler cemaati!
Halkı filtreleyince gerçek değişmiyor. Gerçekleri görmezden gelince olumsuzluklar kapanmıyor. Ekmek zamla küçülüyor, ay sonu duvara çarpıyoruz, gençler umutlarını yiyor! size olan güvenler bitiyor….neyin kafasinı yaşıyorsunuz…”
Başbakan sinirlendi:
“Hemen yeni model gözlük istiyorum! Bakış açılarımız değişmeli. Bu gözlüksüz gerçekler moral bozuyor!”
Yeni gözlük geldi:
“Sanal Refah Gözlüğü – Lüks Gör, Dert Unut!”
Bu gözlükle bakınca ne güzeldi hayat…;
Gecekondular, lüks rezidanslara,
İşsizler , fikirleri olan CEO’lara, Geçinemeyen ihtiyarlarin çalışmaları “sağlık için spora”…bölünen aileler “özgurlüğün çoğalmasına”…
Çöp toplayan çocuklar, “Geri dönüşüm kahramanlarına” dönüşüyordu.
Başbakan da bürokratlar da rahat ve derin bir nefes aldılar. …
“İşte şimdi her şey yolunda!” dediler.
O sırada, ulkedeki halk, gözlüksüz gözleriyle birbirine bakıp anlaştı:
Ve halk yürümeye başladı.
Sessiz, kararlı ve çıplak gözlerle…
“Biz bunları gözlükleriyle baş başa bırakıp gerçek hayatımıza devam edelim. Bunlardan bize fayda yok”
Fıkradan Anladıklarımız
- Cam buğulanınca yol kaybolur. (Karadeniz halk sözü) Gerçeği filtreleyen bakış açısı toplumsal sorunların görünmesini engeller.
- Göz görmezse gönül sanır. (Anadolu halk deyişi) İnsan bazen görmek istediğine inanır, hakikati ise bilinçli olarak dışlar.
- Perde çekmek güneşi söndürmez. (Rumeli Türkleri halk sözü) Sorunları gizlemek onları ortadan kaldırmaz.
- Yalan harita yol göstermez. (Türkmen halk sözü) Yapay mutluluk tabloları halkın gerçek ihtiyaçlarını çözemez.
- Filtre yüzü değiştirir, kaderi değiştirmez. (Anadolu anonim sözü) Görüntü ile gerçeği ayırmak toplumsal farkındalığın temelidir.
- Aç karın gözlükten anlamaz. (Karadeniz taşlaması) Temel ihtiyaçlar karşılanmadan algı yönetimi işe yaramaz.
- Göz camı parlar, sokak ağlar. (Kafkas halk sözü) Yönetici ile halk arasındaki gerçeklik farkı büyüdüğünde güven azalır.
- Süslenen söz, boş mideyi doyurmaz. (Yörük halk sözü) Söylem ile yaşam arasındaki uçurum toplumda öfke doğurur.
- Gerçek çıplaktır, cam örtmez. (Balkan Türkleri halk sözü) Hakikat ne kadar süslenirse süslensin eninde sonunda görünür olur.
- Halkın gözü terazidir. (Karadeniz halk sözü) Toplum zamanla doğruyu ve yanlışı kendi tecrübesiyle tartar.
- Yalan kısa bacaklıdır. (Anadolu halk sözü) Algı üzerine kurulu düzen uzun süre ayakta kalamaz.
- Ayna çatlayınca yüz değişmez. (Kırım halk sözü) Filtreler ve süslü görüntüler gerçek toplumsal sorunları gizleyemez.
- Camdan bakmakla çamur kurmaz. (Türkmen halk sözü) Sorunları uzaktan izlemek çözüm üretmez.
- Gözlük düşer, gerçek konuşur. (Karadeniz anonim sözü) Yapay algılar çöktüğünde hakikat daha güçlü şekilde ortaya çıkar.
- Duman tavanda kalır, yangın aşağıdadır. (Anadolu halk deyişi) Üstte görünen rahatlık, alttaki toplumsal çöküşü gizleyebilir.
- Sokak gerçeği duvar dinlemez. (Rumeli halk sözü) Halkın yaşadığı hayat, resmi söylemlerden bağımsız akar.
- Boş tebessüm açlığı unutturmaz. (Karadeniz taşlaması) Yapay iyimserlik ekonomik sıkıntıyı çözmez.
- Gözünü kapatan gündüzü gece sanır. (Türkistan halk sözü) Gerçeği reddeden yönetim zamanla kendi yanılsamasına inanır.
- Çıplak göz halkın vicdanıdır. (Yörük halk sözü) Filtrelenmemiş bakış toplumsal bilincin en saf halidir.
- Gerçekle yüzleşmeyen camla konuşur. (Anadolu anonim sözü) Sorunları görmezden gelenler zamanla kendi yapay dünyalarında yaşamaya başlar.
Metin KOCA