86.Gülümse ! Burası Karanlık!

86.Gülümse ! Burası Karanlık!

Hayat, bir soluğun hikâyesiyle başlar…

Önce bir ağlayış, sonra bir gülüş, sonra bir sessizlik.

Bir nefeslik dünyalar kurarız;

Bir ömürlük sancılarla büyütürüz o nefesleri.

Doğmak bir kere olur,

Ama yaşamak, her sabah yeniden doğmayı ister.

Kimi zaman bir kahkaha doğar içimizde,

Kimi zaman bir gözyaşı.

Kimi zaman karanlığa doğarız,

Ama ışık her zaman cesaret edenler için yanar.

 

Ne güzel olacaktı her şey…Doğacaktık, büyüyecektik, usulca göçüp gidecektik.

Ama kader, tam büyümenin ortasında aşkları çıkardı karşımıza.

Ölene kadar bin kere ölüp, bin kere dirildik. ( oyuncaklar, yiyecekler,giyecekler, buyukler,idealler, hayaller…)…ve her aşk yeniden dogurdu bizi.

Her doğum, hayatın yeniden yazdığı bir şiirdir.

Bir soluk, bir ağlayış, bir gülücük, bir umut fısıltısı…

Dünya her yeni gelenle biraz daha büyür; hem yükü artar hem de ışığı.

Yaşamak doğumla başlar; ama sadece büyümek değildir mesele.

Ve biz, her nefeste yaşamın sunduğu bu sonsuz doğumu kutlarız:

Bazen farkında olmadan, bazen sessizce şükrederek. Bazen de yeni doğumları engelleyerek…

İki kere doğar insan: Birincisi doğduğu gün. İkincisi, neden doğduğunu anladığı gün…Ve çok az insan ikinci doğumun gerçek doğum olduğunu bilir.

İnsan, doğarken yalnızca bir nefes değil, bir ihtimal getirir dünyaya.

Ve yaşam, o ihtimali her sabah yeniden sınar:

Her kırılışta, her vazgeçişte, her başlangıçta, Sevebilecek miyiz? Affedebilecek miyiz? Umudu taşıyabilecek miyiz?

Çünkü gerçek hayat, cesareti olanlar için binlerce doğumdan oluşur:

Bir gülüşte, bir veda da, bir göz yaşında, Yeni başlangıçlar, yeni kahkahalar, yeni umutlar…

Her doğum bir masaldır. Iyi yazarsak, sebebini bulur, sonucunu yaşarız.

Kimi leyleğin gagasında gülümser hayata, kimi annenin yüreğinde büyür.

Bazen de, çocuklar gibi gülerek yeniden masalımızı yazarlar.

İlkokulda üç çocuk konuşuyordu:

Dursun dedi ki:

— Bizim ailede bebekleri leylekler getirir.

Fadime atıldı:

— Bizde gül bahçesinde özel yetiştirilir.

Temel de lafa karıştı:

— Biz fakiruz, annem kendisi yapayi!

Ne zaman gülücuklerimiz kayboldu?

Sancılarımız neden çoğaldı? Karamsarlıklarımız, hüzünlerimiz, ağlayışlarımız, umutsuzluklarımız ne zaman ölecek? Ne zaman güzellikleri doğuracağız?

Doğum sancısız olmaz, evet.

Ama unutma: Sancının arkasında kahkaha, sevinç ve yepyeni bir hayat vardır.

Artık doğmalı içimizdeki umutlar. Hayalimizdeki, gönlümüzdeki, aklımızdaki…

En büyük doğum, kendimize doğru attığımız sessiz adımlarımız olacak.

Doğmaktan korkmamak; her gün daha derine, daha gerçeğe uyanmak….

Tıpkı her sabah yeniden doğan güneş gibi.

İnsan da , doğa gibi perdesini ve gönlünü karartmazsa, her sabah yeniden doğar

Işıklarımızı kapatmayalım.

Doğumumuz başlasın!

 

Zaman Odur ki

 

Adam eve gelmiş, bakmış ki hanımı sancılar içinde.

Doğum geliyor. Bir yandan uykusuzluk, bir yandan hayat pahalılığı…yorgunluklarımız da cabası…

Hastane uzak, araba yok, telefonlar çekmiyor.

Mecburen komşusu Zeynep Teyzeyi çağırır.

Gün görmüş kadın. Kaç çocuk büyütmüş. Bir ebeliği vardır herhalde!

Ebe de maşallah!

Nur topu gibi sekiz çocuk doğurmuş.

Gök gürlüyor. Şimşekler çakıyor. Tam o sırada, aksilik ya, elektrikler de kesilir.

Zaten bu bölgede, bir köpek elektrik direğinin dibine çiş yapsa, elektrikler gider!

Adam karanlıkta….

Ebe karanlıkta….

Bebek ve annesi karanlıkta….

Hayat karanlıkta….

Adam aldı feneri geldi ebenin yanına.

Feneri yakmasıyla:

— Hop! Bir bebek doğdu!

Sonra bir tane daha!

Üçüncü bebek doğarken, adam paniğe kapıldı:

Hemen feneri kapattı!

Ebe bağırdı:

— Ne yapıyorsun? Yak feneri!

Adam cevapladı:

— Vallahi yakmam! Işığı gören geliyor!

 

Fıkradan Anladıklarımız

  1. Gece ne kadar uzun olsa da sabah olur. (Evrensel / Anadolu ortak sözü) En zor dönemler bile sonsuza kadar sürmez.
  2. Rize’nin sisi dağılır, güneşi kalır. (Rize yöresi) Karamsarlık geçicidir, umut kalıcıdır.
  3. Sancı çekmeyen doğum sevinci bilmez. (Karadeniz halk sözü) Büyük mutluluklar çoğu zaman büyük zorluklardan sonra gelir.
  4. Erzurum ayazı adamı sertleştirir. (Erzurum yöresi) Hayatın zorlukları insanı güçlendirir.
  5. Karanlıkta yakılan mum güneş kadar kıymetlidir. (Evrensel halk hikmeti) Küçük umutlar bile zor zamanda büyük anlam taşır.
  6. Tokat bağında üzüm sabırla olur. (Tokat halk sözü) Güzel sonuçlar zaman ve emek ister.
  7. Her ağlayışın ardında bir gülüş saklıdır. (Rumeli halk sözü) Duygusal iniş çıkışlar hayatın doğal parçasıdır.
  8. Trabzon yağmuru sert yağar, ama toprağı bereketlendirir. (Trabzon yöresi) Acılar bazen gelişimin vesilesi olur.
  9. Güneş her sabah yeniden doğar. (Evrensel) İnsan da her gün yeniden başlayabilir.
  10. Giresun yokuşu nefes ister. (Giresun halk sözü) Hayatta ilerlemek sabır ve direnç gerektirir.
  11. Ağrı dağı gibi dert, bir gün erir. (Doğu Anadolu halk sözü) En büyük sıkıntılar bile zamanla küçülür.
  12. Kars kışı uzun, baharı kıymetlidir. (Kars yöresi) Zor günler iyi zamanların değerini artırır.
  13. Bir çocuk doğar, ev yeniden kurulur. (Yörük halk sözü) Yeni başlangıçlar hayatı dönüştürür.
  14. Işık bir kere yanarsa karanlık geri çekilir. (Evrensel hikmet) Umut bir kez doğdu mu çoğalır.
  15. Samsun rüzgârı gibi dert eser geçer. (Samsun halk sözü) Hayattaki birçok sıkıntı kalıcı değildir.
  16. Mum dibinde karanlık kalmaz. (Anadolu atasözü) İnsanın iç ışığı çevresini de aydınlatır.
  17. Bir doğum bin umudu doğurur. (Karadeniz anonim sözü) Her yeni başlangıç çok sayıda ihtimal getirir.
  18. Urfa güneşi gibi umut içi ısıtır. (Urfa halk sözü) Manevi güç insanı ayakta tutar.
  19. Ağlayan geceyi gülen sabah izler. (Evrensel halk sözü) Zorluklardan sonra ferahlık gelir.
  20. Fener sönerse yol kaybolur, umut sönerse insan. (Karadeniz halk sözü) Psikolojik dayanıklılığın temeli umuttur.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir