
19.Önce İnsan, Sonra Dünya
İnsan garip mahlûk azizim.
Kendini bilmeden dünyayı yorumlar; okumadan yazar, öğrenmeden öğretir.
Üç kitapla filozof, üç video ile ekonomist, üç lafla siyasi uzman kesilir.
Oysa ne ekonominin e’sinden haberi vardır, ne siyasetin vicdanından.
Ama konuşur. Hem de öyle bir konuşur ki sanırsın Harvard’dan yeni döndü, Oxford’un arka bahçesinde çay içti.
Hayatta hep birilerini suçlarız…
“Bilmiyor.”
“Yanlış yaptı.”
“Cahil, zaten anlamaz.”
Sanki biz her şeyi doğru yapar, her şeyi biliriz. Kendimize toz kondurmayız ama başkasını toz bezi gibi sileriz. Komik düşeriz de gülmeyi bile beceremeyiz.
Özgürlük deriz çokça. Ama özgür olmak kolay mı?
Okumayı, sorgulamayı, araştırmayı gerektirir. Bilgiyi yüklenmeyi, sonra o bilgiyi taşıyabilmeyi ister. Oysa biz, özgürlüğü bile başkasından bekleriz.
Sorumluluk büyük yüktür ya, hemen birilerine taşırız. Biraz Adem gibi, biraz Havva gibi. Hâlâ ilk elmanın faturasını şeytana kesmekle meşgulüz.
“Ben yemedim, o yedirdi!”
“Ben bilmiyordum, kandırıldım!”
İnsan kendini sorguladığında canı acır, bu doğrudur. Belki de o yüzden herkes kaçıyor kendi iç yüzüne bakmaktan.
Yüzleşmekten korkuyor – korkuyoruz.
Taklit etmek daha kolay. Sorgulamak zahmetli, örnek olmak sorumluluk ister.
Bilmek gerekir ki lafla insan olunmaz, olunmadığı gibi dünyayı da düzeltemezsin..
Cemaatler…Tarikatlar… İzmler….İstler…işten özgürlükten kaçanlar için değil mi…
Din ”oku” ile başlar ama bu gruplar anlayamazsın der.
Önce bizimkini oku der.
Biz iyi diğerleri kötü der…
Aslını sorarsan Azizim!
Fırka- i Naciye yok. Hepsi Cilveli Naciye olmuş…
Anlayabilene..
Ama bir gerçek var:
İnsan kendini düzeltirse dünya da düzelir.
Bu, bir slogandan öte bir varoluş yasasıdır.
Bakın, koca Kafkaslara, zamanı evvelde din götüren bir ordu değil, bir tüccardır. Çünkü güven vermek, dürüst olmak, örnek olmak tek başına dağları devirebilir.
Bir de bizim çarşılara bak azizim. Aynı sokakta iki dükkân; biri 100 lira der, diğeri aynı ürüne 150. “Bereket versin” demeden “Nasıl kazıklayayım” diye düşünen esnafın vicdan terazisi bozulmuştur. Sonra da çıkıp dürüstlükten dem vurur.
Hani bir buyruk der ya:
“Nasılsanız öyle yönetilirsiniz.”
Doğrudur.
Çünkü niyetini düzeltmeyen, fikir düzeltemez. Fikri bozuk olanın duygusu da çarpıktır. Duygusu eğri olanın davranışı yamuktur. Ve bu yamukluklar bir araya geldi mi, ortaya çıkana “dünya düzeni” ” varolan sistem” diyoruz. Oysa o düzen dediğimiz şey, aslında insanların ortak niyetinin yansımasıdır.
İnsan değişirse, bakışı değişir.
Bakışı değişirse, davranışı değişir.
Davranışı değişirse, dünya değişir.
Yani çözüm dışarda değil; içerdedir, içimizdedir.
Düzelirse dünya ve de insan, işte o zaman silahla değil sevgisizlik korkutur bizi. Düzelmez ise kalplerimiz mayın tarlasına döner.
Herkes birbirinin içinden kuşkuyla geçer. O yüzden azizim, önce kendimizi düzeltmeden dünyayı düzeltmeye kalkışmak, eğri cetvelle doğru çizgi çizmeye benzer.
Velhasıl…
Dünya çok büyük bir yapboz.
İşte şimdi anlatacağımız fıkrada, küçük bir çocuğun, koca bir dünyayı nasıl toparladığına şahit olacağız.
Zaman Odur ki
Adam, modern dünyanın çarklarında haşat olmuştu.
Tatil demişlerdi ama o tatil, kredi kartı ekstresi kadar kısa, trafik kadar yoğundu.
Üç kuruşluk huzur, beş kuruşluk borçla satılıyordu bu çağda.
Neyse…
Akşam eve geldi, yorgun, bitik. Bir kahve içecek hâli bile yoktu. “Bu sefer sadece koltuğa uzanacağım,” dedi kendi kendine.
Plan basit: ”Uzan, uyu, rüya gör, sabah borçlarını unutmuş gibi davran.”
Tam koltuğa gömüldü ki…
— “Baba!” dedi minik oğlu, sesindeki heyecan Disney müziği gibi çınlıyordu, “Tatilde beni gezdirecektin. Söz vermiştin!”
Adamın gözleri kısıldı. Söz vermişti evet, ama vücut, onu taşımayacak kadar emekli hissediyordu kendini.
Baba yalan söyleyemezdi, ama gezmeye de gidemezdi. Yorgundu. Arada kalmıştı.
Gözü masanın üzerindeki, alınmış ama yapılmamış dünya haritası yapbozuna takıldı.
— “Bak oğlum,” dedi, “bu dünya haritası yapbozu çok güzel. Kıtalar, ülkeler, adalar biraz karışık ama sen zekisin.. Hadi sen bunu tamamla. Bitirince gezmeye gideriz.”
Kendi kendine de düşündü: “Zaten yapamaz… Ben de bu arada şekerleme yaparım.”
Çocuk yapbozu aldı, dikkatlice masaya serdi. Adam ise uzandı ve modern insanın tek lüksü olan kısa uykuya daldı.
Bir süre sonra, tatlı bir rüyanın tam ortasında çocuk dürttü:
— “Baba kalk! Yapbozu bitirdim. Hadi gezmeye!”
Adam, uykuyla uyanıklık arasında bir yerde homurdandı:
— “Yapbozu bitirince gideriz demiştim oğlum… ama sen onu şimdi..hemen..nasıl yaani…”
Çocuk masayı işaret etti. Baba gözlerini ovuşturup baktı. Harita tamamdı! Kıtalar doğru yerde, adalar denizlerde ve okyanuslarda…okyanuslar bile mavi duruyordu. Adamın ağzı açık kaldı.
— “Aaa… Oğlum bu nasıl oldu? Sen bu koskoca dünyayı nasıl birleştirdin?!”
Çocuk gayet sakin cevapladı:
— “Çok kolay oldu baba. Yapbozun arkasında bir insan resmi vardı. Ben önce insanı düzelttim, sonra bir baktım ki dünya kendiliğinden düzeldi!”
Fıkradan Anladıklarımız.
- “Kendini bilen, Rabbini bilir.” (Türk–İslam tasavvuf hikmeti) İnsan önce iç dünyasını tanımadan dış dünyayı anlayamaz.
- “İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır.” (Türk atasözü) Eleştiri önce kişinin kendisinden başlamalıdır.
- “Balık baştan kokar.” (Türk atasözü) Toplumdaki bozulma bireyden başlayıp genele yayılır.
- “Ağaç yaşken eğilir.” (Türk atasözü) Eğitim ve karakter küçük yaşta şekillenir.
- “Nasıl bakarsan öyle görürsün.” (Anadolu irfan sözü) Dünyayı algılayış biçimimiz iç dünyamızın yansımasıdır.
- “Ne ekersen onu biçersin.” (Türk atasözü) Niyet ve davranışların sonucu mutlaka geri döner.
- “Dervişin fikri ne ise zikri de odur.” (Türk–İslam irfan sözü) İç niyet dış davranışları belirler.
- “Bir elin nesi var, iki elin sesi var.” (Türk atasözü) Dünya ortak akılla daha kolay düzelir.
- “Akıl akıldan üstündür.” (Türk atasözü) Farklı görüşler gelişimi güçlendirir.
- “Gönül neyi isterse göz onu görür.” (Karadeniz halk sözü) İnsan dünyayı kendi içinden yorumlar.
- “İnsan insanın aynasıdır.” (Türk–İslam hikmet sözü) Başkalarında gördüğümüz çoğu şey kendimizin yansımasıdır.
- “Bir mum diğer mumu yakmakla ışığından kaybetmez.” (Türk–İslam kültürü) İyi örnek olmak toplumu da aydınlatır.
- “Eğri cetvelle doğru çizgi çizilmez.” (Anadolu halk sözü) Kendisi düzelmeyen kişi dünyayı düzeltemez.
- “Her koyun kendi bacağından asılır.” (Türk atasözü) Her birey kendi sorumluluğunu taşımalıdır.
- “Üzüm üzüme baka baka kararır.” (Türk atasözü) İnsan çevresinden etkilenir.
- “Karga kekliğe özenmiş, kendi yürüyüşünü unutmuş.” (Türk atasözü) Kör taklit kimliği bozar.
- “Söz gümüşse sükût altındır.” (Türk atasözü) Bilmeden konuşmaktansa düşünmek daha değerlidir.
- “Niyet hayır, akıbet hayır.” (Türk–İslam irfan sözü) Samimiyet iyi sonuçların temelidir.
- “İnsan düzelirse zaman da düzelir.” (Modern Anadolu hikmet sözü) Toplumun değişimi bireyden başlar.
- “Önce insan, sonra dünya.” (Modern Anadolu hikmet sözü) Büyük dönüşüm iç dönüşümle başlar.
Metin KOCA