Salomon’un 10 Dolarlık Felaketi

 

“Salomon’un 10 Dolarlık Felaketi”

Tarih boyunca insanlar hep paranın peşinden koştu. Kimisi onunla huzur bulacağını sandı, kimisi kudret kazanacağını. Lakin para dediğin şey; cebine girince dostu çoğaltır, çıkınca aynaya bile yabancılaştırır.

Ticaret yapanın gözü hep hesapta, yardım edenin bile gönlü bir teşekkürde olur bazen. İşte böyle zamanlarda, karakter ile karaktersizlik arasındaki çizgi, bir parmak uzunluğundadır.

Para insanı bozar mı bilinmez ama, bazıları henüz hiç düzelmemiş gibidir. Menfaatin dini, dili, ırkı olmaz.  Çünkü, Hırs insanın içindeyse, pasaport taşımaz.

Para her şeyin ölçüsü değildir.

Kimin ne kadar değeri olduğu, karakteriyle değil; bankadaki bakiyesiyle ölçülüyor bu zamanda. “Adamın parası var, bir bildiği vardır,” diyerek saçma sapan fikirlerin peşinden gidiyoruz, sırf konuşan zengin diye. Oysa nice iflaslar, yanlış ortaklıklar, alavere dalavere işler hep bu “parası olan doğrudur” anlayışının sonucu değil mi.

Para o kadar sistemimizi bozmuş ki, her davranışta karşılık bekliyoruz.  Hatta iyilik yapana fatura kesenler bile var. Menfaat dostluğu öyle bir noktaya geldi ki, birinden selam alasın geliyor, hemen arkasından soruyorsun: “Acaba ne isteyecek?”

Dostluklar “ortaklık“, merhametler “yatırım”, samimiyetler ise “strateji” haline geldi. Kimse kimseye bedava gülümsemiyor artık. Çünkü gülerken bile kazanç hesaplanıyor.

Hele bir de birilerine güvenip üç kuruşluk ortaklık yapmaya kalkarsan… Senin niyetin gönülden, onlarınki cebinden. Sonuç: hem gönül kırılır, hem cebin.

Böyle bir dünyada, iyiliği yapan da suçlu, kazıklanan da. Çünkü herkes, bir kazığın kime ait olduğunu konuşmadan önce, menfaate kim ortak oldu ona bakıyor.  Ortada enayi varsa, sistem çalışıyor demektir.

Ama ne yapalım?

Mizah bizim elimizdeki tek silah. Gelin, şimdi sizi böyle bir dünyanın ortasında geçen, “paranın kutsal sayıldığı ama aklın yok sayıldığı” bir fıkraya götüreyim.

 

Zaman odur ki

Salomon sabah sabah kahvede saçını başını yoluyordu. Millet çayını karıştırırken, o kafasını karıştırıyordu.

— Eyvah! Mahvoldum! Yandım! 10 dolarım gitti!

Kahvede oturanlar, sanki ulusal felaket olmuş gibi etrafına toplandı. Yahudi milleti, parayı severdi; ama Salomon bir başka severdi.

— 10 dolar için mi bu yaygara? — dedi biri.

Salomon gözlüğünü düzeltti:

— Dinleyin hele şu başıma geleni. Dün çarşıda gezerken sahile indim. Parkta otururken çantamı bankta unutmuşum. İçinde tam 50 bin dolar vardı!

Herkesin gözleri fal taşı gibi açıldı.

— Ulan desene! 10 dolar değil, 50 bin dolar gitti!

— Yoo… O kısmı iyi. Çantayı bir Müslüman bulmuş. Biz onlara kötülük yapsak ta onlar iyilikten vazgeçmiyorlar. sağ olsunlar. Getirdi çantamı ve paracıklarımın hepsi tastamamdı..

— E güzel işte. O zaman sıkıntın niye. Bu paralanmalar neden?

— Ama taksiyle gelmiş! Çantayı verdi, sonra döndü: “Taksi parası 10 dolar.” dedi. Aldı gitti.

— Peki ya 50 bin?

— O bende kaldı. Ama 10 dolarım gitti! Yazık bana!

Kahvede bir sessizlik… Ardından bir kahkaha tufanı . ( nankör herif der gibi…)

— Ulan 50 bini kurtardın hâlâ 10 dolara mı yanıyorsun!

Salomon derin bir nefes aldı:

— Bu bir prensip meselesi! Madem iyilik yapıyorsun, tam yap! Taksi parasını da sen öde! Hem 10 dolar kolay mı kazanılıyor!

Tam o sırada telaşlı telaşlı Avrom içeri girdi:

— Salomon! Acil 10 dolara ihtiyacım var! Yarın öderim, vallahi! Peygamber kefil öderim. Yehova aşkına yarın ödeyecem.!

Salomon gözlüğünü indirip baktı:

— Veririm… ama bir saat yalvarırsan!

— Ne alaka?

— En azından  egom tavan yapsın. Çok üzüldüm bugün. Para giderken ruhum eğlensin.

Avrom yalvarmaya başladı:

— Ne olur ver, Salomoncum… Kola da içmem, tost da istemem… Seninle çifte tavla bile oynamam…

Kahvedekiler kırıldı gülmekten. Tam ortam yumuşamıştı ki Salomon tekrar iç çekti:

— Ama asıl mesele bu değil. Ben iflas ettim.

— Nasıl yahu? Sabah 50 bin doları kurtardın. O parayla mı ortak oldun!

— Hayır  tabiiki.  Maiz’le daha önce şirket kurmuştuk. Onun 100 bin doları vardı, benim 10 dolarım. Onun parası benim aklım vardı…

— Ne güzel… Sonra?

— Sonra şirket battı. Gitti benim 10 dolar da.

— Maiz  bu iflas durumuna ne diyor?

— Diyor ki: “Senin yüzünden ben de battım.” Ama olsun tekrar kazanır tekrar kurarız. Ama bu defa senin ortak almam. Aklını da kullanmam. Olan benim 10 dolara oldu.!

O esnada garson çayı masaya bıraktı:

“Abi istersen bu çayı da ‘ortaklık’ diye verelim, Tecrübelisin. Batmaz belki!”

Fıkradan anladıklarımız

  1. İnsanlar çoğu zaman küçük kayıplara ağlayarak büyük kazançları unutur.
  2. Prensip adına yapılan abartılar, aslında ego korumasıdır.
  3. İyilik yapmak isteyenin içinde fatura olmaz. İyiliklerde karşılık beklenmez. Teşekkür bile beklemek iyiliğin ticaret şeklinde yapılmasıdır.
  4. Yardım etmek, karşılık beklemeyi değil, fazilet göstermeyi gerektirir. İyilik karşılıksız ve beklentisizdir.
  5. Kimi dostluklar sadece menfaat ortaklığıdır.
  6. Küçük yatırımlarla büyük felaketler yaşamak bazen karakterle ilgilidir, parayla değil.
  7. Mizah, trajedinin gülümseyen kardeşidir.
  8. En büyük kayıp, güvenin kaybıdır; para değil.
  9. Zekâsı olmayanın cebinde para olsa da, hayat hep onu ezer.
  10. Güvenin istismarı, ortaklığın en hızlı çöküş nedenidir.
  11. Paraya değil, değerlerine yatırım yapan adam uzun vadede kazanır.
  12. Karşılıksız dostluk, bu çağın en az rastlanan hazinesidir.
  13. İnsan bazen 10 dolara değil, dünya görüşünün çöküşüne ağlar.
  14. Herkesin bir fiyatı vardır ama bazıların ki sadece çaydır.
  15. Herkese güvenme; kimi insanlar şirket kurar, kimi hayal batırır.
  16. En büyük zararı para kaybettirir sanırız; oysa en derin zarar karakterden gelir.
  17. İflas her zaman mali değildir; bazen insanlık iflas eder.
  18. Mizah, toplumsal eleştiriyi yumuşatarak sunan en etkili ilaçtır.
  19. Hayatta asıl mesele, çayı kiminle içtiğindir.
  20. İyilik reklam için değil, yürek için yapılır. Yarısını yapıyorsan, hiç yapma.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur Dünya tarihi boyunca sistem değişti, yönetimler değişti, ama değişmeyen tek şey …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir