56.Eğitilmemiş Zekâ, Gösteriye Dönüşür

56.Eğitilmemiş Zekâ, Gösteriye Dönüşür

 “Bir ülkeyi güçlü yapan şey, kaç savaş kazandığı değil; kaç çocuğun yeteneğini fark edip yönlendirdiğidir.”

Toplumları ileri taşıyan en büyük güç, bilim ve eğitimdir. Devletler; bilime, ilime, akla ve üretkenliğe değer verdikçe yücelir.

Medeniyetin temeli, sadece geçmişi tekrarlamak değil; geçmişin üzerine yeni bilgiler, anlamlı buluşlar ve faydalı uygulamalar inşa edebilmektir.

Her bireyin içinde bir potansiyel vardır, ama bu potansiyelin nasıl ve nereye yönlendirildiği bir ülkenin kaderini belirler.

Bir çocuk saatlerce top sektirebilir. Başkası ise yaprak koleksiyonu / pul veya böcek koleksiyonu da yapar. Bir başkası, saatleri söküp takar, bilgisayarı tamir eder.

Bunların hepsi birer beceridir, ama önemli olan o becerilerin rehberlik edilerek faydalı bir alana yönlendirilmesidir.

Bir çocuk nohutları tek tek ipe diziyorsa, ya sabrı büyüktür ya da yönlendirilmemiş bir zekâsı vardır.

Sabır güzeldir; ama ne uğruna sabrettiğin, sabrın kıymetini belirler.

Eğitim sistemlerinin en büyük görevi, yetenekleri israf ettirmemek, boş zamanla değil, dolu hedeflerle zenginleştirilmiş yollar açmaktır.

Gençleri yalnızca sınavlara değil, aynı zamanda hayata hazırlamak gerekir.

Bir öğrenci, sanatla ilgileniyorsa, onu matematikle zorlamak değil, sanat yoluyla üretkenliğe teşvik etmek gerekir. Zanaatkâr mı olmak istiyor? O zaman ona çekiçle değil, ustalıkla yol gösterilmelidir.

Diğer taraftan eğlence de hayatın bir parçasıdır. Mizah, dinlenme, gösteri, sahne… Bunlar da insan ruhunun gıdasıdır. Ama her eğlence değerli değildir; her gösteri ödüle layık değildir. Bazı işler yalnızca “vay be!” dedirtir, ama “neden?” sorusuna yanıt veremez. İşte o zaman alkışın sesi büyük olur ama içeriği boş kalır.

Gerçek lider, halkını yalnızca eğlendiren değil; eğlendirirken düşündüren, düşündürürken geliştiren ve yönlendiren kişidir.

Sultan Temel’in kıssasında da anlatıldığı gibi, zekâ boş işe adanırsa, ortaya çıkan sadece uzun süren bir gösteridir. Ama o zekâ doğru yöne kanalize edilirse, ortaya medeniyet çıkar.

Ve unutulmamalıdır ki; sabır, emek ve zaman değerlidir. Ama yönsüzse, hepsi boşa gider. O yüzden çocuğa çuvaldız değil, hedef vermek gerek. Yetenekli insana teşvik değil, rehberlik vermek gerek. Mizahı sevene sahne değil, anlam katmak gerek. Çünkü maharet, tek başına bir değer değildir. Faydayla birleşirse anlam kazanır.

 

Zaman Odur ki

Bir gün, Sarayın avlusuna cüppesi uçuşan, göğsü kabarık bir hokkabaz çıkagelmiş. Elinde mendil yok ama gururdan alnı terli! Sarayın nöbetçisine demiş ki:

— “Ben yıllarımı verdim, göz nuru döktüm, tırnaklarımla kazıya kazıya öyle bir hüner edindim ki, artık bu başarıyı yalnız içimde tutamam! Sultan Temel’imize sunmak istiyorum!”

Temel, o zamanlar Osmanlı’nın en ‘ilme açık’ padişahlarından biriymiş. Ne görse destekler, ne duysa ödüllendirirmiş. Hele bir de “Bu işe yıllar verdim” lafını duydu mu, hemen kulaklarını kabartırmış. Saraydaki danışmanı Dursun’a seslenmiş:

— “Getirin hele şu adamı. Bakalım yıllarını verdiği şey, bizim memlekete de biraz akacak mı?”

Hokkabaz huzura çıkmış, eğilmiş, övgülerle kendini cilalayıp başlamış:

— “Sultanım! Yıllardır sabırla çalıştım. Geceleri yıldızlarla konuşup gündüzleri toprakla yoğruldum. Nihayetinde, insanlık tarihine geçecek bir meziyet geliştirdim!”

Temel gözlüğünü takmış, koltuğunda doğrulmuş:

— “Buyur göster de biz de tarihe geçelim.”

Hokkabaz bir çuval nohut istemiş. Getirmişler. Sonra da bir tencere sıcak su… Nohutları biraz haşlamış, yumuşatmış. Ardından bir yardımcı rica etmiş. Yardımcıyı sarayın diğer ucuna göndermiş. O da başlamış nohutları tek tek fırlatmaya… Hokkabaz ise elinde çuvaldızla hepsini havada yakalayıp bir ipe dizmiş. Nohutlardan tespih diziyor ama bu tespih sabır değil, sabır taşını çatlatan cinstendi!

İzleyenler hayret içinde… Vezirler “Vallahi bu adam deli ama zeki” diye fısıldaşıyor. Saray erkanı alkış tutuyor, bazıları da nohutun markasını soruyor.

Temel başını sallamış, sonra alkışlayanlara dönmüş:

— “Bitirdi mi bu nohut olimpiyatını?”

— “Bitirdi Sultanım. Hiçbir nohut yere düşmedi!”

Temel başını sallamış, ayağa kalkmış, hokkabazın gözlerinin içine bakmış:

— “Sana ödülüm şudur: bir çuval nohut daha! İster pişir ye, ister yine diz, ister teşbih yap çek… Ne yaparsan yap, yeter ki beni bir daha çağırma!”

Hokkabaz şaşkın:

— “Efendim… Bu biraz az olmadı mı? Sonuçta yıllarımı verdim!”

Temel kıkırdamış:

— “Evladım sen yıllarını verip nohut dizmişsin. Memlekete ne faydası var? İlim mi? Yok. Bilim mi? Yok. Hedef? Yok. Ama boş zaman bol! Bari bir işe yarasın, yemek yap yersin .”

 

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “Ham cevher işlenmezse taş kalır.” (Türk halk hikmeti) Yetenek, eğitimle yönlendirilmediğinde değerini gösteremez.
  2. “Boş uğraşın dumanı çok, ateşi az olur.” (Karadeniz yöresel sözü) Gösterişli emek her zaman fayda üretmez.
  3. “Nohut dizen el, yol da çizer.” (Anadolu halk sözü) Sabır doğru hedefe yönelirse büyük işler çıkarır.
  4. “Maharet yön bulursa sanat olur.” (Osmanlı irfan geleneği) Ham beceri, rehberlikle medeniyete dönüşür.
  5. “İşin kıymeti sonucunda ölçülür.” (Rumeli Türkleri sözü) Uzun emek, topluma katkı sağlamıyorsa eksik kalır.
  6. “Çuvaldız eldeyse kumaş bekler.” (İç Anadolu yöresi) Araç kadar amaç da önemlidir.
  7. “Yönsüz zekâ, dönen değirmen taşı gibidir.” (edebî halk özdeyişi) Çok hareket eder ama yerinde sayar.
  8. “Sabrın yönü yoksa ömür yorulur.” (Doğu Anadolu sözü) Emek, hedefsiz kalınca insanı tüketir.
  9. “Marifet fayda ile ölçülür.” (Türk–İslam hikmeti) Alkış değil, ortaya çıkan değer belirleyicidir.
  10. “İğne küçük, işi büyüktür.” (Anadolu halk sözü) Küçük beceriler doğru kullanıldığında büyük sonuç verir.
  11. “Gösteri çabuk parlar, ilim geç söner.” (Azerbaycan Türkleri sözü) Kalıcı olan gösteriş değil bilgi üretimidir.
  12. “Hedefsiz emek rüzgâra savrulur.” (modern özdeyiş) Yön verilmeyen çaba boşa gider.
  13. “Yetenek ustayla yol bulur.” (Türkmen halk sözü) Rehberlik, potansiyelin gerçek değerini ortaya çıkarır.
  14. “El becerisi akıl ile anlam bulur.” (Anadolu halk hikmeti) Fiziksel maharet düşünceyle birleştiğinde fayda sağlar.
  15. “Sabır tek başına nimet değildir.” (İslam irfan geleneği) Sabrın hangi hedef uğruna gösterildiği önemlidir.
  16. “İşsiz maharet, susuz değirmendir.” (Sivas yöresi) Yetenek doğru alanda kullanılmazsa verimsiz kalır.
  17. “Boş alkış ömrü doyurmaz.” (Karadeniz halk sözü) Takdir geçicidir, kalıcı olan üretimdir.
  18. “Her emek meyve vermez, doğru toprak ister.” (Anadolu halk sözü) Çaba uygun zemine yönlendirilmelidir.
  19. “Yol gösteren usta, ömür kazandırır.” (Türk halk hikmeti) Doğru rehberlik yılların boşa gitmesini önler.
  20. “Maharet hedefe değerse kıymet bulur.” (edebî özlü söz) Beceri, fayda üretmediği sürece sadece gösteridir.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir