26.Temsil Etmeyen Seçilmişler !

26.Temsil Etmeyen Seçilmişler !

Efendiye Sümsük, Zorbaya Karizma Diyen Bir Dünya’da düzen  ve huzur nasıl olur ki! 

Bazı toplumlar vardır; yönetenini kral sanır, onun karşısında eğilmeyi ibadet sayar.
Eleştiriyi saygısızlık, itirazı isyan, sessizliği erdem, bağırmayı liderlik sanır.

Hele ki birey eğitimden, sorgulamaktan uzaksa… Hele ki köylüyse, çaresizse…
Devleti, kendine ait olmayan ama kendinden güçlü bir kudret gibi görür.
Bir üniforma gördü mü dizleri titrer, mühür gördü mü boynu bükülür.
“Devlet büyüğü bilir,” denmiştir ona. O da susar, razı gelir.

Ve böylece halk olmak, yerini sürüye; temsil edilmek, yerini istismar edilmeye bırakır.

Cehaletin gövdesine korku giydirilir bazen…

Cahil bırakılan insan önce korkutulur.
Sonra o korkunun gölgesinde yaşamaya alıştırılır.
En sonunda, hakları birer birer elinden alınır.
Çünkü bilmeyen insanın malı da kolay alınır, evladı da…

O, hakkını bilmediği gibi hakkını yiyeni de “büyük” sanır.
Ona sadece “devlet bilir” denmiştir. Ve o da inanmıştır. Okumuş adamlar yanlış yapacak değiller ya!

Birde makamın gölgesinde meşruiyet arayanlar vardır.

Ah o makam yok mu…
O koltuğa oturan bazıları kendini yasa zanneder.
Kural tanımaz, yolu hep biz biliriz havasında olurlar.
Kanun, onun dudağından düşen cümledir.
Ordu, elindeki bastondur sanki

Devletin bütün imkânları kendi keyfi için seferber edilir.
Vergi halktan, şatafat kendi sofralarınadır.
Kolluk kuvveti bile halkı değil, onu korur.
Devletin çivisi yerinde durur belki ama, yönü çoktan kaybolmuştur.

…..

Ne acı ki düzen bozulunca her şey bozulur ya! .
Bazı genç kızlarımız, efendiliği zayıflıkla karıştırır.
“Ağırbaşlı, saygılı bir delikanlı var,” dersin;
“Hmm, sessizdir o. Beni sarmıyor,” der.

Oysa yüksek sesle konuşan, masaya yumruk vuran biri heyecan sanılır.
Gürültü çekicilikle karıştırılır.
Sonra o yüksek ses, evde yankılanan çığlıklara dönüşür.
Zarif görünen zalimlik, zamanla evliliğe, sonra yıkıma evrilir.

……

Birini gönderirsin, seni temsil etsin diye.
“Aracı” dersin adına…
Ama o, seni değil; kendi çıkarını temsil eder.
Ve unutursun temsil edildiğini, çünkü o seni çoktan unutmuştur.

Halk, güveneceği kişiyi tanıyamaz hale gelir.
Çünkü temsil, karakterle değil makamla ölçülmeye başlanmıştır.

İşte size bir fıkra…Kararı siz verin. Fikirleri siz çıkarın…

Zaman Odur ki

Vaktiyle…
Osmanlı’nın son dönemleri, Sultan Abdülhamid devri…

Kudretli bir vali vardır. O kadar kudretli ki,  emri saraydan değil, kendi gönlünden alır.

Valinin oğlu bir gün köylerden birine gider, ve orada bir kıza âşık olur.
Ama bu aşk sıradan değildir.
Sanki aşkı değil, devleti ilan etmektedir çocuk.

Kız, köyün nazlısı…
Edep, hayâ ve ölçü ile büyümüş.
Selam vermez, dedikodu olur diye.
Ama delikanlı işi büyütür.
Aile de işi resmiyete dökmek ister.
Bir memur gönderilir, kızın babasının kapısı çalınır.

Köylü baba düşünür, taşınır:
— Hayır efendim, saygımız büyük ama gönül bu.
Karakterini bilmeden, sadece makamına , zenginliğine malına mülküne  bakarak kız verilmez.
Valinize söyleyin, bizim öyle bir aileye verecek kızımız yok.

Bu cevap vali beye ulaşınca ortalık karışır.

— Ne demek “vermem”?
Ben koskoca valiyim.
O köyü komple satsan, benim odam kadar etmez!

Ertesi gün…
Vali bey yanında asker, önünde jandarma, köyü basar.
Silah sesleri, naralar, kelepçeler…
Köylü baba dışarı çıkarılır.

Vali bağırır:

— Neden vermiyon ulan oğluma kızı?!

Köylü, hafif bir tebessümle cevap verir:

— Efendim, usulüne uygun istemediniz ki…
Elçiniz doğru düzgün anlatmadı.
Siz böyle gelip anlatsaydınız, biz de verirdik elbet.
Sizden iyisini mi bulacağız?

Ama bu devirde silah konuşur, korku hüküm sürer…
Geçer akçe nezaket değil artık, baskıdır.

Derin bir nefes alır:

— Verdim gitti kızı.
Düğünü ne zaman yaparsanız yapın.

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “Çatı eğriyse duvar doğrulmaz.” (İç Anadolu halk sözü) Tepedeki bozulma, aşağıdaki düzeni de kaçınılmaz olarak bozar.
  2. “Kuyu başı bulanırsa dere temiz akmaz.” (Karadeniz halk sözü) Yönetimdeki bulanıklık halka kadar yayılır.
  3. “Kılavuzu serçe olanın yolu çalıya düşer.” (Anadolu halk sözü) Yanlış rehber, toplumu çıkmaza sürükler.
  4. “Taş yerinde ağırdır.” (Türk atasözü) Yetki ancak ehil elde değer kazanır.
  5. “Köprü çürükse kervan geçmez.” (Türkmen atasözü) Temsil sistemi güven vermiyorsa toplum ilerleyemez.
  6. “Sert rüzgâr ağacı büyütmez, kökünü söker.” (Rize yöresi halk sözü) Baskıyla kurulan düzen kalıcı olmaz.
  7. “Harman savrulunca saman ortaya çıkar.” (Anadolu atasözü) Kriz anları gerçek karakterleri ortaya çıkarır.
  8. “Dost sözü ilâç gibidir, acı gelir.” (Azeri atasözü) Gerçek temsilci hoşuna gideni değil, ihtiyacın olanı söyler.
  9. “Ağaç kökünden su ister.” (Konya halk sözü) Halktan kopan yönetim uzun süre ayakta kalamaz.
  10. “Kuyu kazana önce ip gerekir.” (Kayseri esnaf sözü) Güç kullanmadan önce usul ve yöntem gerekir.
  11. “Yel ile gelen, sel ile gider.” (Türk atasözü) Zorbalıkla kurulan itibar kalıcı değildir.
  12. “Sükût bazen korkunun dilidir.” (Tasavvufi halk sözü) Sessizlik her zaman onay değil, çaresizlik olabilir.
  13. “Demir tavında dövülür.” (Türk atasözü) Toplum bilinci zamanında eğitilmezse korku kökleşir.
  14. “İpi kopan çan çok ses çıkarır.” (Anadolu taşlaması) Gürültü çoğu zaman gerçek güç değil, zayıflık göstergesidir.
  15. “Kapıyı zorlayan misafir olmaz.” (Türk halk sözü) Saygı ve temsil zorlamayla değil, güvenle kurulur.
  16. “Çamurla sıvanan duvar ilk yağmurda akar.” (Doğu Anadolu sözü) Sahte otorite ilk sınavda çözülür.
  17. “Sürüyü korku değil, güven toplar.” (Türkmen halk sözü) Kalıcı birlik baskıyla değil güvenle sağlanır.
  18. “Toprağı inciten tohum yeşermez.” (Türk–İslam irfan sözü) Zorla kurulan ilişkiler hayır getirmez.
  19. “Rıza olmayan yerde bereket olmaz.” (Anadolu irfan sözü) Gönülsüz kurulan bağlar huzursuzluk üretir.
  20. “Temsil, koltukla değil karakterle olur.” (Modern Anadolu hikmet sözü) Makam değil ahlak güven verir.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir