25.Şehir de, Sistem de Çok Bozuldu Gardaş”

25.Şehir de, Sistem de Çok Bozuldu Gardaş

Temizlik imandandır” deriz ama imanı başkasına, pisliği sokağa bırakırız.

Çevreyi korumak isteriz ama elimizdekileri de içimizdekileri de yere atmadan rahat edemeyiz.

Üzerimize düşeni yapmak yerine, başkasını suçlamak daha kolayımıza gelir.

Çünkü bu çağda herkes “düzeni bozanlardan şikayetçi” ama nedense hiç kimse o düzenin nasıl bozulduğunu hatırlamaz.

Sanki çöp bidonları değil, vicdanlar dolmuş!

Yere sigara izmariti atan “şehir çok bozuldu” der,  Cam şişeyi kırıp çevreye atan “gençlik elden gidiyor” diye ah eder. Her türlü bitkiyi yok edenler “doğa bilinci kalmamış” diye konuşur.

Ve tuhaf bir şekilde herkes haklı olur… bir tek doğa hariç.

O yüzden biri “Bu şehir ne hale geldi!” dediğinde, benim ilk sorum şudur:

— Senin cebinden yere düşenle mi geldi o hale, yoksa ağzından çıkanla mı?

“Bu ülkede bozulmamış ne kaldı?” diye sorarsanız, cevabı çok basit:  Çok az insanda kalan “Vicdan… ama o da yedekte bekliyor.”

Ne garip,

Kimse düzeni bozmamış ama düzen çökmüş,

Kimse sistemi çökertmemiş ama sistem yerle bir olmuş.

Kimse çöp atmıyor ama sokaklar ve çevre pis,

Kimse yalan söylemiyor ama herkes kandırılmış,

Kimse torpil yapmıyor ama liyakat mezara gömülmüş.

Kimse saygısız değil ama sokaklar kavga meydanı.

Ve en hazini ne biliyor musunuz?

En çok şikâyet edenler, belki de en çok bozanlar.

Çevreye pislik atan: “Bu şehirde yaşanmaz olmuş!” der.

Torpille memur olan: “Bu ülkede adalet kalmadı!” diye söylenir.

Çocuğuna kitap yerine tablet alan: “Eğitim sistemi çöktü!” diye ağlar.

Haftada bir kitap bitirmeyen ”En iyi ben  bilirim” der çevresini cahillikle suçlar.

Kaldırıma araba park eden: “İnsanlar düşüncesiz olmuş!” diye veryansın eder.

Sosyal medyada sabah akşam kavga eden: “Toplumda tahammül kalmamış!” diye fetva verir.

Bu topraklarda herkes hasta ama kimse hastalığını kabul etmez.

konuşmalarına bakınca, sosyal medya paylaşımlarına bakarsan müftü karısı dersin,  gerçek yaşantı davranışlarını görünce sokak yosması dersin.

Konuşunca mangalda kül bırakmayan delikanlılık taslayanlar şeytana pabucunu ters giydirir

Herkes dertli ama kimse derman olmaya niyetli değil.

Çünkü sorumluluk almadan kahraman olmak, temizlik yapmadan temiz görünmek ve her şeyi bozup sonra da şikâyet ederek arınmak, neredeyse milli refleks haline gelmiş durumda.

İşte tam da böyle bir atmosferde geçiyor fıkramız:

Güzelliğin tabelada kaldığı, vicdanın ceket cebinde taşındığı, ve şehirleri en çok kirletenlerin en çok şikâyet ettiği, o tanıdık, absürt, ama bir o kadar gerçek dünyada…

Hazırsanız, buyurun.

Kendimizi görmezden geldiğimiz o ironik sahneye bir bakalım…

Zaman Odur ki

Adam, sabah sabah ‘‘Şehri Güzelleştirme Derneği” nin önüne geldi.

Dernek tabelasında koca harflerle “Daha Temiz Bir Gelecek İçin El Ele!” yazıyordu ama içeriden kahkaha sesleri geliyordu. Anlaşılan, klimalı ortamda doğa kurtarılıyordu.

Biraz soluklanayım,” dedi. Ama bankta yer yoktu. Hiç bozmadı kendini.

Derneğin önündeki çiçek saksısını ters çevirdi, üstüne oturdu:

— Bak, böyle oturunca şehirle bütünleşiyorum.

Saksıdaki çiçek az ileride can çekişmeye başladı ama adam, kendince “farkındalık yaydığı” için vicdanı rahattı.

Sırt çantasından siyah bir cam şişe çıkardı. Birkaç yudumda fondipledi.

Sonra şişeye hüzünle baktı:

— Bu da bitti şerefsiz…

Olimpiyat atıcısı edasıyla çöp kutusuna nişan aldı ve fırlattı.

Ama sonuç: cam şişe kaldırımda tuzla buz oldu.

Cam parçası ayağına batınca bu kez kendisi kızdı:

— Bu şehirde yaşanmaz olmuş be!

Sinirle kalktı, saksıyı kaptığı gibi biraz ötede bir kaldırım kenarına geçti.

Yol kenarına oturdu. Huzur arıyor sözde…

Sigara üstüne sigara yaktı. İzmaritleri şekiller vererek fırlatıyordu:

Kimi kalp, kimi yıldız… resmen modern sanat!

Bir ara izmaritlerle “Çevre Temizliği Haftası” yazmaya çalıştı ama “Temiz” kelimesinde malzeme bitti.

Burnunu önce elinin sırtına, sonra avucunun içine, en son tişörtüne sildi.

Hayatı minimalist yaşıyordu, mendil lüks sayılırdı.

Yoldan geçen herkese dik dik bakıyordu.

Bir çocuk elinde balonla geçti, adam hemen homurdandı:

— O balonu oraya attı mı bak hele!

Tam o sırada karşıdan el ele bir çift geçti.

Genç bir kadın, genç bir adam… Gülümsüyor, göz göze bakıyorlardı.

Adam, onları bir süre süzdü. Sonra içinden gelen o derin ahlaki farkındalıkla söylendi:

Tövbe bismillah ya Rabbim… Ahlak kalmamış. İnsanlar ne hale gelmiş böyle? Bu şehir çok bozuldu, ah çok!

Genç dönüp nazikçe sordu:

— Buyrun abi, bir şey mi dediniz?

Adam, yere bastırıp sigarasını söndürdü. Arkasına yaslandı.

Gözlerini göğe dikti, dumanı üfledi. Bilge bir edayla mırıldandı:

— Bu şeher çok bozuldi gardaş… ama kimse benim kadar üzülmüyor!

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır.” (Türk atasözü) Başkasını suçlamadan önce kişi kendi payını görmelidir.
  2. “Ne ekersen onu biçersin.” (Türk atasözü) Şehri ve sistemi kirleten davranışlar bir gün topluma geri döner.
  3. “Aynası iştir kişinin, lafa bakılmaz.” (Türk atasözü) Söylenen söz değil, yapılan davranış karakteri gösterir.
  4. “Temizlik imandandır.” (Türk–İslam kültürü / hadis meali) Temizlik yalnız çevrede değil, vicdanda ve davranışta da olmalıdır.
  5. “Balık baştan kokar.” (Türk atasözü) Sistemdeki bozulma bireyden başlayıp genele yayılır.
  6. “Kendi düşen ağlamaz.” (Türk atasözü) Sonucu kendi hazırlayan kişi suçu dışarıda aramamalıdır.
  7. “Mum dibine ışık vermez.” (Türk atasözü) İnsan çoğu zaman kendi kusurunu görmekte zorlanır.
  8. “Komşunun çöpünü gören, kapısının önüne bakmaz.” (Anadolu halk sözü) Başkalarının hataları, kendi yanlışlarımızı gizlememelidir.
  9. “Boş teneke çok ses çıkarır.” (Türk atasözü) En çok şikâyet eden bazen en az sorumluluk alandır.
  10. “Söz başka, öz başka olursa güven kalmaz.” (Anadolu irfan sözü) İkiyüzlülük toplumsal güveni yıkar.
  11. “Ağaç yaşken eğilir.” (Türk atasözü) Çevre ve şehir bilinci küçük yaşta kazandırılmalıdır.
  12. “Bir elin nesi var, iki elin sesi var.” (Türk atasözü) Şehir ve toplum ancak ortak sorumlulukla düzelir.
  13. “Pisliği saklayan, kokusundan kaçamaz.” (Karadeniz halk sözü) Kişi kendi hatasının sonucunu mutlaka yaşar.
  14. “Körle yatan şaşı kalkar.” (Türk atasözü) Sürekli kötü alışkanlıklar içinde olmak kişiyi de bozar.
  15. “Damlaya damlaya göl olur.” (Türk atasözü) Küçük ihmaller zamanla büyük toplumsal sorunlara dönüşür.
  16. “Süpürmeyen kapı önünü, rüzgâra kızar.” (Anadolu hikmet sözü) Günlük sorumluluklarını yapmayan büyük sorunlardan şikâyet eder.
  17. “Kul hakkı yerde kalmaz.” (Türk–İslam irfan sözü) Topluma verilen zarar sonunda sahibine döner.
  18. “Dili temiz olmayanın sokağı da temiz olmaz.” (Modern Anadolu hikmet sözü) İç dünyadaki düzensizlik dış hayata yansır.
  19. “Vicdan sustu mu şehir susar.” (Modern Anadolu hikmet sözü) Toplumun temizliği önce ahlakla başlar.
  20. “Şehri bozan taş değil, tavırdır.” (Modern Anadolu hikmet sözü) Fiziksel çürümenin kökü zihniyet bozulmasıdır.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

 5.Gül, Geç!

 5.Gül, Geç! Zamane insanı, hele hele zamane ergenleri, sanki dünyaya “acil koduyla” gönderilmiş gibi yaşıyor. …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir