Sakın Kimseye Söyleme!

Sakın Kimseye Söyleme!

Hayat ne garip, değil mi?
Herkes, her şeyin farkında ama kimse hiçbir şeyi değiştiremiyor.
Ayyuka çıkmış gerçekler ortalıkta dolaşıyor; herkes biliyor, herkes görüyor ama adeta “duymadım, görmedim, bilmiyorum” oyununa sığınılıyor. Çünkü artık konuşmak bile cesaret istiyor.

Bu ülkede sistem, kelimelere değil, suskunluğa çalışıyor.
Eğitim desen var ama içinde eğitim yok. Çocuklara düşünmeyi değil, ezberlemeyi öğretiyoruz. Herkes “oku da adam ol” diyor ama “adamlık” nedir, bilen yok. Öğretmen mutsuz, çaresiz, sahipsiz, öğrenci umutsuz, veli borç batağında. Sorgulayan cezalandırılıyor, susan ise ödüllendiriliyor.

Adalet terazisi çoktan kantarını kaybetmiş….

Suç aynı ama sonuçlar kişiye göre değişiyor. Birine dokunulmazlık, ötekine dokunsan mahkemelik.

Hukuk bir vitrin süsü, gerçekler ise susturulmuş haber bültenlerinde can çekişiyor. Bültenler koyunu köpek, köpeği leylek göstermenin derdinde…

Ekonomi desen, milletin sabrı da, cüzdanı da delinmiş. Aynı sokakta aynı ürün biri için 30 lira, diğeri için 300 Tl.  Sorunca “serbest piyasa” diyorlar. Serbest olan tek şey, halkın cebinden çıkan paranın kontrolsüzce uçması.
Esnaf bile esnaflıktan çıkmış, geçimini fırsatçılıkla sağlıyor. Açı ama denetleyen hiçbir güç yok….

Güven, sadece cüzdanlarda aranıyor artık.
Dayanışma mı?

O da sadece doğal afetlerde birkaç günlüğüne hatırlanıyor. Deprem olur, sel olur, bir haftalığına insan olduğumuzu anımsarız; sonra yine herkes kendi derdine döner.

Sokakta yürümek cesaret işi, okul sıralarında bile şiddet var. Akran zorbalığı neredeyse ilkokulda başlıyor…Kurumlardaki görevlilerimiz padişah vekili olmuş… Onunla bununla korkutmalar….

Ve tüm bu tablo içinde bir tiyatro dönüyor:

Herkesin bildiği şeyler hâlâ “gizli bilgi” gibi sunuluyor. Medya ne kadar yalanlarsa yalanlasın, gerçekler çoktan mutfak sohbetlerinde, WhatsApp gruplarında, halkın vicdanında dolaşıyor. Artık sır diye bir şey yok; halk zaten her şeyi biliyor ama “şşşt” diyerek susturuluyor.

Eskiden sır saklamak bir beceriydi; şimdi herkesin bildiği şeyler bile “aman ha kimse duymasın” diye fısıldanıyor. Oysa sırlar, hele ki çocukların kulağına kaçtıysa, uzun süre barınamaz. Çünkü çocuklar düşündüğümüzden çok daha fazla duyar, görür ve anlar.

Bilirsin ki çocukluk büyümez, gizlenir sadece….

Ve sırlar, çocuklara emanet edilmez. Edilirse de uzun ömürlü olmaz.

Tıpkı bizim Tarkan gibi…

( Bu ironik yazı tamamen hayal ürünüdür. Gerçeklerle ilgiside, bilgiside yoktur…)

Zaman Odur ki

Tarkan, on yaşında sessiz, efendi bir çocuk. Ama bir özelliği var: Kendisini iyi bir sırdaş sanıyor. Bu özelliği henüz test edilmemiş olsa da…

Bir gün annesiyle halası, mutfakta fısıltılı bir sohbete dalar. Hakan, arka odada oyuncaklarıyla oynarken konuşmaları kulak misafiri olur. Konu ciddi: Yengesi Güllü’nün babası vefat etmiştir ama Güllü hamiledir. Aile, bu acı haberi onun psikolojisi zarar görmesin, düşük riski oluşmasın diye gizli tutmaktadır.

Bu sır, istemeden de olsa Tarkan’ın kulağına girer. Annesi, bunu fark edince hemen uyarır:
— Oğlum, bu bir sır, aman ha kimseye söyleme!

Tarkan,  bir anda “Gizli Bilgiler Bakanlığı” başkanı gibi hisseder kendini. Görevinin ağırlığını omuzlarında hisseder, gözlerinde ciddiyet belirir.

Ertesi gün Güllü yengeyle otururlarkenTarkan usulca yanına sokulur:
— Yenge, sana bir şey diyeceğim. Bu büyük bir sır . Sakın kimseye söyleme olur mu?

Güllü gülümser:
— Söyle bakalım, neymiş bu büyük sır?

Tarkan, sesini iyice kısar:
— Baban ölmüş.

Güllü bir an donakalır:
— Ne?! Kim söyledi bunu sana evladım?

— Annemle halam konuşuyordu. Ama sana söylemeyeceklerdi. Hamilesin ya, düşük olmasın diye… Ama ben şimdi söyledim, sen de kimseye söyleme olur mu?

Fıkradan Anladıklarımız

  1. Sırlar her zaman saklanamaz.

  2. Çocuklar, büyüklerin sandığından daha hassas algılara sahiptir.

  3. Bilgi, doğru zamanda ve doğru kişiye verilmelidir.

  4. Gerçekler ne kadar gizlenirse gizlensin, mutlaka ortaya çıkar.

  5. “Bu bir sır” demek, o bilgiyi daha da cazip hale getirir.

  6. Toplumda güven eksikse, en basit bilgi bile büyük kriz yaratabilir.

  7. Mizah, acı olayların etkisini yumuşatır ve düşündürür.

  8. Ailede açık iletişim, sağlıklı duygusal yapının temelidir.

  9. Sırları saklamak bazen daha büyük zararlara yol açabilir.

  10. Serbest piyasa değil, serbest vicdansızlık dönemi yaşanıyor.

  11. Çocuklara taşımayacakları yükler verilmemelidir.

  12. Eğitim, sadece akademik değil, ahlaki de olmalıdır.

  13. Adaletin yokluğunda insanlar sessizliğe mahkûm olur.

  14. Ekonomik adaletsizlik, toplumu çürütür.

  15. Herkesin bildiği ama kimsenin konuşmadığı gerçekler toplumu boğar.

  16. Medya artık gerçekleri değil, yalanları paketleyip sunar hale geldi.

  17. Mizah, halkın iç sesi, bastırılmış çığlığıdır.

  18. Sırlar toplumsal baskıyla daha hızlı patlar.

  19. Çocuklar bazen en büyük aynadır.

  20. Bir fıkra, bir toplumu özetleyebilir.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur Dünya tarihi boyunca sistem değişti, yönetimler değişti, ama değişmeyen tek şey …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir