“Ben Sandım, Meğer Senmişsin
Benzemek ile en olmak arasında süregelen bir kavga…bir süreç..
Hayat, göze görünenle gerçekte olan arasındaki farkı fark edebilme sanatı gibidir.
İnsanlar çoğu zaman başkalarını kendi gibi sanır. Yüzler benzer, sözler tanıdık gelir, kılık kıyafet bizden izler taşır… ama ruh başka bir yerdedir. Asıl mesele, dışarıdan bize benzeyenlerin, gerçekten bize benzer olup olmadığını anlayabilmektir. Bu da zaman ve tecrübe ister.
İnsan; gördüğüne aldanır, duyduğuna inanır, hissettiğine bağlanır. Lakin bütün bu kabukların altında neyin yattığını bilebilmek, yalnızca dikkatle ve basiretle mümkün olur. Her benzer, özdeş değildir. Her dostça yaklaşan da dost değildir. Aradaki farkı fark edebilen, hataya düşmeden yol alabilir.
İşte bu anlamlı fıkra, hem güldürür hem düşündürür; insanları tanımada dikkatli olmanın, samimiyetin dozunu bilmenin ne kadar hayati olduğunu hicivli bir dille anlatır. Hoca’nın diliyle, bize şu gerçeği fısıldar: “Sana benzeyen herkes sen değildir.”
Zaman Odur ki,
Zamanın birinde, Hoca, Serenti’nin yanındaki eski kestane kütüklerine oturmuş, günün yorgunluğunu atarken bir adam yanına yaklaşır. Selam verir, Hoca selamını alır. Söz lafı açar, sohbet koyulaşır. Oradakiler, bu sıcak muhabbeti görünce adamı Hocanın eski bir dostu sanırlar.
Bir süre sonra Hoca, hafifçe arkasına yaslanır, yüzünde hafif bir tebessümle adama döner:
– Sorması ayıp olmasın evladım, biz ne zamandır tanışıyoruz? Siz kimsiniz, kimlerdensiniz? Ne iş yaparsınız, fikriniz nedir, zikriniz nedir? Kusura bakma ama seni bir türlü çıkaramadım. Tanıyamadım doğrusu…
Adam şaşırır, bozulur:
– Aman Hocam! Neredeyse bir saattir konuşup gülüyoruz. Beni tanımadıysanız, neden baştan bu kadar samimi konuştunuz? En başta sormanız gerekmez miydi?
Hoca sakince cevap verir:
– Sarığın sarığıma, kaftanın kaftanıma, sakalın sakalıma öyle benziyordu ki seni kendim zannettim! Onun için konuştum. Meğer sen ben değilmişsin, ben de sen değilmişim…
Fıkradan Anladıklarımız:
-
Görünüş aldatıcı olabilir, insanlar dış görünüşleriyle tanıdık gibi görünse de iç dünyaları bambaşka olabilir.
-
Benzerlik samimiyet doğurmaz. Fiziksel benzerlik, ruhsal ya da fikrî benzerliğe işaret etmez.
-
Samimiyet ölçülüdür. Tanımadığın biriyle hemen derin bağ kurmak yanlışa sürükleyebilir.
-
Her gülen dost değildir.
-
İnsanları tanımak zaman ve dikkat ister.
-
Kılık kıyafet, niyetin aynası değildir.
-
İlk izlenim her zaman doğru değildir.
-
Dostluk için sadece şekil değil, öz gerekir.
-
İnsan, kendine benzeyenlerden en çok zarar görebilir.
-
Sorgulamak ayıp değil, bilgeliktir.
-
Fikirler, insanın gerçek kimliğini ortaya koyar.
-
Her yakınlık gerçek değildir.
-
Tanımadığın biriyle aşırı muhabbet, sonradan pişmanlık getirebilir.
-
Hataları zamanında fark etmek erdemdir.
-
Görünüş ve gerçeklik arasındaki farkı ayırt etmek gerekir.
-
Menfaat için değişen insanlar dikkatle izlenmelidir.
-
Sakinlikle sorulan sorular çok şeyi açığa çıkarır.
-
Kültürel semboller (sarık, kaftan, sakal) bir yanılsama oluşturabilir.
-
Ben sanılan kişi bazen en uzak olandır.
-
Gerçek dostluk, dış benzerlikle değil, iç benzerlikle mümkündür.
Metin KOCA

İyi insanların,buna kendimde dahil, hayatta kaybetme sebeplerinden en önemli sebebplerinden biri de bu sanırım. Herkesi kendimiz gibi zannetme fikri. Aslında bu bi fikirden çok kişinin huyuda ysda mizacıda olabiliyor. Her defasında kendisi gibi sanıp aldanması huyundan oluyor. Can çıkar huy çıkmaz demişler sonuçta.