Okulda Öğretmen Kalmasın!
Fıkralar genelde güldürür ama bazıları vardır, içimize oturur.
Bazi fıkrala gülümsetirken gözümüzü, düşündürürken vicdanımızı kanatıyor.
Ülkemizde, öğretmenlik artık bir meslek değil; bir hayal, bir bekleyiş, hatta sabır yarışına dönüşmüş durumda.
Her yıl binlerce genç üniversitelerden “öğretmen” olarak mezun oluyor. Okullarimizda sınıflar tıklım tıklım. Azaltım yapılacak sınıf yok. O kadar öğretmen açığı var ki…. bu açıklar, ucretli öğretmenlerle kapatılmaya çalışılıyor…. çocuklar öğretmensiz; ama atama yok.
Ücretlilik sistemiyle, güvencesiz, asgari ücretin bile altında çalışan bu öğretmenler artık modern çağın “bilgi işçileri”…durumunda.
Ve bu gençler bir yanda diplomalarıyla pazarda limon satar, üç harfli ve bilimum marketlerde ve hayatın bütün iş kollarında zaman doldururken, kolay yoldan zengin olanlarla aynı değer ölçüsüne bile tabi tutulmuyor.
Madem atamayacaktınız. neden yıllarca okul sıralarında zamanlarını boşuna harcattınız. Bir ülkenin yıllık ihtiyacı bellidir. planlama teşkilatları ne iş yapar. neden ona göre planlama yapılıp ihtiyaç oranında alınmaz ki….
Emek ölçüsüz, liyakat lüzumsuz hale gelmiş durumda. Çünkü toplum dönüşüyor:
“Bilgi değil, izlenme sayısı önemlidir.”
Düşünmek değil, göstermek değer görüyor.
Bir zamanlar toplumun en saygı duyduğu meslek olan öğretmenlik, artık sistemli bir değersizleştirme süreciyle karşı karşıya. Öğretmenlerle ilgili her platformda yapılan olumsuz haberler de itibarsızlaştırmanın alıştırma yönüdür.
“Öğretmenin yerini sanal öğretmen alsın, eğitim robotlarla yürüsün” fikri, yavaş yavaş ana politikaya sızıyor. Eğitimle ilgili uygulamalar çok masum gözükse de temelde öğretmenliğin duygusal sıcaklığını devre dışı bırakarak hepimizi sanallığa alıştırmaktadır.
“Dijitalleşme” denilen süreçte öğretmenler, birer “gereksiz dosya” gibi görülüyor.
Ancak unutulan şu: Eğitim sadece bilgi değildir.
Eğitim; karakterdir, ahlaktır, rehberliktir, ilhamdır ve merhamettir.
Hiçbir algoritma, bir çocuğun gözyaşını silemez. Onun duygularıni hissedemez. Makina üretimi yapılmıyor, insan yetiştiriliyor….
Dijital öğretmenlik ön plana çıkarılirken, eğitim geriye itilmektw ve öğretmenlik toplumun gözünde kasıtlı olarak “herkesin yapabileceği sıradan bir iş”e dönüştürülmektedir.
“Sen de mi öğretmensin, ne var ki?” cümlesi, yıllarını mesleğe adamış bir insanın emeğini tek kalemde silen en tehlikeli cümledir.
Bir yanda atanamayan genç öğretmenler, diğer yanda emekli olamayan yaşlı öğretmenler…
Sistem kilitlenmiş. Gençler ne atanabiliyor, ne geçinecek kadar kazanabiliyor, ne de mesleğe saygı duyulduğunu hissediyor.
Bu ortamda kim idealist olabilir ki?
Idealist olsa zor bir durumda kim öğretmene sahip çıkacak !
Peki, öğretmenlik gibi toplumu şekillendiren bir meslek neden bu kadar değersizleştirilir?
Cevap net:
Düşünen insan istemeyen sistem, sorgulayan bireyden korkar.
Öğretmen ise düşünmeyi öğreten kişidir.
Bu yüzden itibarı düşürülür, sesi kısılır, yerine ekran konur.
Sonuç olarak:
Eğitim sadece müfredat değildir. Öğretmen de yalnızca bilgi aktaran biri değil; insan yetiştiren bir akıl işçisidir.
Yapay zekâ formül ezberletebilir ama çocuklara umut aşılayamaz.
Eğitim robotla değil, ruhla yapılır.
Saygı görmeyen bir öğretmen, saygı öğretemez.
Bu gidişat durdurulmazsa, fıkradaki o cümle gerçeğe dönüşecek:
“Okulda öğretmen kalmasın!”
Zaman Odur ki
Temel, yıllardır dershanelerde, özel okullarda sürünerek öğretmenlik yapmıştı.
Artık beli bükülmüş, ses telleri KPSS şıkları gibi aşınmıştı ama meslek aşkı hâlâ KPSS puanı gibi yüksekti.
Bir gün, dere kenarında arkadaşı Dursun’a içini dökerken sitem etti:
— Ula Dursun, yıllardır atama bekliyorum. Kadro boş diyorlar, ben de varım diyorum. Ama yok! Sanki görünmez öğretmenim. Maaş zaten asgari ücretin altında. Ücretliyim. Ama ilginç olan ne biliyor musun? İstemediğim halde çalışmam….
Dursun bir yudum çay aldı, gözlerini kısıp baktı:
— Haklısın Temel’im. Bizim köyde de bir öğretmen var, 64 yaşında. Kalemi baston niyetine kullanıyor. Derse girerken önce tebeşiri değil, tansiyon aletini çıkarıyor. Torunları öğretmen olmuş ama kendisi hâlâ tahtada. Neden mi? Emekli maaşı faturalarla selamlaşamıyor da ondan!
Temel’in gözleri fal taşı gibi açıldı:
— E peki bu gençler ne olacak Dursun? Kadro boş, ama kadroya giren yok! Eğitim bu haldeyken nasıl doktor yetişecek? Mühendis neyle olacak?
Dursun omuz silkip sırıttı:
— Çok basit Temel’im. Eskiden “Okulsuz köy kalmasın” derlerdi, şimdi “Okulda öğretmen kalmasın” diyorlar! Bak nasıl sistem kurmuşlar:
Yaşlılar emekli olamıyor, gençler atanamıyor…
Temel dudağını seğirtti, zihin devreleri kısa devre yaptı:
— Ee peki bu sistemle biz nereye gidiyoruz?
Dursun göz kırptı:
— Uzaya Temel’im, Mars’a! NASA bile başaramadı ama biz başardık. Bilimsiz bilim toplumu olduk! Artık herkes birbirine öğretmen. Herkes her konuda uzman.
Temel başını ellerinin arasına aldı:
— Dursun… Bu sistemle biz Mars’a değil, direkt kara delikten geçeriz!
Dursun çayını tek dikişte bitirdi, tebessümle noktayı koydu:
— Olsun Temel’im, uzay boşluğu umarım bizim kadroyu kabul eder !
Fıkradan Anladıklarımız
- Boş kadro dolmaz, dolu öğretmen atanmazsa; eğitim, boş umutlarla yürür. (Sistem var ama işleyen yok.)
- Atanamayan öğretmenin ders kitabı, sabır ve geçim sıkıntısıdır. (Öğretmenlik artık kutsal değil, kurbanlık meslek haline gelmiştir.)
- Ücretli çalışmak, öğretmeni geçici değil; sürekli yoksullaştırır.
- Emekli olamayanlar, yeni nesli bekletir; genç beyinler küser, körelir.
- Öğretmeni göremeyen sistem, çocukta gelişim aramasın. (Eğitimi öğretmensiz kalkındıramazsın.)
- Saygınlığı yıpratılan öğretmenin sesi değil, etkisi de kısılır.
- Öğretmenin değeri, maaşıyla değil; toplumun ona gösterdiği saygıyla ölçülür.
- Dershane değil, sistem bataklığı gençleri boğar.(Yüzme bilen öğretmen bile batıyor.)
- Sanal öğretmen, gerçek sorunları öğretemez. (Ekran empati kuramaz.)
- Robotlar formül öğretir, insan olmayı değil. (Eğitim, teknolojiyle değil; insanla insan olur.)
- Üniversite diplomaları, işe yaramayınca duvar süsüne döner.
- Kolay yoldan para kazananlara özenen toplumda, öğretmenlik ‘zorunlu heves’ olarak kalır.
- ‘Atama bekliyorum’ cümlesi, bir neslin topluca umut testidir.
- Bir ülke, öğretmenini aç bırakırsa; geleceğini tok tutamaz.
- Eğitim sistemi, öğretmenini değersiz görürse; diplomalı cehalet çoğalır.
Metin KOCA
