94.Konuşan Kazandı, Düşünen Kaldı!

94.Konuşan Kazandı, Düşünen Kaldı!

Eskiden derlerdi ki; “Söz gümüşse, sükut altındır.”

Şimdi öyle mi? Şimdi öyle bir devirdeyiz ki; kim çok konuşuyorsa o haklı, kim daha çok bağırıyorsa o bilgili sanılıyor.

 İçeriğin mi var?

Derinliğin mi var? 

Eh, kusura bakma, pek rağbet görmezsin bu devirde.

Çünkü bu çağ, sesi  yankı yapanı alkışlıyor; düşüneni değil, göstereni seviyor.

Bilgi değil, imaj satılıyor.

Papağan gibi tekrar edenler kahraman ilan ediliyor; kendi kafasına göre düşünenler “tuhaf” bulunuyor.

İşte tam da böyle bir ortamda, Nasrettin Hoca bir kez daha sahneye çıkıyor. Hem güldürüyor, hem düşündürüyor. Çünkü onun fıkrası sadece bir hayvan pazarı hikâyesi değil, çağın ruhuna atılmış bir tokat gibi:

“Konuşan kazanır, düşünen dışlanır.”

Ama Hoca altta kalmaz. Zekâsı, ironiyle karışık eleştirisiyle tokat gibi yapıştırır cevabını. Şimdi buyurun, düşünmenin bile pazarlanamadığı bu çağda, Nasrettin Hoca’nın ‘düşünen hindi’ vakasına birlikte bakalım…

Zaman odur ki

Nasrettin Hoca eve gelir gelmez, ev halkından sevgili eşi bir görev verir:

– Hoca, çarşıya git, misafirler gelecek. Şu eksikleri al da gel!

Hoca, kesesindeki üç beş akçeyi sayarak yola koyulur. Fakat çarşıya adım atar atmaz, gözleri bir kalabalığa takılır.

Bir grup insan, minik bir kafesin etrafında toplanmış, hayranlıkla izliyorlar. Merakla yaklaşan Hoca, ne görsün? Kafeste minicik bir kuş ve satıcısı bangır bangır bağırıyor:

– Konuşan papağan! Hem de 10 altına!

Hoca’nın gözleri faltaşı gibi açılır. İç sesi hemen devreye girer:

“Yahu bu kadar minik bir kuş 10 altın ediyorsa… Bizim evdeki hindi var ya… Öyle papağan gibi gevezelik etmez belki ama koca kuş! Etiyle butuyla adam doyurur! Onu satsam, 100 altın eder. Ailece zengin oluruz! Bu bir işaret!”

Hoca hemen eve döner, hindiyi zar zor yakalar, koltuğunun altına kıstırır ve soluğu pazarda alır. Kaldırımın köşesine ilişir ve başlar bağırmaya:

– “Hindiii! Konuşmaz ama sizi doyurur! Doğal, gezen, şehir görmüş görgülü hindi! 500 değil, 400 değil, sadece 100 altına! Kaçırmayın!”

Ama kalabalık toplanacağına dağılır. Herkes dönüp suratına bakar:

– Bu neyin kafası?

– Bizle dalga mı geçiyor?

– Hindiye 100 altın mı? Akıl var mantık var!

Derken bir zabıta yaklaşır. “Burası satış yeri değil!” diye çıkışır. Hoca ceza yememek için birkaç akçeyi rüşvet diye uzatır, ama satış hâlâ yok.

Biraz sonra yaşlı bir amca yaklaşır ve usulca der:

– Evladım, bu hindi olsa olsa 5 kuruş eder. Ne 100 altını? Milletle kafa mı buluyorsun?

Hoca derin bir nefes alır ve tok sesle cevap verir:

– Usta, şu minnacık papağana 10 altın verdiler, sırf konuşuyor diye! Benim hindi düşünüyorsa daha değerli değil mi?

Yaşlı amca kahkahayı patlatır:

– Evladım, bu devirde düşünene değil, konuşana para veriyorlar!

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “Boş teneke çok ses çıkarır.” (Türk atasözü) Çok konuşmak her zaman bilgi ve derinlik göstergesi değildir.
  2. “Söz çoksa akıl az görünür.” (Azeri atasözü) Fazla konuşma çoğu zaman düşüncenin önüne geçer.
  3. “Gürültü pazarı doldurur, akıl geleceği.” (Kayseri esnaf sözü) Gösteriş kısa vadede ilgi toplasa da kalıcı olan düşüncedir.
  4. “Konuşan kuş satılır, düşünen kuş unutulur.” (Anadolu halk sözü) Toplum bazen görünür olanı içerikten daha değerli görür.
  5. “Sessiz su derin akar.” (Türk atasözü) Az konuşan insan çoğu zaman daha derin düşünür.
  6. “Gür ses haklılık getirmez.” (İran / Fars atasözü) Bağırmak doğru olmanın kanıtı değildir.
  7. “Papağan söz taşır, bilge anlam taşır.” (Türkmen atasözü) Tekrar etmek ile üretmek arasında büyük fark vardır.
  8. “Pazar gürültüyü sever, zaman aklı.” (Özbek atasözü) Günlük ilgi ile kalıcı değer aynı şey değildir.
  9. “Düşünen geç konuşur, doğru konuşur.” (Ankara yöresi halk sözü) Sağlam fikir sabırla oluşur.
  10. “Söz gümüşse, fikir cevherdir.” (Türk halk sözü) Düşünce, kelimenin kendisinden daha kıymetlidir.
  11. “Kalabalık alkışlar, zaman seçer.” (Hint atasözü) Gerçek değer zaman içinde ortaya çıkar.
  12. “Her ses bilgi değildir.” (Azeri atasözü) Görünürlük ile içerik karıştırılmamalıdır.
  13. “Düşünce sessiz büyür.” (İran atasözü) Büyük fikirler çoğu zaman gösterişsiz doğar.
  14. “Bağıran satıcı, sessiz usta kadar iş bilmez.” (Kayseri yöresi sözü) Pazarlama ile gerçek kalite aynı değildir.
  15. “Akıl pazarda değil, sonuçta görünür.” (Türk atasözü tadında halk sözü) Gerçek değer sonuçlarla anlaşılır.
  16. “Söz yankı yapar, fikir iz bırakır.” (Türkmen atasözü) Kalıcı olan düşüncenin etkisidir.
  17. “Herkes konuşur, azı anlar.” (Özbek atasözü) Anlama becerisi konuşmaktan daha değerlidir.
  18. “Gürültü kalabalığı çeker, bilgelik insanı büyütür.” (Anadolu halk sözü) Popülerlik ile bilgelik farklıdır.
  19. “Papağan tekrar eder, insan üretir.” (Türk halk sözü) İnsanı değerli kılan özgün düşüncedir.
  20. “Düşünen bazen yalnız kalır, ama yolu o açar.” (Kırgız atasözü) Yenilik çoğu zaman başlangıçta anlaşılmaz.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

 5.Gül, Geç!

 5.Gül, Geç! Zamane insanı, hele hele zamane ergenleri, sanki dünyaya “acil koduyla” gönderilmiş gibi yaşıyor. …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir