Ali’nin Boyu, Sehpanın Suçu!
El adlü esasül mülk
Adalet mülkün temelidir. Bu temel sarsılırsa, üstüne ne inşa edersen et, bir gün çatır çutur yıkılır. Yaşayan herkes, er veya geç o yıkıntının altında kalır…
Zaman Odur ki
Zamanı evvelde, Zengin bir adam, incelikli mi incelikli, saray yavrusu bir ev yaptırmış. Öyle ki kuş kondursan kıskanır, bülbül otursa, öterken utanır.
Fakir ahır yaptırsa, mahallelinin dili çözülür.
- Nerden buldun?
- Nasıl yaptırdın?
- Küp mü buldun?
- Banka mı soydun? …falan filan.
Ama zengin olunca? Sorgu yok. Sadece şunlar olur:
- “Maşallah”,
- “Allah daha çok versin”,
- “Hayırlı olsun”,
- “E bir kahveni içeriz artık…”
Zenginin hem malı, hem de yalakası boldur malum.
Zenginin kazandığı her şey mübah ve helal sayılır nedense….
Saray dillere destan olunca…
Hırsızların kulak kabartması da gecikmez. “Dışı buysa, içi kim bilir nasıldır,” derler. Ama bilmezler ki çoğu zaman dışı süslü olanın içi boş olur. Neyse…
Bir gece vakti, bir hırsız, sarayı gözüne kestirir. Günlerce iz sürer, çevreyi kolaçan eder. En sonunda balkonun kenarından sızmaya karar verir. Balkona çıkar… Ama o da ne! Balkonun korkuluğu bir dokunuşta yerinden kopar. Hırsız, korkulukla birlikte aşağı çakılır!
Ahlar, vahlar, iniltiler…
Mahalle uyanır, ev sahibi pijamalarıyla koşar. Bakarlar ki, yerde bir adam, üstünde balkon demiriyle kıvranıyor.
Ev sahibi öfkeyle:
– “Ulan! Hem hırsızsın hem beceriksiz!
- Ulan namussuz! Ahlaksız! Evi soymaya kalkmaya utanmıyon mu! Madem soymaya kalktın düzgün soysaydın. Bak belanı buldun. Üstelik balkon korkuluğumu kopardın. Bana zarar verdin. Seni bir şikayet edeyim de bul cezanı!
Hırsız pişkindir. Suçsuzluğuna inanır ve inandırmaya çalışır. Zaten genelde öyle olmaz mı.
- Evini soysaydım daha az ceza alırdım. Bak bacağım kırıldı. Bundan büyük ceza mı olur. Asıl ben seni şikayet edeceğim. Korkuluğu sağlam yaptırmadın. Sakatlanmama sebep oldun. Bir de çalışamaz raporu alayım da, tazminat davası açayım sana da gör!
Olay mahkemeye taşınır…
Kadı düşünceli….sorgular başlar….:
- Neden hırsızlık yaptın?
Hırsız:
- Efendim evi soymaya çalıştığım doğrudur. Biz açlıktan geberirken, böyle bir evi yapması bende kıskançlık oluşturdu. Soymak istedim. Ama başaramadım. Korkuluğun malzemesinden çalmış. Sakatlanmama neden oldu. Asıl ben ev sahibinden şikayetçiyim.
Kadı bakar ki mantıklı. Ortada bacağı kırık bir insan var. Ev sahibi çağrılır. Kadı:
- Eksik malzeme ve kusurlu mal kullandığın için, başka insanın yaralanmasına sebebiyet verdiğinden…..
Ev sahibi feryat figan eder.
- Hayıırr! Ben suçlu olamam. Ben müteahhide verdim. Bunun denetlemecisi var, mühendisi var, ruhsat vereni var. İzin vereni var…burada suçlu varsa onu yapan ustadır. Suçlu o!
Dava, oradan oraya, o kişiden bu kişiye uzadıkça uzamıştır. Sonuçta yapan ustanın sorgulanmasına karar verilip sorulmuştur da:
- Eksik ürün kullandığı….yaralanmalara sebebiyet verdiği…..için …derken usta bağırır:
- Hayır ben suçlu değilim. Suçlu kadın!
Kadın denilince, mahkeme salonunda bir sessizlik oluşur kısa sürede. Demek ki bu olay çete içi. Kadı ve yardımcıları daha bir ciddi yaklaşır olaya artık. Sorarlar:
- Korkuluk ve kadın ilişkisi nedir?
Usta:
- Efendim! Ben orayı yaparken sokaktan alımlı mı alımlı, çalımlı mı çalımlı, afet mi afet, süslü mü süslü bir kadın geçiyordu. Elbisesi o kadar dikkatimi çekti ki gözlerim ona kaydı. Haliyle vidayı az atmışım. Suçlu ben değilim. Asıl suçlu o kadındır.
Uzun uğraşlar sonunda, suçlu kadın bulunur mahkemeye getirilir. Medya artık kadın üzerinde yoğunlaşır. Manşetler ne kadar kötü olmasından bahseder. Köşe yazıları, tartışma proğramları, alanında uzman ve azmanlar sadece kadını konuşur. Kimse adaletten kaçamaz…
Ve sorgulanır:
- Ustanın dikkatini çekerek ve onun yanlış yapmasına sebep olacak kıyafeti kasıtlı giymenden dolayı suçlu sensin….
Kadın baktı ki durum vahim.
- Efendim! Ben x mağazasına daha edepli bir kıyafet almaya gittim. Dikkat çekmeyecek elbise olsun istedim. Oranın satıcısı, ‘’Abla! bu çok güzel, abla bu sana çok yakışır, son moda bu…’’ diyerek bu kıyafeti sattı. Suçlu varsa asıl o suçludur. Ben masumum suça beni o sürükledi.
X mağazasının sahibi, müdürü de yargılanır ve en son mağazada çalışan Ali dinlenir:
- Efendim!
- Bizim görevimiz satmaktır. Ne kadar satarsak ona göre pirim alırız. Satış yapamaz isek, fırça yer işten atılırız. Ben görevimi yaptım ve sattım….Adalete karşı boynum kıldan ince. Suçuma razıyım.
….
Davanın başlangıcından bu yana yıllar geçmiş. Onlarca kişi tutuklu – tutuksuz yargılanıyor…Mahkeme kadısı, toplumsal baskı altında. Medya ve halk yıllardır bu davanın sonuçlanmasını bekliyor. Suçlu bulunmalı. Suçlunun bulunamadığı, yargılanmadığı bir ülkede herkes kaygılı yaşar… Geç gelen adalet zulumdür söylemleri her yanı sarmış…. Kadı da, artık sonuçlansın, toplumsal vicdan daha fazla yaralanmasın istiyor.
Karar:
- Yaz kızım!
- Satıcı Ali…Y’ nin kendi kişisel çıkarlarını düşünerek, kişisel ihtiyaçları için gelen hanımefendiye, kasıtlı ve toplum ahlakını bozan, gelenek ve göreneklerden uzak toplumsal kültürümüzle bağdaşmayan, dikkat çekici elbise sattığı,
- Bu elbiseyi giyen kadının masum şekilde evine giderken, geçim parası için çalışan ustanın dikkatinin dağılmasına sebebiyet verdiği için, korkulukların vidası eksik olmuştur. Eksik malzeme kullanılmasından dolayı, ekmeğinin peşinde olan hırsız V..K ‘nin yaralanmasına sebebiyet oluşturmasından dolayı, yıllardır diğer masumların da acı çekmesine, yuvalarının ve aile birlikteliklerine zarar vermesine sebep olması, devletin kurum ve kuruluşlarını meşgul etmesinden dolayı…. İdamına,
- Satıcı Ali dışında, herkesin de suçsuzluğuna oy birliği ile karar verilmiştir…
Suçlu bulunmuş. Toplumsal bir yaraya da merhem sürülmüştür. Adalet (!!!) yerini bulmuştur.
Günler sonra, Ali idam elbisesi giydirilip koğuşundan götürüldü. Ali’nin boyu uzundur. Gel gör ki idam sehpası da kısa yapılmıştır. Durum ivedi olarak Kadıya iletilir. Acilen ara bir karar çıkarılır.
Ara Karar:
- Devletin malının önemli olmasından dolayı, yeni yapılacak sehpanın zaman zaman alacağından ve maddi kayıplara sebebiyet vereceği, toplumun derdine acil cevap verilmesi gerektiğinden ötürü;
- Ali’nin mağazasında sehpaya uygun, başka bir satıcının ivedilikle alınıp idam edilmesine….karar verilmiştir ve kalem kırılmıştır.
Fıkradan Anladıklarımız
- Adaletin temelden sarsıldığı yerde herkes zarar görür.
- Hak hukuk mücadelesi erken sonuçlanmaz ise, asıl suçlu unutulur.
- Bir olay dallanıp budaklanıyorsa, asıl mesele unutturuluyor demektir.
- Kimsenin sorumluluk kabul etmediği yerde en masumlar cezalandırılır.
- Toplumda kadın, gerçek değeri dışında kullanılır. Moda adı altında değersizleştirilir.
- Kapitalist sistem genelde masumları ezer. Parası olanı korur.
- Geciken adalet, adaletsizliktir.
- Bürokrasinin hantallığı, düşüncesizliği, insanlara zarar verir.
- Toplum gerçek suçlunun peşinde değildir. Birilerinin suçlanması toplumu rahatlatır.
- Mesele suçluyu bulmak mı günah keçisi bulmak mıdır?
Metin KOCA
