152.Başarı: Acı Çek, Sus, Patates Ol!

kamuflaj

152.Başarı: Acı Çek, Sus, Patates Ol!

Sınavlar…

Hayatımıza küçük yaşta girer, büyük sonuçlar doğurur. İlk karşılaştığımızda kalemimizden çok silgimiz konuşur. Zamanla silgi küçülür, kaygı büyür. Derken büyüdük sanırız; meğer sadece test kitaplarının zıpkınıyla delik deşik olmuşuzdur.

Hayatımızın ilk yirmi yılı —hatta bazıları için otuz— bir tür sınav maratonudur. “Hazırlık”, “deneme”, “yeterlilik”, “geçiş”, “giriş”, “çıkış”, “lisans”, “dil”, “ehliyet”, “gönül alma”… bunun ilk -orta öğrenimi de var…

Hepsi birer sınav.

Bazısı kâğıt kalemle, bazısı insanla yapılır.

Hepsi de puanla biter, ama çoğu zaman insan eksilir.

Hani derler ya “Sınavlar gerekli, ölçmek için şart” diye…

Olabilir.

Ama unutulan bir şey var: İnsan sadece bilgiyle değil, cesaretle, sabırla, adaletle ve karakterle de ölçülmeli. Oysa biz sadece ezberle büyütüldük. Hep sınavdan geçtik, ama hayat bizden geçti.

Sınavı kazanmak yetmez bazen.

Hayatta sesin de çıkmalı. Yoksa sessizliğin içinde kaybolur insan. Çünkü bu hayat, sadece bilenin değil, kendini duyurabilenin de ayakta kaldığı bir sahne. Oyunun kuralları var ama kimse oyun başlamadan anlatmıyor o kuralları. Bazıları oyunu baştan kodluyor, bazıları da hep yedek kulübesinde bekliyor. Kimileri rolünü abartıyor, kimileri hâlâ “doğaçlama” yapıyor. Kimisi “Uydum cemaate” diyor, kimisi “Ben bu senaryoyu kabul etmiyorum.”

Gerçekte, sistem bize “başar” diyor, ama tarif ettiği başarı, başkasının tanımıyla çizilmiş.

Sınavı geç, diploma al, işe gir, krediye başla, evlen, çocuğu da sınava sok.

Devran böyle dönüyor. Ama kimse demiyor ki: “Dur biraz. Ne için? Kim için yaşıyorsun?”

Ve ne acıdır ki; en iyi saklanan, en iyi susturulan, en çok sabredendir kimi zaman kazanan. Çünkü sistem öyle çalışır: Düşünme, sorgulama, ses çıkarma… Çuvala gir ve rolünü iyi yap. Gerekirse patates ol.

Ama bu böyle gitmez.

Hayat, sadece bir sınav değil.

Hayat, bazen çuvallarken bile gülümseyebilmektir. Bazen de o çuvalın içinden “pataatees!” diye bağırabilecek cesareti bulmaktır içinde.

Zaman Odur ki

Fıkra bu ya…

Memlekette işsizlik öyle bir hâl almış ki, gençler iş duyunca diploma değil, dua zincirine giriyor. Hele ki istihbarat teşkilatı “eleman alınacak” deyince, başvuru kuyruğu Artvin’den Edirne’ye uzanmış.

Binlerce kişi elenmiş, ayıklanmış, süzgeçten geçmiş… Geriye yalnızca beş kişi kalmış. Son bir sınav: Kamuflaj Testi. Yani “kendini gizle bakalım da görelim” sınavı!

Beş aday bir odaya alınmış. Önlerine beş tane iri çuval konulmuş. Görevli, ciddi bir ses tonuyla konuşmuş:

— “Şimdi herkes bir çuvala girsin ve kendini canlı sanmamıza neden olacak şekilde saklasın. Görevlilerimiz sizi test edecek. Ses çıkaran gider!”

Millet şak diye çuvallara doluşmuş. Kapı açılmış. İçeri giren görevli ekibin ayakları sağlam, niyetleri ise daha da sağlam: Tekmeleye geldiler.

İlk çuvalı bir güzel dürtmüşler:

“Miyaaaav, miyavvv!”

— “Tamam bu kediymiş,” demiş görevli, “bırakın.”

İkinci çuvalı tekmelemişler:

“Hav hav haaaavvv!”

— “Bu da köpek. Serbest.”

Üçüncü çuvalı dürterken gelen ses:

“Möööö, möö…mmöövaay!”

— “Bu kesin ineğin şivesi bozulmuş ama o da tamam. Geç!”

Dördüncü çuvalda:

“Üüüvv üliii üüüü!”

— “Bu da sabah ezanı gibi ötse de horozdur, geçsin.”

Gelelim beşinci çuvala…

Bir tekme, iki tekme… Çuval sus pus. Ne miyav var, ne mööö. Ama kan sızmaya başlamış.

— “Bu çocuk kamuflajı gerçekten benimsemiş ha!” demiş görevli hayranlıkla.

Bir tekme daha…

Yine ses yok. Çuvalın içindeki yıllardır işsiz Temel, içinden:

“Bu işe girmem lazım. Sabrım taş olsa çatlamaz!”

Ama çuvalın içi kan revan. Görevli iyice gaza gelmiş:

— “İşte aradığımız eleman bu! Tam istihbaratlık!”

Tam o sırada bir son tekme daha…

Temel dayanamamış artık. Can havliyle, nefes nefese, son gücünü toplamış ve incecik bir sesle bağırmış:

“Pataaaatees! Pataaaatteees!”

Görevli gülmekten yere düşmüş. Diğeri de hemen eklemiş:

— “Yaz bunu! Kamuflaj değil, adeta kızartmalık sabır bu!”

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “Acele yürüyen yolda kalır.” (Sivas yöresi atasözü) İş ve başarı süreçlerinde sabırsız davranmak insanı yarı yolda bırakır.
  2. “Çok gezen çok bilir, çok yaşayan bilmez.” (Anadolu genel / özellikle İç Anadolu’da yaygın) Tecrübe, yalnızca zamanla değil yaşanmışlıkla oluşur.
  3. “Erken kalkan yol alır.” (Tokat–Amasya yöresi atasözü) Başarı disiplin ve zaman yönetimi ister.
  4. “Taş düştüğü yerde ağırdır.” (Kayseri yöresi atasözü) İnsan kendi değerini kendi ortamında daha iyi gösterir.
  5. “Çalışan demir pas tutmaz.” (Karadeniz’de sık kullanılır, Ordu–Giresun) Sürekli emek insanı diri tutar.
  6. “Dağ ne kadar yüce olsa yol üstünden aşar.” (Erzurum–Kars yöresi atasözü) Büyük engeller bile azimle aşılabilir.
  7. “Suyu yavaş akanın derini çok olur.” (Rize–Trabzon yöresi atasözü) Sessiz ve sabırlı ilerleyen insan daha sağlam sonuç alır.
  8. “Çok söz yalansız, çok mal haramsız olmaz.” (Konya yöresi atasözü) Gösterişli başarıların arkasını sorgulamak gerekir.
  9. “Yavaş giden menzile varır.” (Yozgat yöresi atasözü) İstikrarlı emek hızlı ama plansız hareketten üstündür.
  10. “Eğri otur, doğru konuş.” (Anadolu genel, özellikle Ankara–Çankırı) Sistemde sorun varsa dürüstçe ifade edilmelidir.
  11. “Emek olmadan yemek olmaz.” (Çorum yöresi atasözü) Gerçek başarı alın teri ister.
  12. “İş bilenin, kılıç kuşananın.” (Kastamonu yöresi atasözü) Sonuç bilgi ve hazırlıkla gelir.
  13. “Her inişin bir yokuşu vardır.” (Gümüşhane yöresi atasözü) Zorluklar geçicidir.
  14. “Dikensiz gül olmaz.” (Bursa yöresi atasözü) Her başarının bir bedeli vardır.
  15. “Ağır basan taş yerinden oynamaz.” (Afyon–Kütahya yöresi atasözü) Sağlam karakter kolay sarsılmaz.
  16. “Akıl akıldan üstündür.” (Anadolu genel) İnsan başkasının tecrübesinden de faydalanmalıdır.
  17. “İş başa düşünce tilki bile aslan kesilir.” (Karaman yöresi atasözü) Zor zamanlar insanın gerçek gücünü ortaya çıkarır.
  18. “Yolcu yolunda gerek.” (Doğu Anadolu’da yaygın) İnsan hedefinden sapmamalıdır.
  19. “Su testisi su yolunda kırılır.” (Anadolu genel) Sürekli aynı yanlışta ısrar eden sonunda zarar görür.
  20. “Sabır taşı çatlar ama sabreden çatlamaz.” (Van–Bitlis yöresi halk atasözü) Dayanıklılık insanı ayakta tutar.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir