İyilik Yapmasaydın, Aynen Böyle Islanırdım

şemsiye
şemsiye

İyilik Yapmasaydın, Aynen Böyle Islanırdım

Bir garip çağdayız… İnsanlar iyilik yaparken yalnızca kalbini değil, kamerasını da çalıştırıyor. Bir garibana yemek verirken bir yandan da “açlıkla savaş” etiketiyle canlı yayına geçiyor. Hayır hasenat, sosyal medya gönderisine dönmüş; yardımseverlik ‘yardım görünürlüğü’ne dönüşmüş.

Geleneksel değerlerimizde “sağ elin verdiğini sol el bilmesin” diye bir ölçü vardır. Bu ölçü aslında sadece gizliliğe değil, tevazuya, gösterişsizliğe ve samimiyete yapılan bir vurgudur. Ama biz bu sözü “sağ elin verdiğini sol el görmesin ama sağ el de story atsın” şeklinde yanlış yorumlamışız anlaşılan. Sanki iyilik yaparken değil, bir markayı tanıtırken konuşuyoruz.

İnsan birine yardım etti mi bunu illa herkesin bilmesini istiyor. Sosyal medyada paylaşmazsa içi rahat etmiyor. Ve ne yazık ki bu gösterişli iyilikler çoğu zaman muhtaç olanı değil, sadece iyilik yapanın egosunu doyuruyor. Hâlbuki en kıymetli iyilik, ne alıcının mahcup olduğu ne de vericinin kendini kahraman zannettiği iyiliktir.

Bu durum sadece hayır işlerinde değil, dostluklarda da kendini gösteriyor. Kimisi arkadaşına çay ısmarlasa, onunla yıllar sonra kavga ettiğinde “o çayları da unuttun ha!” diyecek kıvama geliyor. Yardım etmek, bir nevi ip bağlamak, sonra da o ipten tutup insanı çekiştirmek gibi.

Ama dostlukta, yardımda, sevgide ve sadakada reklam olmaz. Olsa da kıymeti olmaz. İşte bu fıkra da bize tam olarak bu meseleyi oldukça mizahi bir şekilde anlatıyor…

Zaman odur ki

Ali ve Veli iki iyi arkadaştı. Ali biraz “ağzı olan söyler, eli olan paylaşır” felsefesindeydi ama bu paylaşım Instagram story’leriyle sınırlıydı. Yaptığı her iyiliği kayıt altına alır, sonra da ‘hatırlatma’ olarak döner döner anlatırdı.

Bir gün fakir bir çocuğa ayakkabı aldı. Çocuk tam teşekkür edecekti ki, Ali hemen lafa girdi:

— Dur hele! Ayakkabının yanına geç, ışık arkandan gelsin… Aferin, şimdi ‘yardım ederken yakalandım’ pozu ver. Harika, şimdi de bana şöyle “iyilik meleği” gibi bak. Süper!

Tabii çocuk yırtık ayakkabıdan iyisine geçti ama ruhu o gün biraz yırtıldı…

Ali, o günden sonra çocuğu her gördüğünde “Ayakkabılar duruyor mu?” diye soruyor, sonra da “Bak iyi bak, böyle adam kalmadı” diyerek kendine saygı duruşunda bulunuyordu.

Veli ise Ali’ye hep şöyle derdi:

— Yahu Ali, sen yardım mı yapıyorsun, belgesel mi çekiyorsun belli değil. Bırak şu şovları.

Ama Ali değişmedi. Derken bir gün sabah işe giderken bardaktan boşanırcasına yağmur başladı. Ali yanında her zamanki gibi gösterişli şemsiyesiyle belirdi. Renkli, büyük ve üzerinde “İYİLİK YAPTIM” yazılı…

Veli’nin ise şemsiyesi yoktu. Ali hemen ona sokuldu, koluna girdi:

— Görüyor musun bak, iyi ki şemsiye almışım. Ne kadar da öngörülüyüm! Hissederim ben böyle şeyleri. E, ne de olsa iyi dost, yağmurda belli olur.

Yirmi dakikalık yolda tam 9 kez “şemsiyeyi ben aldım”, 7 kez “sen de faydalanıyorsun”, 4 kez “iyilik önemli bir meziyettir” dedi. Veli ise sabırla dinledi.

Ama onuncu tekrarında Ali’nin “Ya Veli, düşün hele şemsiyeyi almasaydım, şimdi ne hâlde olurduk?” demesiyle Veli’nin bardakları taştı.

Aniden montuyla birlikte denize atladı! Denizden çıkarken sırılsıklam halde, Ali’nin gözlerine bakarak dedi ki:

— Valla Ali, iyilik yapmasaydın, aynen böyle ıslanırdım.

Fıkradan Anladıklarımız

  1. İyilik, karşılık beklenerek yapılmaz. Karşılık beklenen şeyin adı “ticaret”tir, “sadaka” değil.

  2. Reklamlı iyilik, egoyu büyütür; kalbi değil.

  3. Yardım etmek, üstünlük kurmak değil, eşitlik kurmaktır.

  4. İyilik yaparken insanları ezmeyin; yoksa yapılan iyilik zarar verir.

  5. Gerçek dost, sana iyiliğini hatırlatmayan dosttur.

  6. İyilik, duyuldukça değil, unutuldukça güzeldir.

  7. Birine verdiğin, aslında kendi insanlığını test ettiğindir.

  8. Sosyal medya, sadakanın defteri değildir.

  9. Yardım etmek marifet değil; hatırlatmamak erdemdir.

  10. Dostluk, sürekli borç hatırlatılarak ayakta durmaz.

  11. Şemsiye tutmak, gölgede bırakmak değildir.

  12. Gerçek yardım, yardım ettiğini unutandır.

  13. İyilikten maraz doğar sözünü yanlış yorumlayanlar, iyiliği kendilerine yontanlardır.

  14. Birine el uzatmak, başına vurmak için olmamalıdır.

  15. İyiliğin gizlisi erdem; gösterişlisi kibirdir.

  16. Dostlukta saygı, yardımda mahremiyet esastır.

  17. Yardım eden değil, ihtiyacı olan mahcup edilmemelidir.

  18. Sadaka, iki kalp arasında bir sırdır.

  19. İyilik konuşuldukça küçülür, unutuldukça büyür.

  20. İnsanın iyiliği; cömertliğinde değil, nezaketinde gizlidir.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur Dünya tarihi boyunca sistem değişti, yönetimler değişti, ama değişmeyen tek şey …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir