28.Hayatın Nazar Boncuğu: Belki
Ne faydalı tam faydalıdır, ne zararlı tamamen zarardır.
Şu an mı daha iyiydi, yoksa geçmiş mi?
İyi sandığımız bazen kötü çıkar; kötü dediğimiz de zamanla bir nimete dönüşebilir.
O yüzden: Yargılamayın ve acele karar vermeyin!
Yoksa sizin de herkesten farkınız kalmaz.
Yaşamın küçük bir parçasına bakıp tamamı hakkında hüküm vermek; bir satırı okuyup kitabın sonunu yazmaya kalkmaktır.
Oysa karar, aklın durduğu yerdir.
Karar verir vermez, düşünmek biter.
Gelişmek biter.
Ama akıl, insanı hep bir yargıya, bir sonuca zorlar. Çünkü gelişim hâlinde olmak rahatsız eder, belirsizlik huzursuzluk verir. Bu yüzden insanlar en hızlı kararı verir: “Bu iyidir.” – “Bu kötüdür.”
Oysa hayat böyle çalışmaz.
Yargı bir nokta koymaktır. Ama hayat bir seyirdir, ne nokta tanır ne durak…
Bir yol biter, yenisi başlar.
Bir kapı kapanır, öteki açılır. Bir hedefe varırsın, daha büyük bir hedef hemen oradadır.
Gördüğünüz şey mükemmel mi? Yoksa sadece cilalı bir maske mi?
Yaşadığınız bir kayıp gerçekten kayıp mı, yoksa başka bir kazanımın kapısı mı?
”Nimet gibi görünen şey lanet olabilir. Lanet gibi görünen şey de nimet olabilir.”
Dinimiz de der ki ”Hayır gördüğünüz şer, şer gördüğünüz hayır olabilir. siz bilmezsinin ama Allah bilir”
Hayat, çoğu zaman biz hüküm verirken hâlâ gelişme aşamasındadır.
Biz perdenin önünde yorum yaparken, sahnede hâlâ dekor değişmektedir.
“Kötü bir haber alırsınız, ‘Mahvoldum’ dersiniz. Aylar geçer, dönüp baktığınızda aslında o gün kurtulduğunuzu fark edersiniz.”
Bazen de büyük sevinçler, büyük sınavların habercisidir. “İyi ki oldu” dediğiniz şey, sonrasında sizi “Keşke hiç başlamasaydı” noktasına getirir.
Çünkü kaderin de bir mizah anlayışı vardır. Ama onu anlayabilmek için biraz sabır, biraz da ironi duygusu gerekir.
Türkiye’de de bu ruh hâli tanıdıktır.
Bugün işsiz kalırsınız, yarın kendi işinizi kurarsınız.
Bugün elinizdekini kaybedersiniz, ertesi gün daha iyisi gelir.
Ama biz ne yaparız? Hemen etiket yapıştırırız:
– “Tühh, yazık oldu.”
– “Ne büyük şans!”
– “Ohoo, bundan bir şey çıkmaz.”
Oysa belki…
Evet, belki de öyledir.
Ama belki de değildir.
Aşagıdaki fıkrayı okuyan biri şu an yanlış düşünüyorsa, zihni nazikçe dürülüp açılacak.
Morali bozuk olan “Demek ki bu da bir geçiş süreciymiş” deyip yüzünde bir tebessüm yakalayacak.
Çünkü hayat tam da budur:
Düşünene ders, gülebilene şifa, bekleyebilene zafer.
Buyurun şimdi, Zhuangzi’nin felsefesiyle örülmüş halk hikâyesine geçelim.
Ve unutmayın:
Belki… Ama belki de başka bir yol vardır.
Belki… Hayatın en bilge cevabıdır.
Hayat acelecileri hiç sevmez.
Sen “Bittim!” dersin, o daha yeni başlıyordur.
“Şanslıyım!” dersin, alttan bir tuzak çıkıverir.
Görünenin ardında görünmeyen vardır.
Bugünün laneti, yarının nimeti olabilir.
Ve bazen kırılan bir bacak, hayatta kalma sebebidir.
Ne çok sevin, ne çok üzül.
Zhuangzi gibi gülümse ve sadece de:
“Belki…”
Çünkü kader, en çok kendine gülümseyenleri sever.
Zaman Odur ki
Uzakdoğu’da bir köy varmış, ama öyle GPS’le bile zor bulunur cinsten… İşte orada yaşlı bir amca yaşarmış. Millet ona “Atlı Dede” dermiş, çünkü adamın öyle bir atı varmış ki, gören gözlerini ovuştururmuş: “Bu at değil, resmen Cennet Küheylanı!”
Bir gün komşusu Tong geliyor:
– Ula sen bu ata nasıl sahip oldun? Kesin dua mı okudun. muska mı yaptın.!
Adam sadece omzunu silkip gülümsemiş:
– Belki… Ama nimet gibi görünen şey, bazen lanet de olabilir.
Ertesi sabah ne olsun? At kaçmış! Hem de arkasına bile bakmadan. Köylü toplanmış evin önüne, cümbür cemaat taziye gibi:
– Başın sağ olsun, at gitmiş!
– Büyük geçmiş olsun!
– Demek ki nazar değdi!
Adam yine omzunu silkmiş:
– Belki… Ama lanet gibi görünen şey, nimet olabilir.
İki hafta sonra, at geri dönmüş ama yalnız değil!
Arkasında 21 tane vahşi at! Sanki “Atlarla Göç” belgeselinden fırlamışlar. Tek at yılkı atlarını toplamış gelmiş. Şimdi köylü yine toplanıyor:
– Vay be! At gitmişti, meğer gidip çete kurmuş!
– Atlar geri geldi, şimdi sen zenginsin ulan!
Adam sakin:
– Belki… Ama nimet gibi görünen şey, lanet olabilir.
İşte tam burada kader, senaryoyu yazmaya devam etmiş. Adamın oğlu, “Ben bu atlardan birine binerim” demiş. At da demiş ki: “Sen mi?” Çocuğu bir silkelemiş, sanki rodeo yarışması… Çocuk yere yapışmış, bacak kırık. Komşular gene toplanıyor:
– Eyvah evlat gitti!
– Bu atlar felaketmiş!
Ahh be dayı, baştan belliydi zaten. Cahil adam mısın tek oğlun var onu da yabani ata bindiriyon. Evladına düşman mısın sen..
Adam yine aynı cevabı yapıştırmış:
– Belki… Ama lanet gibi görünen şey, nimet olabilir.
Bir hafta geçmeden kralın adamları çıkagelmiş. Diyor ki:
– Haydi bakalım, bütün sağlam gençler savaşa!
Köyün delikanlıları paldır küldür toplanmış.
Savaş mı savaş… Giden gitmiş, gidenlerin hiç biri geri dönmemiş. Adamın oğlu? O, evde bacak alçıda, ayak havada: “Ben size demiştim” der gibi bakıyor!
Komşular son bir kez daha geliyor:
– Ula gerçekten senin bu “belki”lerde bi hikmet var!
Adam son kez kafayı sallar:
– Belki… Ama bu hikâyenin sonu mu? Belki değil.
Fıkradan Anladıklarımız
- “Dereyi görmeden paçayı sıvama.” (Türk atasözü) Sonuç belli olmadan kesin hüküm vermek yanlıştır.
- “Bugünün yağmuru yarının ekmeğidir.” (Anadolu halk sözü) Şu an sıkıntı gibi görünen şey gelecekte kazanca dönüşebilir.
- “Rüzgârın yönü bir gecede değişir.” (Karadeniz halk sözü) Hayatın şartları çok hızlı değişebilir.
- “Sabreden koruğu helva yer.” (Türk atasözü) Zaman, birçok acıyı hayra dönüştürür.
- “Taş yerinde ağırlaşır, zaman yerinde anlaşılır.” (İç Anadolu sözü) Olayların gerçek değeri ancak zamanla anlaşılır.
- “Diken bugün batar, yarın gülü açar.” (Fars atasözü) Acı veren süreçler bazen güzelliğin başlangıcıdır.
- “Yol yürünmeden menzil bilinmez.” (Türkmen atasözü) Süreci yaşamadan sonuca dair hüküm verilmez.
- “Gecenin en koyu yeri sabaha yakındır.” (Arap atasözü) En zor anlar çoğu zaman dönüşümün eşiğidir.
- “Kırılan dal bazen ağacı kurtarır.” (Karadeniz halk sözü) Küçük kayıplar daha büyük felaketleri önleyebilir.
- “Kapanan kapı bazen rüzgârı keser.” (Anadolu irfan sözü) Her engel zarar değildir; koruyucu da olabilir.
- “Ay doğmadan geceye hüküm verilmez.” (Türk halk sözü) Henüz tamamlanmamış olaylar üzerine kesin yorum yapılmaz.
- “Su bulanır, sonra durulur.” (Azeri atasözü) Karışıklıklar zamanla açıklığa kavuşur.
- “Tohum toprağa gömülmeden filiz vermez.” (Türk–İslam hikmet sözü) Zorluklar çoğu zaman büyümenin ön şartıdır.
- “Atın tökezlemesi yolun sonu değildir.” (Kırgız atasözü) Bir başarısızlık hayatın bütünü değildir.
- “Sabahın ışığı geceyi yargılamaz.” (Tasavvufi hikmet sözü) Sonradan gelen bilgi, ilk yargıları değiştirebilir.
- “Gölge büyürse güneş de yakındır.” (Ankara yöresi sözü) Karanlık bazen aydınlığın habercisidir.
- “İlk bakış yanıltır, son bakış öğretir.” (Modern Anadolu hikmet sözü) Hakikat süreç sonunda görünür.
- “Zamanın değirmeni sessiz öğütür.” (Türk halk sözü) Büyük sonuçlar çoğu zaman yavaş ortaya çıkar.
- “Belirsizlik bilgenin hocasıdır.” (Türk–İslam irfan sözü) Kesin konuşmamak zihinsel olgunluk göstergesidir.
- “Belki, kaderin en bilge cevabıdır.” (Modern Anadolu hikmet sözü) Hayatın tamamı görünmeden kesin hüküm verilmez.
Metin KOCA
