
155.Gönülsüz Emanet, Beddualı Döner
Emanet…
Ne güzel kelime değil mi? Sanki içinde bir tarih, bir yürek, bir güven saklı. Eskiden insanlar, komşularına evlerini, hayvanlarını, çocuklarını bile emanet ederdi. Şimdi bir çay bardağını bile verirken “Kırılırsa parasını alırım haa!” diye not düşülüyor altına.
Ama esas mesele şurada başlıyor:
Emaneti almak kolay da, hakkını verebilmek zor!
İnsana verilen en büyük emanet, insanın kendisidir derler ya… Hani o “emaneti göklere, yerlere, dağlara sunduk da onlar kabul etmedi, insan yüklendi” ayeti vardır. Meğer o ayetteki insan, kendini başkasına benzeten insanmış.
Kimi eşeğe benzetir, kimi kurta…
Ama en çok da insan, insana emaneti kıyar. Çünkü hem kendini hem başkasını hor görür.
Emanet dediğin sadece altın, para, eşya değildir. Eşek de emanettir. Kalp de emanettir. Makam da emanettir. Hatta dil bile emanettir. Konuştuğumuz söz, söylediğimiz yalan, paylaştığımız sır, attığımız iftira bile birer emanettir.
Ama biz ne yaparız?
Eline geçeni hor kullanır, sonra da “Bende suç yok, eşek zaten inatçıydı” deriz.
İşte tam burada Hoca devreye giriyor. Çünkü onun bir eşeği var ve bu eşek, sadece odun taşımaz. Akıl da taşır, fikir de söyler, lafı gediğine koyar. Çünkü bazen en doğru cümleyi, konuşmayan bir eşek dile getirir.
Hayat bize sürekli “emanet” sunar. Bir gün makam, bir gün evlat, bir gün bir eş, bir dost… Bize düşen, o emanete layık olabilmek. Yoksa eşek bile der ki:
“Ben sana verdim, sen başkasına ezdirdin. Şimdi ben sana da, ona da söverim!”
İşte o zaman ne eşek kalır ortada, ne de sevap.
O yüzden dikkat edin: Emanet, sahibini değil; koruyanı yüceltir.
Zaman odur ki.
Hoca’nın bir eşeği varmış. Boynu kalın, gözleri iri, ama gönlü hassasmış.
Bir gün komşusu gelmiş:
— Hocam, odunum bitmiş. Çoluk çocuk dondu evde. Eşeğini bir saatliğine versen de şu dağdan bir yük odun getirsem. Sevap olur sana.
Hoca, sevap lafını duyunca bir içlenmiş, bir yutkunmuş. Sonra demiş ki:
— Komşum, hele bir eşeğe sorayım da onun da gönlü olsun. Zorla güzellik olmaz.
Komşu, önce bir afallamış. “Eşeğe mi sorulur şimdi?” diye içinden geçirmiş ama “Bu hoca bu… bir bildiği vardır” diyerek beklemiş.
Hoca gitmiş ahıra. Eşekle epey bir fısıldaşmış. Dışarı çıktığında yüzü mahzun, sesi kederliymiş:
— Komşum, kusura bakma. Eşeğin gönlü razı gelmedi. Dedi ki:
“Beni ehil olmayan birine verirsen, beni aç bırakır, döver, hor görür. Sonra benden de, senden de nefret eder. Yetmez, ikimize de söver. Üstelik içi soğumaz, gider senin hanımına da küfreder. O yüzden ben gitmem!”
— Vallahi haklı. Bu eşek az değil ha, bildiğin psikolog gibi analiz yapıyor. Ben de veremem şimdi. Emanet dedin mi gönül işi bu.
Fıkradan Anlayacaklarımız
- “Emanete hıyanet olmaz.” (Anadolu genel atasözü) Güven verilen şey hakkıyla korunmalıdır.
- “At binenin, kılıç kuşananın.” (Türk atasözü) Her iş ehline verilmelidir.
- “İş bilenin, iş görmeyen lafa bakar.” (Çorum–Yozgat yöresi atasözü) Sorumluluk, ehil elde değer kazanır.
- “El elin eşeğini türkü çağırarak arar.” (Türk atasözü) İnsan başkasının malına çoğu zaman kendi malı kadar özen göstermez; bu yüzden emanet verirken dikkat gerekir.
- “Güvenme varlığa, düşersin darlığa.” (Kayseri yöresi atasözü) Sadece iyi niyetle değil, tedbirle de hareket etmek gerekir.
- “Her önüne gelen değirmene su dökmez.” (Sivas yöresi atasözü) Her isteyen her emaneti taşıyacak liyakate sahip değildir.
- “Ağzı olan konuşur, işi olan yapar.” (Karadeniz yöresi atasözü) Lafla değil, davranışla güven oluşur.
- “Komşu hakkı Tanrı hakkıdır.” (Anadolu’da yaygın atasözü) Komşuluk güven ve sorumluluk ister.
- “Yiğit malı meydanda belli olur.” (Erzurum yöresi atasözü) İnsan, kendisine teslim edileni nasıl koruduğuyla tanınır.
- “Dost başa, düşman ayağa bakar.” (Türk atasözü) Gerçek dost emanetin kıymetini bilir.
- “İtibar bir camdır, kırıldı mı tutmaz.” (Kastamonu yöresi atasözü) Güven bir kez bozulursa yeniden kurulması zordur.
- “Azıcık aşım, kaygısız başım.” (Türk atasözü) Her isteğe evet demek yerine ölçülü davranmak gerekir.
- “Yük taşıyan eşek değil, emanetin ağırlığıdır.” (Doğu Anadolu’da kullanılan halk atasözü) Sorumluluk sadece maddi değil manevi yük de taşır.
- “Akılsız başın zahmetini ayak çeker.” (Türk atasözü) Düşünmeden verilen karar sonradan bedel doğurur.
- “Dost ile ye iç, alışveriş etme.” (Anadolu genel atasözü) Yakın ilişkilerde emanet ve maddi meseleler dikkat ister.
- “Bir elin verdiğini öbür el bozmamalı.” (Konya yöresi halk atasözü) İyilik ölçülü ve sonuç düşünülerek yapılmalıdır.
- “Söz ağızdan çıkana dek senin, çıktıktan sonra sen onun esirisin.” (Türk atasözü) Verilen söz de bir emanettir.
- “Ölçüsüz iyilik zarardır.” (Rize–Trabzon yöresi halk atasözü) İyilikte de akıl ve denge gerekir.
- “Güven ağacı yavaş büyür, çabuk yıkılır.” (Anadolu halk atasözü) Güven zamanla oluşur ama bir hatayla yok olabilir.
- “Ehil ele düşen iş yarım kalmaz.” (Kayseri–Nevşehir yöresi atasözü) Sorumluluk doğru kişiye verilirse huzur doğar.
Metin KOCA