105.Dünyanın Merkezi Neresidir Hocam!

105.Dünyanın Merkezi Neresidir Hocam?

Gerçeğin Merkezine Yolculuk….

Modern insan, bilgi çağında yaşamasına rağmen hakikatten her zamankinden daha uzak….

Günümüzde gerçeklik, artık deneyimle değil; ekranla, görüntüyle, özellikle de reklamlarla inşa ediliyor.

Ne düşüneceğimizi, neye hayran olacağımızı, hatta neyin iyi ve doğru olduğunu bile biz seçmeden önce reklamlar belirliyor. Sadece ürünleri değil, idealleri de paketleyip sunuyorlar. Güzel görünmenin, başarılı olmanın, mutlu olmanın kalıpları hep bu sahte görsellerle zihnimize kodlanıyor. Oysa asıl sorun şurada başlıyor:

Sorgulamadan kabul ettiğimiz her şey, bizi hakikatten biraz daha uzaklaştırıyor.

Reklamlar artık yalnızca bir tüketim aracı değil; bir yaşam biçimi, bir düşünce kalıbı oluşturuyor.

Tüketimi meşrulaştırırken, sorgulamayı değersizleştiriyor. “En doğruyu biz biliriz” havasıyla yönlendirilen bireyler, kendi aklından şüphe eder hale geliyor. Gerçeği değil, gösterilen versiyonunu yaşamaya başlıyoruz.

Düşünmek yorucu geliyor; çünkü düşünene “asi”, sorgulayana “uyumsuz”, farklı düşünen bireye ise “tehlikeli” damgası vuruluyor.

Fakat insan; aklıyla vardır, sorularıyla büyür, şüpheyle derinleşir.

Bilim, felsefe ve din – bu üç temel sütun – bize farklı açılardan aynı çağrıyı yapar:

Düşün. Sorgula. Anlamaya çalış. Ama biz çoğu zaman cevabını değil, kalabalığın alkışladığını doğru kabul ediyoruz. Bilgiye değil, ezbere sarılıyoruz.

Hakikati değil, alışkanlıklarımızı savunuyoruz. Bu sebeple, en çok sorulması gereken sorular bile ya hiç sorulmuyor ya da cevabı çoktan dayatılmış şekilde sunuluyor.

Dinimiz  “Hiç düşünmez misiniz?” diye sorarken, felsefe “Neden böyle?” sorusuyla düşüncenin kapısını aralar.

Bilim deneyle, eğitim ise merakla ilerler. Fakat biz; soru sormayı ayıp, sorgulamayı isyan, farklı düşünmeyi tehdit sayar olduk. Herkes her şeyi bilir ama kimse “bilmeyebilirim” demeye cesaret edemez.

İşte bu zihinsel tembelliğin ve kibirli bilgiçliğin tam karşısında durur Nasreddin Hoca… Mizahı, felsefeyi, teolojik bir basireti ve halk zekâsını bir araya getirerek, “dünyanın merkezinin” aslında ne olduğunu neresi olduğunu soranlara cevabını verir. Mizahın ardına gizlenmiş bir hikmetle…

 Zaman Odur ki

Birkaç kendince “okumuş”, her şeyi bilen edasıyla yola çıkan ülema tipi, Hoca Nasreddin’in yanına gelir. Amaçları hocayı küçük düşürmek, bilgisini toplum önünde sorgulayıp kendilerini yüceltmektir. Bilmişliğin, laf ebeliğinin nimetlerinden faydalanmayı umut ederler.

Hoca, önyargısız sormak şartıyla ( ön yargıyla sorulan hiç bir şeyin sonuç vermeyeceğini bilir çünkü...) soruları kabul eder. Cevaplarını vermeye de hazırdır.

— Hocam! Dünyanın ortası neresidir?
— Eşeğimin ön ayaklarının bastığı yer, dünyanın tam ortasıdır. İnanmıyorsanız ölçün, der.

Bir diğer soruyu sorar:
— Gökyüzünde kaç yıldız vardır?
— Benim eşeğimin ve ailesinin üzerindeki kıllar kadar yıldız vardır. İnanmıyorsanız onları da sayabilirsiniz.

Bilmişler, hocanın cevapları karşısında sinirlenir ve alaycılığı artırırlar:
— Benim sakalımda kaç kıl vardır?
— Eşeğimin kuyruğundaki kıl kadar vardır.

— Bunu da uydurdun. Nasıl anlayacağız aynı sayıda olup olmadığını?

— Çok kolay. Bir kıl senin sakalından, bir kıl eşeğin kuyruğundan çekerek sayarız.

İyice gerilen bilmişler, hocanın sabrını zorlar:
— Peki hocam, dünyamızın boyu kaç arşındır?

Hoca, o sırada oradan geçmekte olan bir cenazeyi işaret eder:
— Bu sorunuzu tabuttaki kişiye sorun. Bakın, dünyaya gelmiş, ölçmüş, biçmiş, işini bitirip geri gidiyor…

Fıkradan Anladıklarımız

1. “Sorunun özü niyettedir.” (Anadolu hikmet sözü) Kibirle sorulan soru bilgiye değil, egoyu beslemeye hizmet eder.

2. “Akıl soruyla keskinleşir.” (Türk-İslam hikmet geleneği) İnsan doğru sorularla düşünce derinliği kazanır.

3. “Boş teneke çok ses çıkarır.” (Anadolu atasözü) Gerçek bilgi sahibi olmayanlar çoğu zaman en çok konuşanlar olur.

4. “Sözün ağırlığı niyetindedir.” (Osmanlı nasihat sözü) Aynı soru, iyi niyetle sorulursa öğrenme; kötü niyetle sorulursa çatışma doğurur.

5. “Her bilen bilge değildir.” (hikmet sözü) Bilgi sahibi olmak, onu hikmetle kullanmak anlamına gelmez.

6. “Akıl ölçer, gönül tartar.” (Türk tasavvuf geleneği) Hakikati anlamak için sadece bilgi değil, iç muhasebe de gerekir.

7. “Kibir ilmin pasıdır.” (İslam hikmet sözü) Ego, bilginin hakikate dönüşmesini engeller.

8. “Gören göz, düşünen akıldır.” (Anadolu halk sözü) Hakikati görmek yalnız bakmakla değil, düşünmekle mümkündür.

9. “Soruyu soran, cevabı da taşır.” (hikmet sözü) İnsan çoğu zaman cevabın yönünü kendi niyetiyle belirler.

10. “Her ölçülen hakikat değildir.” (felsefi halk sözü) Bazı gerçekler sayıyla değil, anlamla kavranır.

11. “Kalabalığın alkışı doğruyu değiştirmez.” (Anadolu atasözü) Çok kişinin onaylaması bir fikri otomatik olarak doğru yapmaz.

12. “Akıl eşeğin kuyruğunda da hikmet bulur.” (Nasreddin Hoca geleneği) Bilgelik bazen en basit görünen örneklerin içine gizlenir.

13. “Soru kapıdır, niyet anahtar.” (hikmet sözü) Öğrenmenin yolu meraktan ve samimiyetten geçer.

14. “Bilmek başka, anlamak başkadır.” (Türk dünyası hikmet sözü) Ezber bilgi ile içselleştirilmiş bilgi aynı değildir.

15. “Ölçüp biçen de sonunda toprağa girer.” (Anadolu halk sözü) Dünya bilgisi ne kadar büyük olursa olsun insan faniliği unutmamalıdır.

16. “Hakikat bazen şakada saklıdır.” (Nasreddin Hoca geleneği) Mizah, en ağır gerçeği en hafif yolla anlatabilir.

17. “Aklını kiraya veren, reklamın kölesi olur.” (modern halk sözü) Sorgulamadan kabul edilen düşünceler bireyi hakikatten uzaklaştırır.

18. “Sormayan akıl pas tutar.” (eğitim temalı hikmet sözü) Merak etmeyen zihin zamanla düşünme yetisini kaybeder.

19. “Cevap değil, düşünüş önemlidir.” (felsefi söz) Asıl kazanç doğru cevaptan çok doğru düşünme biçimidir.

20. “Dünyanın merkezi insanın niyetidir.” (tasavvufi hikmet sözü) İnsan aklını, kalbini ve yönünü nereye çevirirse onun hakikati de orada şekillenir.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir