106.Sana,Hayat Kurtaran Üç Öğüdüm Var!

106.Sana, Hayat Kurtaran Üç Öğüdüm Var!

İnsan bazen yalnızca sırtında taşıdığı yükle değil, zihninde taşıdığı yargılarla da ezilir.

Çoğu zaman akıl yürütmek yerine akıllı görüneni dinlemeyi seçeriz. Çünkü sorgulamak cesaret ister; inanmaksa sadece bir onay. Bu yüzden nice insan, “öğüt” adı altında öyle laflar duyar ki, aslında sadece kafasına dolma bilgi doldurulmuştur da farkına bile varmaz.

Toplumlar yıllar boyunca, öğütlerle uyutulmuş; “Büyüklerin sözünü dinle”, “Akıl akıldan üstündür”, “Büyüğün dediğini yap, yaptığını yapma” gibi nice atasözünün gölgesinde yetişmiştir. Oysa akıl, yaşta değil; sorguda, sezgide ve cesarette yatar.

Her beyaz sakal akıllı değildir, her çok konuşan da doğruyu bilmez.

Bazen “hayat kurtaran nasihatler” diye sunulan şeyler, aslında sadece kandırmanın cilalanmış halidir. Hele ki nasihati veren kişi zenginse, yaşlıysa ya da toplumda bir makamı varsa… İnsan hemen ikna olur. Çünkü çoğu kişi, söylenene değil söyleyene tapar. Oysa hakikat, kimsenin tekelinde değildir.

Asıl mesele şudur: Bir söz, ne kadar süslü olursa olsun, içi boşsa insana yükten başka bir şey değildir.

Ve bazen insanın kendi sırtında taşıdığı yükten çok, başkalarının dilinden taşıdığı cümleler daha ağır gelir.

İşte bu fıkra da, aklını kiraya vermeden önce iki kere düşünmeyenleri; para yerine öğütle kandırılanları ve kandırıldığını fark edince içindeki isyanı bastırmayanları anlatıyor. Çünkü bazen en kıymetli hayat dersi, kırık bir bardaktan sızar.

Zaman Odur ki

Zamanın birinde, yani ne bugünden eskidir ne de yarından yeni, Salamon adında zengin bir tüccar yaşarmış. Cebi doluymuş ama gönlü, parayla değil, kandırma sanatıyla doyar olmuş.

Günün birinde, toptancıdan bir sandık dolusu kristal bardak almış. Kıymetliymiş tabii… Taşımak için bir hamal çağırmış. Hamal da nasihat arayan, iyi niyetli bir adammış. Salamon, sandığı sırtına alacak hamala şöyle demiş:

— Bak sana bir teklifim var evlat. Bu sandığı dükkanıma taşırsan, ya sana üç bin lira veririm… ya da üç hayat kurtaran öğüdüm olur. Seç!

Hamal biraz düşünmüş. “Belki zengin bir adamın tecrübeleriyle bu sefil hayattan kurtulurum” demiş kendi kendine. Cevabını vermiş:

— Parayı her yerde bulurum, ama öğüt… Hele ki sizin gibilerden gelen, ömre bedel olur.

Salamon sinsice gülümsemiş:

— Aferin evlat. Akıllı tercih. O zaman:

  • Birinci öğüdü şimdi veririm,

  • İkincisini yolda,

  • Üçüncüsünü de dükkâna varınca…

Hamal, sandığı sırtlanmış. Kristaller öyle narinmiş ki nefes alsa kırılacak. Sırtında yük, içinde umut. İlk öğüt gelmiş:

“Fakirlik, zenginlikten iyidir derlerse… inanma!”

Hamal içinden geçirmiş: “Bunu zaten biliyorduk ama neyse, belki öbürleri kıymetlidir.”

Yolda terlemiş, beli bükülmüş. İkinci öğüt gelmiş:

“Bekârlık sultanlıktır diyenlere de inanma!”

Bu da bildik laftı. Hamal artık şüphelenmeye başlamış. “Yoksa ben keriz yerine mi konuyorum?” diye düşünmüş ama söz ağızdan çıkmış bir kere.

Nihayet dükkâna varmışlar. Hamal artık bitap düşmüş. Son öğüt beklentisiyle Salamon’a bakmış. Salamon gülerek demiş ki:

“Yaya yürümek, araçla gitmekten iyidir diyenlere de inanma!”

Ve eklemiş:

— “Şimdi sandığı yavaşça, dikkatlice yere bırak evlat…”

Ama hamal artık dayanamazmış. Sırtındaki yük ağırmış ama kandırılmışlık daha ağır gelmiş. Derin bir nefes almış, sonra başını çevirmiş ve demiş ki:

— “Bay Salamon, şimdi sıra benim öğüdümde…”

Ve sandığı hızla yere fırlatmış. Kristaller “şangır şungur” dağılmış, cam kırıkları zemine düşerken, kendi “hayat kurtaran öğüdünü” vermiş hamal:

“Eğer yerdeki bu sandığın içinde bir tane bile sağlam kristal bardak kaldı derlerse… ona da inanma!”

 Fıkradan Anladıklarımız

1. “Kuru söz karın doyurmaz.” (Anadolu atasözü) Emek veren insanın ihtiyacı nasihat değil, hakkının teslim edilmesidir.

2. “Dil ile değirmen dönmez.” (İç Anadolu halk sözü) Sadece konuşmak, somut karşılık üretmeden fayda sağlamaz.

3. “Ter kurumadan hakkını ver.” (Türk-İslam emek hikmeti) Çalışanın emeği zamanında ve adil biçimde ödenmelidir.

4. “Boş kap çok çınlar.” (Rumeli Türkleri atasözü) İçeriği zayıf olan sözler çoğu zaman daha çok gürültü çıkarır.

5. “Sözle kandıran, el ile vermez.” (Anadolu halk sözü) Aldatmak isteyenler çoğu zaman vaatleri kullanır.

6. “Yük ağırsa omuz söyler.” (Doğu Anadolu sözü) İnsan haksızlığı en çok taşıdığı yükte hisseder.

7. “Aç olana öğüt değil aş gerek.” (Karadeniz yöresel sözü) İhtiyaç sahibine teori değil çözüm sunulmalıdır.

8. “Ucuz nasihat pahalıya patlar.” (taşra hikmet sözü) Değersiz görünen kandırmacalar sonunda büyük zarara yol açar.

9. “Emeğin karşılığı dilde kalmaz.” (yöresel halk sözü) Hak teslim edilmediğinde tepki kaçınılmaz olur.

10. “Sözün süsü çoksa özü azdır.” (Anadolu atasözü) Aşırı süslü ifadeler çoğu zaman iç boşluğunu gizler.

11. “Kurnaz tüccar teraziyi eğri tutar.” (esnaf kültürü sözü) Güç sahibi olanlar bazen adaleti kendi lehine bozar.

12. “İyi niyet kolay av olur.” (Karadeniz halk sözü) Saf ve temiz kalpli insanlar daha kolay sömürülebilir.

13. “Sabır da taşır.” (Anadolu atasözü) Her insanın tahammül sınırı vardır.

14. “Haksız yük sırtı değil ruhu büker.” (hikmet sözü) Adaletsizlik fiziksel yorgunluktan daha ağır gelir.

15. “Cam kırığı toplanır, güven kırığı toplanmaz.” (yeni hikmet sözü) Maddi zarar telafi edilir ama güvenin kaybı zordur.

16. “Aldanan bir kez, aldanmayan bin kez düşünür.” (Türk dünyası halk sözü) Tecrübe insanı daha dikkatli hale getirir.

17. “Nasihat ucuz, adalet kıymetlidir.” (hikmet sözü) Gerçek erdem konuşmakta değil, hakkı gözetmektedir.

18. “Yük taşıyanın dili değil beli konuşur.” (Doğu Karadeniz sözü) Emek sahibinin gerçeği sözden çok yaşantısında görünür.

19. “Sabrı zorlanan el bir gün bırakır.” (Anadolu halk sözü) Sürekli sömürülen kişi sonunda tepki verir.

20. “Kırılan bardak değil, insanın içidir.” (fıkraya uygun hikmet sözü) Asıl yıkım maddi kayıptan çok kandırılmışlık hissidir.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir