157.Haksız Mıyım Doktor Bey?

yaralı ayak

157.Haksız Mıyım Doktor Bey?

İnsan tuhaftır… Acıdan kaçar, ama acıyı üreten koşullara sadakatle sarılır. Çünkü bizim toplumda acı çekmek bir meziyet, sabretmek ise neredeyse bir ibadettir. Üstelik neye sabrettiğimiz değil, ne kadar sustuğumuz önemlidir.

Modern hayat, bizden “akıllı çözümler” bekler ama ne hikmetse biz, sorunlara kendi kendimizi sakatlayarak yanıt vermeyi tercih ederiz. Psikologlar buna “kaçma davranışı” der, biz ise “kader” deyip geçeriz. Temel’in hikâyesi işte bu büyük kaçışın küçük bir simgesidir.

Çocuk evlensin diye borca giren bir baba, iş batınca kendini sıkıntıdan dar ayakkabıya mahkûm eder. Yetmezmiş gibi, ayağını sıkan ayakkabıyı değil, ayağını cezalandırır. Çünkü sorunla değil, acıyla savaşmak bize daha tanıdık gelir. Ayakkabıcıyla yüzleşmek yerine, ayağımızı vururuz. Sonra da “sence ben haksız mıyım?” diye sorarız.

İşte burası bizim toplumun en ironik sahnesidir: Çoğu zaman haklı olduğumuza kendimiz bile inanmayız ama haksız olmayı da kabullenemeyiz. Çünkü bizde sorunlar değil, onların yol açtığı duygular çözülmeye çalışılır. Borçlar değil, botlar sıkıyorsa sıkıntı vardır.

Zaman odur ki

İnsan bazen öyle kararlar alır ki, başta mantıklı gibi görünür ama sonunda mantığın bile “ben bu işe karışmam” diyerek kenara çekildiği bir hikâyeye dönüşür.

Karadenizli Temel hastane acil servisine topallayarak girer. Üzerinde ter, gözünde panik, ayağından oluk oluk akan kanla yardım ister:

— “Doktor Bey! Ölüyorum! Ayağımı vurdum… Lütfen yardım edin!”

Doktor, Temel’in kanayan ayağına bir bakar, sonra yüzüne döner:

— “Evladım sen kendi ayağına niye ateş ettin? Hangi akıl bunu sana yaptırdı?”

Temel derin bir iç çeker, yere çöker gibi olur. Konuşmaya başlar:

— “Çocuğu evlendirdim doktor bey… Altın aldım, borçlandım. Arabayı sattım. Üstüne kredi çektim, çocuğa dükkan açtım. Dükkan battı. Kredi bana kaldı. Altın gitti. Ev, araba gitti. Ben de bu acıyı unutmak için kendime dar bir ayakkabı aldım…”

Doktor gözlüğünü çıkarıp şaşkınlıkla dinlerken Temel devam eder:

— “O ayakkabı ayağımı o kadar sıkıyordu ki, diğer acılarımı unutturuyordu. Ama sonra fark ettim ki bu defa da ayakkabının acısıyla yaşıyorum. Ayakkabıcıya gitsem ya masraf çıkaracak ya yeni ayakkabı satacak. Sinirlendim, bastım tetiği, ayağımdan vuruldum. Şimdi ne ayakkabıyı hissediyorum, ne eski acılarımı. Ama doktor bey, ayağım… Çok acıyor…”

Gözleri dolu dolu bakar:

— “Sizce ben haksız mıyım, doktor bey?”

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “Akılsız başın zahmetini ayak çeker.” (Türk atasözü) Düşünmeden alınan kararların bedelini insan sonunda kendisi öder.
  2. “Ayağını yorganına göre uzat.” (Türk atasözü) İmkânı aşan yükler zamanla insanı maddi ve manevi sıkıntıya sokar.
  3. “Bugünün işini yarına bırakma.” (Türk atasözü) Küçük sorunlar zamanında çözülmezse büyüyerek geri döner.
  4. “Yarası olan gocunur.” (Türk atasözü) İnsan çoğu zaman içindeki acıyı dışarıdaki başka bir sorunla örtmeye çalışır.
  5. “Dert saklamakla azalmaz.” (Karadeniz yöresi atasözü) Konuşulmayan sıkıntılar insanın içinde daha da büyür.
  6. “Keskin sirke küpüne zarar.” (Türk atasözü) Öfke ile verilen ani kararlar çoğu zaman sahibine zarar verir.
  7. “Taş yerinde ağırdır.” (Türk atasözü) Sorun hangi noktada başladıysa çözüm de orada aranmalıdır.
  8. “Yaman hastaya yaman ilaç gerek.” (Anadolu atasözü) Büyük sıkıntılar doğru ve köklü çözümler ister.
  9. “Sabrın sonu selamettir.” (Türk atasözü) Zor dönemlerde panikle değil akılla hareket etmek gerekir.
  10. “Bir musibet bin nasihatten iyidir.” (Türk atasözü) İnsan çoğu zaman yaşadığı acıdan ders alır.
  11. “Dert söylemeyen derman bulmaz.” (Sivas yöresi atasözü) Sorunlar konuşuldukça çözüm kapısı açılır.
  12. “Kendi düşen ağlamaz.” (Türk atasözü) Yanlış kararların sorumluluğunu da insan kendisi taşır.
  13. “Öfke ile kalkan zararla oturur.” (Türk atasözü) Ani tepki, gerçek sorunu çözmez; yeni zararlar doğurur.
  14. “Yük ağır olunca diz çöker.” (Doğu Anadolu atasözü) İnsan taşıyamayacağı ekonomik ve psikolojik yük altında yıpranır.
  15. “Dikensiz gül olmaz.” (Türk atasözü) Hayatın zorlukları kaçınılmazdır, önemli olan doğru baş etmektir.
  16. “Dert insanı konuşturur.” (Tokat yöresi atasözü) İçte biriken sıkıntılar bir gün mutlaka dışarı taşar.
  17. “Yanlış hesap Bağdat’tan döner.” (Türk atasözü) Gerçekçi olmayan planlar sonunda mutlaka çöker.
  18. “Taşıma su ile değirmen dönmez.” (Türk atasözü) Geçici çözümler kalıcı sorunları ortadan kaldırmaz.
  19. “Can çıkmadan huy çıkmaz.” (Türk atasözü) Toplumun yanlış sorun çözme alışkanlıkları kolay değişmez.
  20. “Dert insanı ya yıkar ya olgunlaştırır.” (Anadolu halk atasözü) Acı, doğru yönetilirse ders; yanlış yönetilirse yıkım getirir.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

 5.Gül, Geç!

 5.Gül, Geç! Zamane insanı, hele hele zamane ergenleri, sanki dünyaya “acil koduyla” gönderilmiş gibi yaşıyor. …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir