127.Tüccara Yalan caiz!

127.Tüccara Yalan caiz!

Yalan…
Dünyanın en ucuz cümlesi, en pahalı bedeli…
Bir insanın yüzü varsa, yalan onu soldurur. Bir insanın sözü varsa, yalan onu çürütür. Ve bir toplum varsa; yalan onu içeriden kemirir, dışarıdan da rezil eder.

Dürüstlük dediğimiz şey aslında çok basit bir davranış değil, zira pahalıya patlar. Hele günümüzde dürüstsen ya “enayi” sanıyorlar ya da “az akıllı”… Ama dürüstlük aslında altın değil, elmas da değil… Daha değerli: İnsanın iç huzuru! Çünkü yalanla yastığa baş koyan, rüyasında bile kendinden kaçar.

Toplumda artık iki tür göz var:
Biri aç göz, ki ne görse sahip olmak ister.
Diğeri at göz, ki ne görse sadece kendi menfaatine göre görür.

İşte bu fıkrada da bir aç gözlü tüccarla, dürüstlüğü meslek edinmiş bir marangozun hikayesini okuyoruz. Biri dünyayı da kandırabileceğini sanıyor, diğeri sadece kendi vicdanına karşı sorumlu olduğunu biliyor.

Yani mesele altın değil, meselemiz “karakter“.

Adalet bazen geç gelir ama geldi mi de, zengini de titretir, yalancıyı da susturur. Çünkü adaletin gözleri kör değildir; sadece gösterişe bakmaz. Dosyaların içini okur, gönlün sesini duyar.

Ve unutma sevgili okur, yalanla kazanılan bir dava, hakla kaybedilen bir hayattan daha onursuzdur.

Zaman Odur ki

Zamanın biri… Belki eski bir bahar, belki şimdi unutulmuş bir kış… Ama insanın özü hep aynı.
O zamanda bir tüccar vardı. Altınla alışır, yalanla barışır, gözünü açınca para, kapayınca menfaat görürdü.
Ve bir marangoz vardı. Elinde nasır, yüreğinde hak, gönlünde emek taşıyan…

Bir sabah, tüccar yolda yürürken 900 altın dolu çantasını düşürür. Fark etmez bile. Çünkü çoktur parası.
Aynı sokaktan geçen marangoz, yere düşmüş çantayı görür. Elini uzatır, kaldırır. İçine bakar. Altın!
Ama gözünü değil, vicdanını açar:

“Bu kadar altın kolay kazanılmaz. Belli ki sahibi arar. Bekleyeyim. Hakkı olmayanın eline geçmesin. İyilik gizli yapılırsa kıymetlidir.”

Çantayı evde saklar. Sessizce.

Günler geçer. Bir Cuma günü, marangoz şehrin en büyük camisinde hutbeye kulak verir. İmam, kaybolan çantayı ve sahibinin, bulan kişiye 100 altın vereceğini duyurur.
Marangoz hemen eve döner. Çantayı getirip imama teslim eder. Umudu; hem çantayı sahibine ulaştırmak, hem de belki söylenen ödül ile çoluk çocuğa bayramlık almaktır.

Tüccar gelir, çantayı görür, tanır, sahiplenir. Ama sözünde durmaz.
100 altın yerine sadece 5 altın uzatır marangozun eline.
Üstelik utanmazca konuşur:

“Bu çantada aslında 1000 altın vardı. Marangoz 100’ünü çalmış!”

Oysa imam bile şahittir:
Tüccar daha önce, “900 altınım kayıp” demişti. Ama tüccarın dili, cüzdanıyla birlikte esner. Çıkarına göre uzar, döner, kıvrılır.

Oradakiler marangozu savunur:
“Bu adam namusludur. Hakkı olmayanı almaz.”

Ama tüccar 100 altını vermemek için karalamaya devam eder.
Zengindir ya… Parası var ya… Hakimi de, savcıyı da satın alabileceğini düşünür.
İçinden geçirir:

“Gariban korkar. Adı hırsıza çıkmasın diye ses etmez. Hakkından da vazgeçer.”

Ama marangoz  adım geri atmaz. Hakkını değil,   hakikati savunur.
Konu mahkemeye taşınır.

mahkeme salonu:  Tüccar, elini Kuran’a basar.
Yüzünde bir işadamı ciddiyeti, gözünde yalanın parıltısı:

“Bin altınım vardı, bu marangoz çaldı!” diye yemin eder.

Marangoz da elini Kuran’a koyar:

“Ben bulduğumda içinde 900 altın vardı.”

Herkes susar. Gözler hakimde.  Hakim gün görmüş, vicdanı parayla ölçülmemiş biridir.  Kürsüden eğilmeden doğrulup konuşur:

“Tüccar 1000 altın kaybettiğini söylüyor.

Marangoz 900 altın bulduğunu söylüyor.
Demek ki bu çanta, tüccarın değil.”

Sonra tokmağını masaya vurur:

“Bu çantadaki 900 altın marangozundur.

Tüccar hâlâ 1000 altın arıyorsa, gidip başka yerde arasın.
Belki vicdanını kaybettiği yerde bulur!”

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “Doğrunun yardımcısı Allah’tır.” (Türk atasözü) Hak ve dürüstlük er ya da geç karşılığını bulur.
  2. “Yalancının evi yanmış, kimse inanmamış.” (Türk atasözü) Sürekli yalan söyleyen kişi sonunda güvenini kaybeder.
  3. “Doğru söz yemin istemez.” (Türk atasözü) Hakikat, gösterişe ve süslü yemine ihtiyaç duymaz.
  4. “Haram malın hayrı olmaz.” (Türk atasözü) Haksız kazanç huzur getirmez.
  5. “Doğru tartı dostluğu artırır.” (Türk atasözü) Adalet, toplumsal güvenin temelidir.
  6. “Kul hakkı ile gelen, kul hakkı ile gider.” (Türk atasözü) Başkasının hakkını yemek er ya da geç sahibine döner.
  7. “Hak yerini bulur.” (Türk atasözü) Adalet gecikse bile tamamen kaybolmaz.
  8. “İftira ateşten gömlektir.” (Türk atasözü) Suçsuz insana atılan leke en ağır zulümdür.
  9. “Emanete hıyanet olmaz.” (Hadis meali) Güven verilen şeyi korumak insanlık borcudur.
  10. “Dürüstlük en büyük sermayedir.” (Türk atasözü) Karakter, maldan ve paradan daha değerlidir.
  11. “Haram lokma boğazda kalır.” (Türk atasözü) Haksız kazanç insanın iç huzurunu bozar.
  12. “Doğru olan eğrilmez.” (Türk atasözü) Sağlam karakter baskı karşısında değişmez.
  13. “Kul hakkı ile Allah’ın huzuruna çıkılmaz.” (Hadis meali olarak yaygın söz) Başkasının hakkı en ağır sorumluluklardan biridir.
  14. “İyilik eden iyilik bulur.” (Türk atasözü) Dürüst davranış toplumda güven ve saygı oluşturur.
  15. “Altın ateşte, insan mihnette belli olur.” (Türk atasözü) İnsan karakteri zorluk anında ortaya çıkar.
  16. “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır.” (Hadis meali) Hakikati savunmak toplumsal sorumluluktur.
  17. “Mal canın yongasıdır ama vicdan canın kendisidir.” (Türk atasözü) Maddi kayıp telafi edilir, vicdan kaybı edilmez.
  18. “Adalet mülkün temelidir.” (Türk devlet geleneği sözü) Toplumun huzuru adaletle korunur.
  19. “Doğru ile eğri bir gün ayrılır.” (Türk atasözü) Zaman gerçek niyetleri ortaya çıkarır.
  20. “Hakikatin terazisi şaşmaz.” (Türk atasözü) Menfaat ne kadar büyük olursa olsun, gerçek sonunda görünür olur.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

2 Yorumlar

  1. Kaleminize sağlık hocam yine ibret dolu harika bir hikaye olmuş…

H için bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir