30.Papağan Çağı: Görünenin Kazandığı Zamanlar

30.Papağan Çağı: Görünenin Kazandığı Zamanlar

Bir toplumun temel direği bilgidir. Ancak bilgi, sadece bilenin kafasında bir yükseklik değil; toplumun gözünde bir kıymet haline geldiğinde anlam kazanır.

Ne yazık ki bugün, bilgi arka odaya çekilmiş; ön sahnede ışıklar gösterinin üzerinde…

Artık konuşmak gerekmiyor ……. konuşuyor gibi görünmek yetiyor.
İş yapmak değil ……. meşgul görünmek alkış topluyor.
Bilmek değil ……..o konuda sunum yapabilmek önemli. Zaten onu da artık yapay zeka yapıyor. Yeter ki doğru soruyu sor…

Mütevazı insanlar kenara çekiliyor. Üretenler alkışlanmıyor. Reklamı olmayanlar görünmüyor. Ve gün geliyor, hep bir ağızdan aynı soru yükseliyor:
“Biz neden böyle olduk?”

Toplum, vitrindekini “başarılı“, sadece işini yapanı “önemsiz” sayıyor.
Sadece göbeğini sallayarak dans eden bir sosyal medya fenomeni, ömrünü eğitime adamış bir öğretmenden fazla kazanıyor.
Sınavda kurala takılıp küpesini çıkaramayan bir genç, “Ben pilot olacağım!” videosuyla binlerce takipçi topluyor ve  bir pilottan fazla para kazanıyor.

Eskiden bilmek yeterliydi. Şimdi tanıtmak, süslemek, paketlemek de gerekiyor.
Artık sadece bilgi değil, bilginin ambalajı değerli.

Peki bu çarpıklık sadece sosyal medyada mı yaşanıyor? Hayır.
Kurumsal yapılardan eğitim sistemine kadar her yerde geçerli aynı denklem:
“Görünürsen varsın.”

En çok bilen değil, en çok konuşan öne çıkıyor.  Algı o kadar güçlü ki, içerik aranmıyor.
Bazıları sadece durarak “hocam” ya da “uzman” olarak anılıyor.

Son Söz.…Artık insanlar bilgiye susamış değil, alkışa bağımlı.
Gerçek değer; ambalajla, övgüyle, “takipçi sayısıyla” ölçülüyor.

Ve belki de en acısı:
Hiç konuşmayan bir papağanın “hocam” diye anılması,
toplumun bilgiyle değil, algıyla beslendiğinin en sade ispatı.

Ve işte tüm bu çarpıklığı anlatan basit ama derin bir fıkra var…

Zaman Odur ki…

Bir adam şehirde yürürken, vitrini rengârenk papağanlarla dolu bir petshopa girer.
İçeride ilk dikkatini çeken, canlı tüyleriyle neşeyle cıvıldayan bir papağandır.

“Bunun fiyatı nedir?” diye sorar.

Satıcı cevap verir:
— “1.000 dolar efendim.”
— “Nesi var bu kadar pahalı yapan?”
— “100 kelime biliyor, taklit yeteneği yüksek.”

Adam biraz ilerideki daha gösterişli papağanı gösterir.
— “Peki ya bu?”
— “3.000 dolar. Aynı kelimeleri hem Türkçe hem İngilizce söylüyor.”

Adam daha da ilgilenir:
— “Şu köşedeki?”
— “5.000 dolar. Çok dilli… Her dilde konuşur.”

Tam o sırada, dükkanın yüksek bir köşesinde sessizce duran bir papağan dikkatini çeker.
Tüyleri solgun, bakışı ağırbaşlı… Ne ötüyor ne hareket ediyor.

— “Peki ya şu? Hiç sesi çıkmıyor. Fiyatı nedir?”

Satıcı hafif eğilir, ciddi bir sesle fısıldar:
— “O 100.000 dolar efendim.”

Adam şaşkın:
— “Ama neden? Konuşmuyor bile!”

Satıcı omuz silkerek cevaplar:
— “Altı aydır burada. Ne konuşur ne öter. Yalnızca yer, içer, uyur.   İnşallah, maşallah der arada. Dini bütün bir kuş… Ama nedense… diğer üç papağan ona ‘hocam’ diyor.  Bazen de ‘patron’ diyorlar.”

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “Sesi çok çıkan değirmen çok öğütmez.” (Anadolu halk sözü) Gürültü her zaman verim anlamına gelmez.
  2. “Derin kuyu sessiz olur.” (Türk halk sözü) Gerçek bilgi çoğu zaman sakin ve gösterişsizdir.
  3. “Boya parlarsa tahta sağlam sanılır.” (Karadeniz halk sözü) Dış görünüş insanları kolayca yanıltır.
  4. “Çömleğin sesi tok, içi boş olabilir.” (Türkmen atasözü) Etkileyici sunum içerik garantisi değildir.
  5. “Parlayan bakır, altının yerini tutmaz.” (Azeri atasözü) Görünür olmak değerli olmak demek değildir.
  6. “Çarşıda bağıran çok satar, tarlada çalışan az görünür.” (Kayseri esnaf sözü) Pazarlayan çoğu zaman üretenin önüne geçer.
  7. “Sözün cilası çoksa özü eksik olabilir.” (Osmanlı hikmet sözü) Aşırı süsleme bazen içeriği gizler.
  8. “Gölgede büyüyen ağaç meyvesiyle tanınır.” (Türk–İslam irfan sözü) Değer gösterişle değil sonuçla anlaşılır.
  9. “Arının sesi değil balı kıymetlidir.” (Anadolu irfan sözü) Asıl değer üretimde saklıdır.
  10. “Pazarda bağıran kazanır, harmanda çalışan yorulur.” (Özbek atasözü) Emek ile görünürlük çoğu zaman farklı kişilere gider.
  11. “Kumaşın parlaklığı değil dokusu önemlidir.” (Türk halk sözü) Kalite görünüşten değil özden anlaşılır.
  12. “Sahne ışığı güneş değildir.” (Modern Anadolu hikmet sözü) Popülerlik kalıcı değeri göstermez.
  13. “Kuşun sesi çoksa uçuşu kısa olur.” (Kafkas halk sözü) Çok gösteriş yapan çoğu zaman sınavda zayıf kalır.
  14. “Meyve veren dal sessiz eğilir.” (Anadolu halk sözü – farklı form) Gerçek üretici çoğu zaman mütevazıdır.
  15. “Pencereyi boyayan evi tamir etmiş olmaz.” (Ankara yöresi sözü) Ambalaj, özü düzeltmez.
  16. “Afiş büyükse içerik sorgulanır.” (Modern taşlama sözü) Fazla reklam bazen eksikliği kapatır.
  17. “Kabuğu parlak ceviz içi boş çıkabilir.” (Karadeniz sözü) İlk izlenim yanıltıcı olabilir.
  18. “Sinek sesi çoktur, arı işi çoktur.” (Türk halk sözü) Gürültü yapan değil çalışan değerlidir.
  19. “Bilgeyi sesi değil izi tanıtır.” (Tasavvufi hikmet sözü) Kalıcı etki görünürlükten daha önemlidir.
  20. “Vitrin doluysa dükkân dolu sanma.” (Modern Anadolu hikmet sözü) Görünen başarı her zaman gerçek başarı değildir.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir