31.Kuyudan Neden Çıkamıyoruz?

31.Kuyudan Neden Çıkamıyoruz?

“Kıskanç insan, başkasının mumunu söndürünce kendi lambası daha parlak olacak sanır.”Mevlânâ

“Kıskançlık, ruhun kendine duyduğu güvensizliğin dışa yansımasıdır.”  Platon

Hayat bir yarış değil, bir yolculuktur. Bu yolculukta herkesin kendi rotası, kendi menzili vardır. Kimisi erken varır hedefe, kimisi geç… Kimisi hızlı koşar, kimisi tökezler ama yine de ilerler.

Ne var ki, asıl sorun başkalarının yolculuğuna bakıp kendi adımlarımızı unuttuğumuzda başlar.

Toplum olarak ne yazık ki, başarıyı alkışlamaktan çok sorgulamaya, kıskanmaya ve karalamaya meyilliyiz.

Birinin evi yenilense “Kesin bir iş çevirdi” deriz.

Bir başkası terfi etse, “Patrona yağ çekmiştir” diye geçiririz içimizden. Gülümseyerek “Tebrik ederim” desek bile içimizde bir kıvılcım çakar: “Neden o kazandı da ben kazanamadım?”

Bu kıskançlık ve çekememezlik, bireysel bir zaaftan çok, sosyal bir hastalık haline geldi.

Komşunun tavuğu bize hep kaz göründü, ama kendi kümesimizdeki civcivleri hiç saymadık.

Oysa başkasının mutluluğuna sevinmek, dostlukta olgunluğun, insanlıkta kemâlin göstergesidir.

Bir arkadaşımız iyi bir yere geldiğinde, “Ne güzel, inşallah daha da iyi olur” diyebiliyorsak, içimizdeki kötülüğü aşmaya başlamışız demektir.

Ama ya diyemiyorsak? İşte o zaman, dostluklarımız da sorgulanmalı.

Yanlış arkadaş çevresi, kıskançlığın kuluçka merkezidir.

Bazen sırf yanında kalmak için kendimizden bile vazgeçtiğimiz insanlar, bizim kuyumuzu kazanlar olabilir. Onların bakışıyla hayata bakar, onların zehriyle içimizi doldurur, başkasının iyiliğini tehdit gibi görmeye başlarız.

Kıskançlık, başarıyı kabullenememe, kötü dostluklar… Bunlar sadece insanı içten içe çürüten duygular değil, bir toplumun da ilerlemesini engelleyen görünmez zincirlerdir.

İyiliği alkışlamak yerine aşağı çekmeye çalıştığımız her an, aslında hep beraber o karanlık kuyunun içine biraz daha gömülüyoruz.

İşte tam da bu durumu anlatan, hem güldüren hem düşündüren bir fıkra var. Dışarıdan bakınca komik gelebilir ama içinde çok derin bir gerçek gizli…

Zaman odur ki

Fıkra bu ya…Bir adam ölmüş. Hayattayken iyi bir insanmış ama tabii hataları da varmış. Melekler onu almışlar, huzura çıkarmışlar. Adam demiş ki:

“Ben günahımla, sevabımla yargılanmak istiyorum!”

Terazi kurulmuş, bir bakmışlar… Günahlar, sevaplarla kafa kafaya! Melekler sormuş:
“Ne istiyorsun, cennet mi cehennem mi?”

Adam demiş ki:
“Önce bir bakayım, belki bir tur atınca kararım netleşir…” Tamam denilmiş. Çünkü,  Allah bütün kullarını çok sever ve onlara çok değer verir.

Adam, önce cehenneme gitmiş. Her ülkenin ayrı bir kuyusu var. Kuyular derin mi derin… İçlerinden inlemeler, çığlıklar geliyor. Ama her kuyunun başında görevli var. Aşağıdan biri çıkmaya çalışınca, görevli tam tepeye geldiğinde, “Yallah!” deyip geri itiyor. Adam soruyor:
“Bu ne ya, neden böyle?”
Görevli diyor:
“Bunlar Almanlar. Disiplinli ama sistemden çıkana acımazlar.”
Bir başka kuyu: Fransız kuyusu… Aynı manzara. Kuyunun başında görevli nöbette.

Ama bir kuyu var ki, tuhaf… Kuyunun başında kimse yok! Ama içeriden hep bir hareket var. Biri çıkacak gibi oluyor, sonra hop geri düşüyor! Adam şaşkın. Soruyor:
“Bu kuyunun başında görevli yok mu?”
Uzaklardan bir görevli gülerek geliyor:
“O kuyu mu? Boşuna uğraşma, o Türklerin kuyusu.”
Adam:
“Peki neden görevli yok?”
Görevli omuz silkiyor:
“Gerek yok. Onlar zaten birbirini aşağı çekiyor. Biri çıkmaya kalkınca, hemen diğerleri ayaklarından tutup geri indiriyor. Kıskançlık diz boyu. Başarıyı alkışlamak mı? Asla. Onların düşmanı yine kendisi. Bizlik bir şey yok!”

(….ve bir söz akla gelir yeniden: “Bir milletin felaketi, içinden çıkan hainlerin yüzünden olur.”Mustafa Kemal Atatürk)

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “Bir el diğerini yıkar, iki el yüzü yıkar.” (Türk atasözü, Anadolu geneli) Dayanışma toplumu yukarı çıkarır, çekememezlik ise aşağı çeker.
  2. “Kıskanç komşu evini önce kendi ateşiyle yakar.” (Bosna Türkleri sözü) Haset, önce sahibinin iç huzurunu tüketir.
  3. “Bağdaki üzümü yiyemeyen, bağı taşlar.” (Ege yöresi) Başaramayan bazen başarılı olanı küçümsemeye yönelir.
  4. “Bir kuşun kanadıyla gök aşılmaz.” (Türkmen halk sözü) Toplumsal ilerleme ancak birlikte hareketle mümkündür.
  5. “Haset odunu kendi ocağını tüttürmez.” (Konya irfan sözü) Kıskançlık üretmez, yalnızca yakar.
  6. “Komşunun ışığını söndüren kendi yolunu karartır.” (Azerbaycan Türkleri sözü) Başkasını engellemek aslında ortak geleceği zayıflatır.
  7. “Kuyuya taş atan çok olur, çıkaran az.” (Sivas yöresi) Yıkmak kolay, toparlamak zordur.
  8. “Bir başak diğerini eğmez, rüzgâr eğer.” (Anadolu halk sözü) Sorunun kaynağı bazen kişi değil, çevre ve kültürdür.
  9. “Kıskanç gönül dostu düşman görür.” (Doğu Anadolu sözü) Haset, dostluk bağlarını da bozar.
  10. “Omuz veren yükseltir, ayak çeken düşürür.” (Gaziantep yöresi) Toplumların kaderi birbirine nasıl davrandıklarıyla belirlenir.
  11. “Dar gönül geniş kapıdan geçemez.” (İslam hikmet geleneği) Manevi olgunluk olmadan başkasının başarısına sevinmek zordur.
  12. “Aynı gemide delik açan önce kendisi batar.” (Karadeniz halk sözü) Birini aşağı çekmeye çalışmak topluma zarar verir.
  13. “İç kurdu ağacı içten yer.” (Türk atasözü) Toplumları dış düşmandan çok iç çekişme yıpratır.
  14. “Birinin sırtına basan yükseğe çıkmaz.” (Kayseri yöresi) Başkasını ezerek kazanılan başarı kalıcı değildir.
  15. “Kötü dost yokuşta bırakır.” (Türk atasözü) Yanlış çevre insanı içten içe tüketir.
  16. “Paylaşılan sevinç bereket getirir.” (İslam irfan sözü) Başkasının mutluluğuna ortak olmak toplumsal huzuru artırır.
  17. “Kuyu karanlıksa el uzatmak gerekir.” (Tokat yöresi) Çözüm birbirini çekmek değil birbirini çıkarmaktır.
  18. “Kendi külünü savuran rüzgâr komşuya da değer.” (Rumeli Türkleri sözü) Bireysel haset toplumsal huzuru da bozar.
  19. “Gönlü geniş olan yolu da geniş görür.” (Van yöresi) Olgun insan başkasının başarısını tehdit değil ilham görür.
  20. “Birbirini aşağı çeken millet yükselemez.” (Türk dünyası hikmet sözü) Toplumsal ilerleme için önce iç çekişmeyi aşmak gerekir.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir