32.İçinde Tutma, Sarıl!

32.İçinde Tutma, Sarıl!

“Sevdiklerine zaman ayır. Çünkü onlar her zaman orada olmayabilir.”

“Kalp atıyorsa, sevgi söylenmeli; kulak duyuyorsa, güzel söz edilmeli.”
Çünkü bazen bir kelime, yılların suskunluğunu onarabilir.

Sevgide cömert olmak getekir derdi bir büyük….Çünkü  insan kalbi sevgiyle atar ama çoğu zaman bunun farkına bile varmadan yaşar gider derdi….

O kalbin içinde kimler geçip gider, kimler yer edinir de… biz hâlâ sevdiğimizi söylemeyi erteleriz.

Bir cocuk aglıyordu:

Baba neden hayattayken saclarini oksamama izin vermedin…Neden bana sarılıp “seni seviyorum” demedin…Neden nedennn… Babaa….”

….Evet….Sevgi ertelenir, özlem yutulur, güzel söz boğaza dizilir. Sanki “gülmek hakkı” diye yasayla verilmiş, ama “güzel söz söylemek” ekstra vergiye tabi tutulmuş gibi…

Oysa yanımızdakiler sandığımız kadar “hep” kalmaz. Bir sabah eksiliriz. Bir akşam ayrılırız. Bir gece, sessizce çekilir  gider / gideriz

Bugün hayatta olup da bir gülüşe, bir “iyi ki varsın”a hasret kaç insan var, bilemeyiz ama az olduğunu biliyoruz.

Belki de yaşamak, biraz da birilerinin gözünde değerli olmaktır. Ama biz sevgide cimri, suçlamada bonkörüz.

Güzel sözü silah gibi kullanıyoruz; hak edene değil, işimize gelene veriyoruz. Güler yüzümüzü, sıcaklığımızı lütuf sanıyoruz.

Oysa sevgi yatırım gibidir; verdiğin her değer, çoğalarak döner.

Tasarruf edilmez, stoklanmaz; yeri geldi mi coşkuyla harcanır.

Çünkü sevgi, verildikçe büyür. Saklandıkça solar.
Unutma:
Sevgide cimrilik, en pahalı savurganlıktır.
Çünkü sonunda vicdan borcunu, faizli ödersin.

Hani derler ya:
“Kör ölür badem gözlü olur, kel ölür sırma saçlı…”
İnsan sevdiğinin kıymetini ya uzaktayken anlar, ya da toprağın altına girince…
Ama neye yarar?
Mezar başında edilen dualar, yaşarken söylenmemiş bir “seni seviyorum”u geri getirebilir mi?

İçimizde sevgi varken, dile getirmekten çekinmeyelim.
Kalbimizde yer verdiğimiz insanlara, bunu söylemekten utanmayalım.
Sarılabiliyorsak sarılalım.
Çünkü bir gün sarılacak kimsemiz kalmayabilir…

Kalbi atanı sev.

Nefes alırken fark et.

Gözleri kapanınca değil.

Ve şimdi, bu konuda bizden biraz daha “gönül ehli” olan birine kulak verelim.
Nasreddin Hoca, bu işin hem mizahını hem de kalbini bilen adamlardandı.
Bakın başına ne gelmiş ve bize ne dersi vermiş:

Zaman Odur ki

Bir gün Nasreddin Hoca’nın hanımı hafifçe rahatsızlanmış.

Öyle ölümcül bir şey değil tabii…

Klasik “kadın nezlesi.” Burnu akıyor, sesi kısık… “Ölüyorum galiba” diye bağıracak kadar da dramatik değil. Ama Hoca, işten çıkıp eve bir gelmiş ki… Kapının önünde elini duvara koymuş, gözlerinden yaşlar dökülüyor, mendille burnunu siliyor. İçeriden hıçkıra hıçkıra ağlama sesleri!

Hanımı şaşkınlıkla sorar:

— Ne oldu Gocaam? Kim öldü?

Hoca, hıçkırıkları bastıramaz:

— Sensin hanım… Sen ölüyooon! Baksana hasta olmuşsun!

Kadın, burnunu çeke çeke halının üzerine oturur, kalorifer peteğine yaslanır:

— Ya Hoca, abartma Allah aşkına. Basit grip işte! Üç günde geçer. Ben kadınım, bana üç gün yeter. Erkekte yedi günde geçiyor diyorlar, orası da ayrı tabi. Siz erkekler yanii…işte….

Hoca, mendili buruşturup gözlüğünü silerken daha da ağlar:

— Senin burnun aktı ya hanım… Benim de yüreğim aktı!

Aradan beş gün geçer. Kadın iyileşmiştir, nezle kalmamıştır. Mahalle kahvesine bile uğramıştır. Ama Hoca hâlâ ağlar! O kadar ağlamış ki, evin kedisi bile strese girip veterinerden psikolojik destek istemiştir.

Kadın artık patlar:

— Hoca! Vallahi iyiyim.  Gına geldi ama!  Bu kadar ağlama, moralimi bozuyorsun!

Hoca, gözlüğünü çıkarıp iç çeker:

— Hanım… Bizimki başka. Benim senden başka kimsem yok. Senin de benden başka kimsen yok. Yarın bir gün ben mutfakta, sen banyoda gideriz… Haberimiz bile olmaz. Ne gözün görür, ne kulağın duyar…

Kadın biraz yutkunur:

— Eee?

Hoca gözlüğünü takar, derinleşir:

— Komşu Kadir Efendi’nin karısı geçenlerde rahmetli oldu. Adam sonra dedi ki: “Keşke daha çok ağlasaydım.”
Ben de pişman olmak istemiyorum!
Senin yanındayken ağlamazsam, nerede ağlayacağım?

Sonra bir bardak su alır, bakışlarını derinleştirir:

— Hem… Herkes başkasının yanında güler hanım.
Ama insan, sadece sevdiğinin yanında ağlar.
Ağlıyorsam, iyileşiyorsundur. İyileşiyorumdur

Fıkradan Anladıklarımız

1 — “Diri iken bir gül ver, ölünce bin çelenk gönderme.” (Boşnak atasözü) Sevgi yaşayana ulaşmalı, toprağa değil.

2 — “Kalbin dili yoktur ama susunca en çok o acı çeker.” (Gürcü atasözü) Söylenmemiş sevgi, kalbi içten içe eritir.

3 — “Güneş doğarken pencereni aç; battıktan sonra perde açmanın anlamı yok.” Fırsat varken sevgiyi göster, geçtikten sonra pişmanlık fayda etmez.

4 — “Cimrinin en büyüğü, sevgisini saklayandır.” (Habeş atasözü) Paradan değil, duygudan kısanın fakirliği daha derindir.

5 — “Ağaç meyvesini dalındayken verir, yere düşünce çürümeye başlar.” Sevgi zamanında verilmezse bozulur.

6 — “El öpmekle dudak aşınmaz.” (Türkmen atasözü) Güzel söz söylemek insanı küçültmez, büyütür.

7 — “Mumun en parlak yandığı an, sönmeden önceki andır.” (İskoç atasözü) İnsanın yanımızdan ayrılışı hep beklenmedik olur; ertelemek lükstür.

8 — “Kuyunun değerini susuz kalan bilir.” Sevdiğini kaybeden anlar kıymetini, ama artık kova iniyor kuyuya su yok.

9 — “Dilsiz bal yemez derler; gönülsüz de sevgi tatmaz.” Sevgiyi söylemeyenin ruhuna o tat ulaşmaz.

10 — “Bir damla bal, bir fıçı sirkeyi tatlandırır.” (Ermeni atasözü) Tek bir sıcak söz, yılların soğukluğunu çözebilir.

11 — “Göz görür, gönül katlanır; ama kulak duymadan gönül inanmaz.” Sevgi yalnızca hissetmekle değil, duyurmakla tamamlanır.

12 — “Çiçeği koklayan arı bal yapar; koklamayan geçer gider, ne bal kalır ne çiçek.” Sevgiye eğilmeyen, ne kendine ne karşısına bir şey bırakır.

13 — “İnsan ölünce dört direk taşır; yaşarken bir omuz bile zor bulur.” (Arap atasözü) Cenazede kalabalık, hayattayken yalnızlık — çelişkinin özeti.

14 — “Tuz ekmekten önce gözyaşı gelir.” (Romani atasözü) Gerçek bağ, sofrada değil, ağlarken yanında olanla kurulur; Hoca’nın hanımına ağlaması bu yüzden sevginin ta kendisidir.

15 — “Kapıyı çalan sevgiyse, açmayı erteleme; bir daha çalmaz.” (Bask atasözü) Sevgi sabırlı değildir, karşılıksız bırakılınca sessizce çekilir.

16 — “Sağ elin verdiğini sol elin bilmesine gerek yok derler; ama kalbin verdiğini karşıdaki kulağın duyması şart.” Gizli iyilik güzeldir, gizli sevgi ise işkencedir.

17 — “Yağmur toprağa düşmeden bulutta kalsa, ne tohum açar ne çiçek.” İçinde biriken duygu dışarı çıkmazsa ne seni besler ne sevdiğini.

18 — “Bir sarılış, bin mektuptan ağırdır.” (Fin atasözü) Bedenin dili bazen kelimelerin ulaşamadığı yere ulaşır.

19 — “Mezar taşına kazınan ismi herkes okur; yaşarken söylenen sevgiyi yalnız kalp okur.” Ölümden sonraki anma, yaşarken söylenmemiş bir cümlenin gecikmeli teslimatıdır.

20 — “Yarın diye bir gün yoktur; takvimde hep bugün yazar.” (Kızılderili atasözü) Sevgiyi bugün söyle, yarın sana söz verilmiş bir gün değildir.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir