
156.Aile Albümü: Her Sayfası Skandal!
Bir milletin çöküşünü görmek istiyorsan önce aile albümüne bak, sonra da evin içindeki yalanlara kulak ver. Bazı evlerde duvarlar kulak değil; resmen canlı yayın anteni gibidir: Herkesin sırrı, başkasının duvarında yankı yapar.
Güven dediğin şey, duvar saatine benzer. Tıkır tıkır çalışır, ama pili bitti mi durur; sen fark etmezsen, geç kaldığın hayatın sorumlusu da o olur.
Bugün toplumun en çok kaybettiği şey paradan, akıldan, medyadan önce güvendir. Çünkü artık herkes bir diğerinin sakladığı sırrı değil, sakladığını sandığı gerçeği biliyor. Ve işin komik yanı, bunu herkes biliyor ama kimse bilmiyormuş gibi davranıyor.
Güvenin bittiği evlerde aşk, tıraş köpüğü gibi: Şık başlar, traşsız biter.
Sevgi denen şey, delikli kaşıkla çorba içmeye benzer. Çorba vardır ama sen içemezsin. Anne susar, baba bahane üretir, çocuk ya filozof olur ya da psikologlara taş çıkarır.
Bizim delikanlı da işte bu sistemin mağduru değil, kurbanı. Hani öyle bir aşık olmuş ki, aşkı yasak meyve değil; aile ormanında kaçak kesilmiş meşe gibi!
Sevdiği her kadın kardeşi çıkınca, artık duygular değil, soy ağacı çalışmaya başlamış. Şecere tutana değil, şaka yapana dönmüş ortalık.
Fıkranın sonunda gelen “Senin baban o değil” cümlesi ise sadece kahkaha değil, ülkenin sosyal yapısına da tokat gibi iniyor. Çünkü artık babalık, soyadı değil; yalanları taşıma ehliyetine dönüşmüş.
Zaman odur ki
Zamanın birinde genç bir delikanlı, köyün en güzel kızına âşık olmuş. Aşkı da öyle böyle değil; sahurda dolma bulamamak gibi, iftarda hurmayı düşürmek gibi bir eksiklik… Onsuz hayatı limon sıkılmamış çaya benzetmiş. İçince boğazına takılıyor.
Baba, bir sabah oğluna bakmış. Çocuk tıpkı bir kamu spotu gibi: Renk soluk, enerji düşük, umut yitik.
— Oğlum senin surat cuma ezanı gibi; ciddi, ağır ve uzun. Hayırdır?
Genç başını eğmiş, hüzünlü:
— Baba, ben Ayşegül’e âşık oldum. Evlenmek istiyorum.
Babanın surat bir anda Arap sabunu gibi kayganlaşmış, bakmış ki oğlan ciddi:
— Oğlum, o kız senin kardeşin. olmaazz!
Genç, sevdiği kızı bir anda soy kütüğüne yazdırmış, aşk mezara gömülmüş. Ama gönül bu ya, bir süre sonra başka bir kıza tutulmuş. Baba yine aynı:
— Evlenemezsin oğlum. O da senin kardeşin!
Delikanlı üçüncü kıza gönül verince, artık olaylar Türk filmi olmaktan çıkıp genetik bilimine dönmüş. Baba bir kez daha “O da kardeşin” deyince çocuk patlamış:
— Baba! Bu ne biçim iş! Sen bana soy ağacı mı bıraktın yoksa tarla mı?
Ama baba hep aynı: “Aman ha! Annen duymasın!”
Genç artık psikolojiyi bırakmış, annesine koşmuş:
— Anne! Baba kimi sevsem kardeşim diyor. Ben düğün yerine soy bağışına mı hazırlanıyorum? Bu ne rezillik? Ben kiminle evlenecem. bana yazık değil mi?
Anne, tam da Çaykur reklamındaki gibi çayından bir yudum almış, koltukta uzanırken oğluna dönmüş, gayet rahat…ve der:
— Oğlum rahat ol. Kiminle istersen evlen. Çünkü…Senin baban o değil.
Fıkradan Anladıklarımız
- “Yuvayı yapan dişi kuştur.” (Türk atasözü) Ailenin huzuru, güven ve doğrulukla ayakta kalır.
- “Ağaç yaşken eğilir.” (Türk atasözü) Çocuklar aile içinde gördükleri davranışlarla şekillenir.
- “Yalanın ipi kısa olur.” (Türk atasözü) Gizlenen sırlar ve yanlışlar er ya da geç ortaya çıkar.
- “Güneş balçıkla sıvanmaz.” (Türk atasözü) Gerçekler ne kadar saklanırsa saklansın gün gelir görünür olur.
- “Bir çürük elma sandığı bozar.” (Türk atasözü) Aile içindeki tek bir yanlış davranış bütün düzeni etkiler.
- “Ev bark söz ile yıkılır.” (Sivas yöresi atasözü) Ev içinde kullanılan dil, huzuru ya kurar ya bozar.
- “Ocağın tütmesi birlikten olur.” (Erzurum yöresi atasözü) Aileyi ayakta tutan şey karşılıklı güven ve dayanışmadır.
- “Kırık testi su tutmaz.” (Türk atasözü) Bir kez bozulan güveni onarmak oldukça zordur.
- “Armut dibine düşer.” (Türk atasözü) Ailedeki davranış kalıpları çoğu zaman nesillere yansır.
- “Ev yanarsa külü komşuya da düşer.” (Karadeniz yöresi atasözü) Aile içindeki çöküş zamanla topluma da zarar verir.
- “Doğru söz acıdır.” (Türk atasözü) Hakikat bazen acı verse de iyileşmenin ilk şartıdır.
- “Taş yerinde ağırdır.” (Türk atasözü) Aile içinde herkesin yeri ve sorumluluğu vardır.
- “Saklı yara derinden sızlar.” (Doğu Anadolu yöresi atasözü) Gizlenen sorunlar zamanla daha büyük travmalara dönüşür.
- “Evvel ev, sonra gönül.” (Konya yöresi atasözü) Sağlam aile temeli olmadan huzurlu bir hayat kurulamaz.
- “İp koptuğu yerden bağlanır.” (Türk atasözü) Bozulan aile ilişkileri yine aile içinde onarılmalıdır.
- “Doğru kapıdan giren yanlış çıkmaz.” (Tokat yöresi atasözü) Dürüstlük üzerine kurulan aileler daha sağlam olur.
- “Kül altında ateş kalmaz.” (Anadolu atasözü) Saklanan her gerçek bir gün açığa çıkar.
- “Söz var yapar, söz var yıkar.” (Türk atasözü) Aile içinde söylenen her söz nesilleri etkileyebilir.
- “Ana gibi yar olmaz.” (Türk atasözü) Anne figürü çoğu zaman aile içi hakikatin taşıyıcısıdır.
- “Ev düzlüğü gönül düzlüğünden geçer.” (Kayseri yöresi atasözü) Aile huzuru içten gelen doğrulukla mümkündür.
Metin KOCA