120.Böl, Parçala, Yut… Ama Kadınlara Dikkat Et!

120.Böl, Parçala, Yut… Ama Kadınlara Dikkat Et!

Toplumlar, tarih boyunca birçok yöntemle yönetilmiş ve yönlendirilmiştir. Ancak bu yöntemlerden belki de en sinsi olanı, halkı birbirinden ayırmak, küçük parçalara bölmek ve bu parçaların kendi arasında kavga etmesini izlemektir. “Böl ve yönet” anlayışı, sadece bir siyasi strateji değil, aynı zamanda kitlelerin zihinsel olarak esir alınmasının da adıdır.

Din, dil, ırk, mezhep, yaşam tarzı, giyim kuşam, hatta tuttuğun futbol takımı…

Bu ayrımlar bir noktadan sonra kimliğe, sonra aidiyete, ardından da düşmanlığa dönüşür. Bu farklılıklar üzerinden halk sürekli meşgul edilir. Birbiriyle uğraşan, birbirini küçümseyen, hatta düşman gören bir halk, doğal olarak yönetici elitin ne yaptığıyla ilgilenemez. Çünkü dikkatler başka yere çekilmiştir: Kendi mahallesine, kendi gibi düşünmeyene, kendi gibi yaşamayana…

Bugün sosyal medyaya baktığında bu oyunun hâlâ oynandığını görebilirsin. Bir gün bir kıyafet tartışması, ertesi gün bir sanatçının söylemi, başka bir gün bir spor kulübüyle ilgili kriz…

Herkes taraflara ayrılıyor. Herkes bir diğerini ya aşağılıyor ya da hainlikle suçluyor. Gündem değişiyor ama kutuplaşmanın şekli değişmiyor. Yorumlarda “senin gibiler yüzünden bu ülke bu halde” cümlesi neredeyse her içeriğin altında var. Oysa herkes aynı ülkenin insanı, aynı sofranın ekmeğini yiyor. Ama farkına varmadan bölünüyoruz, hem de gönüllü olarak…

Halk birbirini yerken, küçük bir azınlık, büyük servetler, kaynaklar ve iktidar imkanlarını kontrol etmeye devam eder.

Sömürü, sadece ekonomik yollarla değil; bazen eğitim sistemiyle, bazen medya aracılığıyla, bazen de değerler üzerinden yapılır. Böyle bir ortamda birlik, neredeyse imkansız hale gelir. Ta ki toplumun susturulan, ötelenen, küçümsenen bireyleri birlikte ayağa kalkana kadar…

İşte aşağıdaki fıkra, bu tabloya çok güzel bir örnek sunar. Hem güldürür, hem de düşündürür. Kadınların birlik olunca nasıl bir güç doğduğunu gösterir ama arka planda çok daha derin bir sosyolojik gerçeklik yatar. Buyur ciğerim, birlikte okuyalım.

Zaman odur ki

Bir köy kahvesinde her kafadan bir ses çıkıyordu. Konu: “Dünyanın en güçlü, en cesur varlığı kimdir?”
Kimisi “aslan” dedi, kimisi “devletler”, kimisi “tarihî liderler”. Tartışma uzayıp gidiyordu. Derken arka masada oturan, gözlerinin altı mosmor olan Temel, dayanamadı. Sessizliği bozdu:

— “Ula boş boş konuşmayın! En güçlü, en cesur varlık kadındır!”

Kahve bir anda sustu. Cemal karşı çıktı:

— “O da nereden çıktı Temel? Kadın korkusuz olacak ha?”

Temel derin bir nefes aldı ve anlatmaya başladı:

— “Otobüs biletleri çok pahalıydı, uçak zaten hayal. Mecburen trene bindik. Kompartıman dolu. Yüzlerce yolcuyuz. Bir anda beş eşkıya trene girdi. Herkesi sırayla dövüyorlar, soyuyorlar. Kimse sesini çıkaramıyor, çünkü adamların silahı var. Biz erkekler suspus olduk, can derdine düştük.

Sıra bir kadına geldi. Kadın bağırmaya başladı. Diğer kadınlar da onun arkasında durdu. Kadınlar öyle bir kenetlendi ki, hem eşkıyalara direnip eşyaları geri aldılar, hem de eşkıyaları trenden kovaladılar! Biz erkeklerse, istasyona vardığımızda başımız önde, elimiz önde, kadınların geçişini izledik saygıyla.

O gün anladım ki, gerçek cesaret birlikte olmaktan gelir. O günden sonra da hanımıma ‘Betül Hanım’ değil, ‘Betül Beyim!’ demeye başladım.”

Fıkradan Anladıklarımız

  1. 1. “Birlik olmayan yerde dirlik olmaz.” (Rumeli Türkleri atasözü) Ailede, toplumda ve kurumlarda dayanışma kaybolduğunda huzur da bozulur.

    2. “Tek dal kırılır, demet eğilmez.” (Karadeniz yöresi atasözü) Bir arada duran insanlar baskı karşısında daha güçlü olur.

    3. “Ayrı düşen otu keçi yer.” (Doğu Anadolu halk atasözü) Bölünmüş yapılar dış etkiler karşısında daha savunmasız kalır.

    4. “Omuz omuza veren dağ aşar.” (Türk dünyası halk sözü) Zorluklar çoğu zaman ortak çabayla aşılır.

    5. “Bir el duvar yıkmaz.” (İç Anadolu halk atasözü) Tek kişinin gücü sınırlı, ortak hareketin gücü büyüktür.

    6. “Ses tekse yankı olur, çoksa kuvvet olur.” (Karadeniz halk sözü) Fikirlerin birleşmesi toplumsal direnç üretir.

    7. “Kopuk ip yük taşımaz.” (Türkmen atasözü) Güveni ve bağı zayıf toplumlar krizlerde çabuk çözülür.

    8. “Bir kıvılcım obayı ayağa kaldırır.” (Yozgat yöresi sözü) Cesaret çoğu zaman bir kişiden başlayıp herkese yayılır.

    9. “Yalnız koyunu kurt kapar.” (Türk atasözü, az kullanılan bağlam) Yalnız kalan birey veya grup kolay hedef olur.

    10. “Sürüden ayrılanın yolu uzar.” (Kars-Ardahan halk sözü) Dayanışmadan kopmak insanı daha kırılgan hale getirir.

    11. “Küçük omuz büyük yük taşır.” (Ordu yöresi atasözü) Zayıf görülen kişiler bazen en büyük sorumluluğu üstlenir.

    12. “Taş taş üstüne konursa duvar olur.” (Türk halk atasözü) Küçük katkılar birleşince büyük sonuçlar doğurur.

    13. “Korku bölünmüş gönülde büyür.” (Tasavvuf halk hikmeti) Birlik duygusu olmayan yerde korku daha kolay yayılır.

    14. “Kadın evin direği, toplumun yüreğidir.” (Karadeniz yöresel halk sözü) Kadın dayanışması yalnız aileyi değil toplumu da ayakta tutar.

    15. “Ayrı düşen su, göl olmaz.” (Rumeli halk sözü) Ortak hedef olmadan kalıcı güç oluşmaz.

    16. “Cesaret bulaşıcıdır.” (Türk dünyası halk sözü) Bir kişinin attığı adım başkalarını da harekete geçirir.

    17. “Düşman kapıdan değil, aradan girer.” (Doğu Anadolu atasözü) Toplumu en kolay içerideki ayrışma zayıflatır.

    18. “Bir arıdan bal olmaz, kovandan olur.” (Sivas yöresi atasözü) Başarı bireysel değil çoğu zaman kolektif emeğin ürünüdür.

    19. “Kırılan halka zinciri taşıməz.” (Azerbaycan atasözü) Toplumsal bağlar koptuğunda bütün yapı zayıflar.

    20. “Yan yana duran gölge büyür.” (Karadeniz halk sözü) İnsanlar bir araya geldiğinde etkileri ve güçleri katlanır.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir