60.Sen Hariç, Herkes Bahaneli!

60.Sen Hariç, Herkes Bahaneli!

Bahaneler…

Her konuda, her alanda…. “ayy hiç zamanım yok”, “ben mi kurtaracağım memleketi?”, ‘’ boşveerr!  Herkes dertli ama kimse sorumlu değil.

Herkes mağdur ama kimse zalim değil.

Herkes haklı ama ortada ne haksız ne hak kalmış.

Birbirimizi dinlemiyoruz, çünkü sırada kendi anlatacaklarımız var.

Kendi sözümüzü bekliyoruz, anlamaya değil, sabretmeye çalışıyoruz.

Dinlemek sabır gerektirir; sabırsa televizyon kumandasında bile tükendi.

Dostluk dedik, susma hakkına dönüştü… “Bir şeye ihtiyacın olursa çekinme” diyenin bir şeyi yoktur; olan da zaten çaktırmadan / bazende aklına sokarak  bahanesini sunar.

Eskiden devlete güven vardı, şimdi devlet bile ne kendine ne vatandaşa güveniyor. Millet dilekçe yazsa, dilekçe dilek diliyor neredeyse. Vatandaş diyor “Yol isteriz” – cevap: “Coğrafya kaderdir.” Ekmek der, “Dünya zor durumda.” Su der, “İklim krizi.” Ne istersek ya dolar, ya dış mihrak, ya da doğalgaz kuyusu bahaneye koşar.

Birbirine iyilik yapanlar artık bunu not defterine değil, hesap defterine yazıyor. Zaten günümüzde yardım etmek bile bir PR çalışması oldu: ya fotoğraflanıyor, ya sosyal medya hikâyesine atılıyor. Gizli yapılan iyilik artık ya kayboldu ya da yanlışlıkla ekran görüntüsü alındı. Çünkü görülmeyen ‘’yoktur/ yapılmamıştır’’ anlamı taşıyor artık.

Kimi dostlar var, kahkahayla ağlatır; kimi dostlar var, sessizliğiyle anlamaz. Ama en fenası, ağladığında “Ben de çok kötüyüm” diyerek senin yasını kendine çeviren dosttur. Dinlemek değil, yarışmaktır derdi. Kim daha kötü diye…

İnsanlık artık “yardım etmek” yerine “yardımı geçiştirmek”te uzmanlaştı. Herkes o kadar akıllı ki; kimse soru sormaz, herkes cevap verir. O kadar bilge ki; kimse düşünmez, herkes konuşur. Laf çok, öz az. Ama bir konu var ki hâlâ evrensel geçerliliğini korur:

İstemeyen bahane bulur.

Mesela birkaçtanesini hatırlatim. (Birinci Elden Denenmiştir)

“Gelirdim ama çok yoğunum…” (Dört sezondur aynı diziyi izliyor.)

“Ay haberim yoktu!” (Davetiyeyi görüp üç kere okudu.)

“Yardıma gerek yok canım.” (Gelse kıyamet kopacak sanıyor.)

“Sen bana ulaşamadın mı yaa?” (Whatsapp engeliyle erişim sansürü var.)

“Ben zaten seni çok düşünüyorum.” (Kafasında, bir yerlerde, denk gelirse…)

Bahaneler artık öyle rafine ki, markette satılsa “organik” etiketi alır.

Yani diyeceğim o ki ciğerim… Eşeğe  inanılsa bile, insana  güvenilmez bir çağda yaşıyoruz.

[ Tabii ki sen hariç…]

Zaman Odur ki

Mesele  dostluk değil ki… Dostluk dediğin şey, karşılıklı anlayış, saygı ve azıcık empati ister. Ama bizimki öyle bir devir ki; herkes Nasrettin Hoca’nın dostuna dönüşmüş sanki. Almak var, vermek yok.

Üstüne bir de seni yalancılıkla suçlayanlar var! Haaa! Bu arada senden bahsetmiyorum, sen hariç…Eski zamanlardan bir gün, Nasrettin Hoca’nın komşusu gelir. Der ki:

— Hoca, bana şu eşeğini ödünç ver hele.

Hoca da cevap verir:

— Eşek evde yok, dışarı çıktı.

Tam adam arkasını dönüp gidecekken… ahırdan bir anırma yükselir. Komşu dönüp sorar:

— Ula hoca, şu sakalından utan! Yalancılığa ne gerek var? Eşek içeriden anırıyor!

Hoca da gayet sakin:

— Komşum, sen bana değil de eşeğe inanıyorsan… ben sana ne diyeyim?

Yine aynı komşu, birkaç gün sonra bir istekle gelir:

— Hoca, şu iki ağaç arasındaki ipi bana ver de, biraz çamaşır asayım.

Hoca bu sefer doğrudan reddeder:

— Veremem.

— Neden?

— Ona un serdim, kurutuyorum.

Komşunun yüzü şekilden şekle girer:

— Yahu hocam, ipte hiç un kurutulur mu? Dalga mı geçiyorsun?

Hoca da noktayı koyar:

— Gönül vermek istemeyince… ipe un da serilir, üstüne ocak da kurulur, hatta çaydanlık da konur, ekmek de pişirilir!

 

Fıkradan Anladıklarımız

  1.  “İstemeyenin bir bahanesi, isteyenin bin çaresi vardır.” (Türk atasözü) — Bahane niyet eksikliğinin belgesidir; gerçek istek her engeli aşar.2- “Gönülsüz eşek Bağdat’a varmaz.” (Karadeniz yöresi) — Zoraki yardım vaadi yolun yarısında bahaneye dönüşür.

    3- “Hoca’nın kazanı doğurur da ölmez mi?” (Nasrettin Hoca) — Bir bahaneyi yutturan ikincisini daha kolay sıralar.

    4- “İpe un serilmez ama gönülsüz serer.” (Nasrettin Hoca) — İsteksizlik, aklın kabul etmeyeceği mazeretler üretir.

    5- “Dağ dağa kavuşmaz, insan insana kavuşur derler ama bahaneli kavuşmaz.” (Erzurum yöresi) — Mesafe değil mazeret, insanları birbirinden uzak tutar.

    6- “Arı bal yapar, ayı dalı kırar.” (Kastamonu yöresi) — Üreten bahane aramaz, tüketen her şeyi engel görür.

    7- “Üzümünü ye bağını sorma.” (Gaziantep yöresi) — İyilik yapıyorsan hesap sorma; hesap soruyorsan iyilik değil ticaret yapıyorsundur.

    8- “Yağmur yağmadan çamur olmaz.” (Sivas yöresi) — Bahane üretilmeden güven yıkılmaz; her mazeret ilişkiye düşen bir damla zehirdir.

    9- “Komşu komşuya bakar, bakmayan bahane takar.” (Tokat yöresi) — Gerçek komşuluk gözetmektir; bahane üreten gözetlemekle yetinir.

    10- “Dost yüzünden küsmez, düşman sözünden küser.” (Kars yöresi) — Gerçek dost eleştiriyle gelir, sahte dost bahaneyle gider.

    11- “Ekmek elden su gölden olunca herkes ağa.” (Bolu yöresi) — Bedel ödemeden yardımsever görünmek, bahaneyle kaçmanın kibar kılığıdır.

    12- “Tarlayı süren bilir, tohumu eken biçer.” (Çorum yöresi) — Emek vermeyenin fikri bahane, çalışanın fikri çözüm olur.

    13- “Yol soran dağı aşar, sormayan düze sapar.” (Artvin yöresi) — Bahane üreten düzlükte bile kaybolur, niyet sahibi dağı bile geçer.

    14- “Deveyi yardan uçuran bir tutam ottur.” (Kayseri yöresi) — Küçücük bir bahane, yılların güvenini uçurumdan atar.

    15- “İğneyi kendine çuvaldızı başkasına batır.” (Türk atasözü) — Herkes başkasının bahanesini görür, kendininkini meşru sayar.

    16- “Aç tavuk rüyasında darı görür, bahaneli insan her yerde engel.” (Malatya yöresi) — Mazeret arayan zihin, çözümü değil engeli büyütür.

    17- “Suyun başını tutan içer, bahanenin başını tutan kaçar.” (Trabzon yöresi) — Fırsat bulan faydalanır, bahane bulan sorumluluktan sıyrılır.

    18- “Minareyi çalan kılıfını hazırlar.” (Türk atasözü) — Bahane önceden kurgulanıyorsa, niyet baştan bozuktur.

    19- “Göz görmeyince gönül katlanır.” (Urfa yöresi) — Uzaklık bahane üretmeyi kolaylaştırır; görünmez olan unutulur.

    20- “Herkesin kabağı kendi koltuğunun altında.” (Niğde yöresi) — “Sen hariç herkes bahaneli” demek, kimsenin kendi kabağını görmemesidir.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir