122.Kayserili Pazarlıkta, Diyarbakırlı Direnişte, Rizeli Dışarıda!

122.Kayserili Pazarlıkta, Diyarbakırlı Direnişte, Rizeli Dışarıda!

(Kişisel örneklerden arındırılmış, evrensel ilkeler odaklı)

Toplumların kaderi, sadece ekonomik büyüklükleriyle, doğal kaynaklarıyla ya da askerî gücüyle belirlenmez.
Gerçek kalkınma; ahlakla, adaletle ve vicdanla mümkündür.

Bir toplumda bu üçü yıprandığında, gökdelenler yükselse de insanlık alçalır.

Ahlak, bireyin değil, toplumun ortak vicdanıdır.
Eğer rüşvet, yalan, torpil, haksızlık sıradanlaşmışsa; bu, sadece birkaç kötü niyetlinin suçu değil, herkesin suskunlukla ördüğü bir duvarın eseridir.
Çünkü kötülük, kötülerin cesaretinden değil; iyilerin sessizliğinden beslenir.

Rüşvetin meşrulaştığı yerde, adalet göçer.
Adaletin olmadığı yerde, güven biter.
Güvenin bittiği toplumlarda ise insanlar birbirine değil, yalnızca çıkarına yaslanır.
Ve çıkar ilişkileri üzerine kurulan her sistem, bir gün çökmeye mahkûmdur.

Bir toplumun çöküşü, genellikle gürültülü olmaz.
Yıkım; cami avlularında dua ederken adaleti unutan dillerde, sınıf tahtasında ahlakı öğreten ama uygulamayan ellerde, mezar taşlarına yazılan “iyi insandı” cümlesini sorgulamayan yüzlerde başlar.

Bugün birçok yerde “dürüst” olmak marjinal bir tercih haline gelmiştir.
“Akıllı adam yolunu bulur” denilerek, hilekârlık övülür.
Oysa bir toplumun asıl aklı; hukukta, eşitlikte ve hakkaniyettedir.
Ve bu değerler ölürse, insanlar yaşasa da toplum yaşamaz.

Toplumsal yozlaşma, sadece dünyayı değil, zihniyeti de istila eder.
Ve zihniyet bozulursa, mezar bile çözüm olmaz.
Çünkü zihninde rüşvet olan, öte dünyada da aynı yöntemle yol arar.

İşte bazen bir fıkra, yüzlerce vaazdan daha etkili olur.
Çünkü fıkralar, gerçeği güldürerek anlatır ama düşündürerek hatırlatır.
Bu yüzden şimdi anlatılacak fıkra, sadece bir mizah değil; aynı zamanda bir vicdan muhasebesidir.

Zaman Odur ki

Zamanın birinde Rizeli, Kayserili ve Diyarbakırlı; üç kankaymış.
Siyaset, medya, ırkçılık, bölücülük ne yaparsa yapsın, bunlar “bizim memleketin çocuğuyuz” diye dostluklarını bozmazlarmış.
Lakin kader onları hızlı araba kullanırken aynı kazaya denk getirir ve birlikte ölürler.

Aileleri de “ölüm ayırmasın bari” diye bunları yan yana mezara gömer. Ağlayan ağlayana, zılgıtlar gökyüzünü deler…

Aradan zaman geçer. Bir sabah mezarlıktan gelen sesle köy halkı irkilir.
Bir bakarlar ki…
Rizeli hortlamış!

Tabii millet korkar önce: “Ayyy hortlak bu!”
Ama sonra anlarlar ki, bizim Rizeli gerçekten geri gelmiş.
Toprağını silkelemiş, “breh dünya neler olmuş!” diyerek köy kahvesine oturmuş.

Kahvede millet toplanmış, gözler fal taşı gibi.
Sormuşlar:
Ula hemşerum, sen oradan nasıl döndün?

Rizeli der ki:
— Vallahi orası da dünya gibi olmuş. Yani geçici konak. Ama bizim millet köşe başlarına yerleşmiş gene.
Rüşvet, dolandırıcılık, haksızlık orada da devam ediyor.
Baktım ben de fazla kalırsam, arif aklım kayacak… Gittim, 5000 dolar rüşvet verdim, geri döndüm!

Millet şaşkın:
— E öyle kolay mıydı çıkmak? Diğerleri niye çıkmadı?

— Kayserili pazarlık yapıyordu. 3800’e kadar düştü ama oranın memuru “olmadi” dedi.
Diyarbakırlıysa, “Devlet beni oraya niye koyduysa o çıkarsın!” diye yatıyor hâlâ.
Parayı da vermiyor, dava da açmıyor.
Biraz inat, biraz gurur… Ama rüşvet vermemekte kararlı.

Millet kahkahayı bastı.
Ama düşünceler sustu…

Çünkü herkes, bu “ölü dirildi” fıkrasının aslında kendilerine bir ayna tuttuğunu anlamıştı.

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “Rüşvet kapıdan girerse adalet bacadan çıkar.” (Anadolu halk sözü) Haksız kazanç, hukuk düzenini içten çürütür.
  2. “Doğru duvar yıkılmaz.” (İç Anadolu sözü) Ahlak üzerine kurulan toplum kolay kolay çökmez.
  3. “Suskun ağız, suça ortak olur.” (Karadeniz yöresi) Kötülüğe sessiz kalmak, onu büyütmek demektir.
  4. “Balık baştan kokar.” (Türk atasözü, Anadolu geneli) Toplumsal yozlaşma çoğu zaman üst kademelerden başlar.
  5. “Eğri kapıdan doğru adam girmez.” (Doğu Anadolu halk sözü) Bozuk sistem dürüst insanı dışarıda bırakır.
  6. “Hak yerde kalmaz.” (Türk–İslam kültürü) Adalet gecikse de vicdan bir gün hesabını sorar.
  7. “Dostluk menfaatle kurulursa ilk yağmurda bozulur.” (Rumeli halk sözü) Gerçek bağlar çıkarla değil değerle ayakta kalır.
  8. “Eğri oturan doğru konuşamaz.” (Anadolu geneli) Kendi davranışı bozuk olan kişi topluma örnek olamaz.
  9. “Vicdanı uyuyan toplumun mezarı yakındır.” (Doğu Karadeniz sözü) Değerlerin çöküşü, toplumun sessiz ölümüdür.
  10. “İnat taşı suyu deler.” (Güneydoğu halk sözü) Direniş doğru yerdeyse erdem, yanlış yerdeyse körlüktür.
  11. “Doğru söz mezardan da döner.” (Türkmen halk sözü) Vicdanın sesi bazen en beklenmedik yerden yükselir.
  12. “Yalancı pazarında dürüst mal satılmaz.” (Ege esnaf sözü) Yozlaşmış düzende doğruluk değersizleşir.
  13. “Taş yerinden oynarsa duvar çöker.” (Anadolu köy sözü) Güven kaybı toplumun temelini sarsar.
  14. “Gülen yüz bazen ağlayan vicdandır.” (Türk halk anlatı geleneği) Mizah çoğu zaman acı gerçeğin örtüsüdür.
  15. “Kötüye alışan iyiyi yadırgar.” (İç Ege sözü) Haksızlığın normalleşmesi toplumu duyarsızlaştırır.
  16. “Dürüst adam pazarlıkta kaybetmez.” (Kayseri halk sözü) Doğruluk kısa vadede değil, uzun vadede kazandırır.
  17. “Herkes güler, vicdan ağlar.” (Marmara halk sözü) Toplumsal mizah çoğu zaman içsel bir eleştiridir.
  18. “Kuru ağaç meyve vermez.” (Anadolu geneli) Ahlaki temeli olmayan toplum ilerleyemez.
  19. “Emanet ehline verilirse düzen yürür.” (İslam irfan geleneği) Liyakat ve adalet toplumun omurgasıdır.
  20. “Mezardan dönen değil, suskun kalan korkutucudur.” (Karadeniz mizah sözü) Asıl tehlike vicdanın hayattayken susmasıdır.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir