183.Ulaa! Sen Kimden Yanasun?
Tarih boyunca milletlerin ayakta kalmasını sağlayan en temel ilke, dostu tanımak, düşmanı doğru okumak ve ona göre safları belirlemektir. Tarihin gördüğü nice büyük medeniyetler, dışardan gelen kılıç darbeleriyle değil; içerden gelen aymazlık, gaflet, ihaneti dostluk sanma ve düşmana arka çıkma gibi zaaflarla yıkılmıştır.
Bugün yaşadığımız dünyada, artık düşmanlarımız sadece sınırlarımızın ötesinde değil. Onlar artık ekranlarımızda, ceplerimizde, algoritmalarımızda, hatta soframızda, eğitim sistemimizde, kültürümüzde gizlenmiş durumda. Düşman artık “Ben geldim!” demiyor. O, bizi bizden uzaklaştıran, çocuklarımızın kimliğini bulandıran, insanımızı yalnızlaştıran bir virüs gibi sızıyor hayatımıza.
Bu çağda savaşlar top tüfekle değil, kültürle, algıyla, dost görünümlü düşmanlıkla, bilgiyle, bilinçle yapılıyor. Bir düşmanı tanımak artık üniformasına bakmakla değil, neye hizmet ettiğini anlamakla mümkün.
Ne yazık ki çoğu zaman dostun gölgesinde saklanan düşman, gerçek düşmandan daha zararlıdır. Çünkü seni arkadan vurur. Bazen alay eder gibi, senin zayıflıklarını sana karşı silah yapar. Tıpkı bazı siyasetçilerin halkın cehaletini oy devşirme aracı olarak kullanması gibi… Tıpkı bazı entelektüellerin, halkın değerlerini küçümseyerek “aydınlanma” yaptığını sanması gibi…
Birey olarak, toplum olarak, insanlık olarak temel bir soruyu sormak zorundayız:“
Ula! Sen kimden yanasun?”
Bu soru sadece bir fıkra cümlesi değil, aynı zamanda bir medeniyet sorusudur. Çünkü:
-
Düşmanı göremezsek, dostu da kaybederiz.
-
Birinin çaresizliğini seyreden, ona yardım etmemekle kalmaz; aslında düşmana omuz verir.
-
Yanındaymış gibi davranan ama seni zayıf düşüren herkes, senden yana değil, düşmandandır.
Bu yüzden bazen bir bahçede edilen sıradan bir sohbet, koca bir ülkenin stratejik zaaflarını ifşa eder.
Tıpkı Temel’in “tüm çözümlerini” elinden alıp, sonra da sırıtarak “Ne yaparsun?” demesi gibi…
Bazen düşman, çözümlerini senden almaz. Dost görünümlü olanlar alır ve seni savunmasız bırakır.
İşte o zaman dönüp sormak gerekir:“Ula! Sen benden yana musun, yoksa tomuzdan yana mı?”
Bu fıkranın mizahı, aslında çaresiz kalmış halkın içten çığlığıdır.
Bu çığlık, yöneticisine, aydınına, komşusuna, hatta kendi vicdanına seslenir.
Zaman Odur ki
Temel ile Cemal bahçede oturmuş sohbet ediyordu. Konu oradan oraya geçerken, Temel, arkadaşı Cemal’i kendince bir sınava tabi tutmaya karar verdi. Bazılarında vardır ya hani, ben senden daha akıllıyım mantığı… İşte öyle bir hava ile sordu:
— Ula Cemal! Tarlada bir tomuza (domuz) rastlasan ve sana saldırsaydı ne edersun?
Cemal gayet rahat cevapladı:
— Çeker silahumu belumdan, taak diye onu furayrum!
Temel sırıttı ve ikinci soruya geçti:
— Ya belunda silahun yoksa ne yaparsun?
Cemal düşünmeden:
— Oni sopayla etkisiz hale getururum.
Temel oyununu sürdürüyor:
— Ha onu da aldum elünden, ne yapasun?
Cemal hâlâ kararlı:
— Yerden taş alup onu atarum.
Temel pes etmiyor:
— Aha farzet ki o taş da yoktur.
Cemal sabırla:
— Cevreme bakar, en yakın ağaca çıkarum, zarar görmemek için.
Temel artık son sorusunu patlattı:
— Aha o ağacı da sökersem, ne yaparsun?
Bu durum karşısında iyice bunalan Cemal, arkadaşına dönerek:
— Ula Arkadaşum! Sen benden yana musun, tomuştan yana musun? De bakayum onu ba!
Fıkradan Anladıklarımız
1. “Dost kara günde belli olur.” (Türk atasözü, Anadolu geneli) — İnsan en çok zor zamanda yanında duranla dostluğunu anlar.
2. “Kurda emanet edilen sürü sabaha çıkmaz.” (Anadolu halk sözü, Erzurum yöresi) — Yanlış kişiye güvenmek büyük zarar doğurur.
3. “Yan bakan dost, açık düşmandan beterdir.” (Karadeniz halk sözü, Rize yöresi) — Görünüşte dost olup zarar veren daha tehlikelidir.
4. “İpi çeken görünmez, düğüm boyunda kalır.” (Trakya halk sözü, Tekirdağ) — Sorunun kaynağı bazen görünmez olur.
5. “Kurtla gezen koyunun akıbeti bellidir.” (Türk atasözü, Anadolu geneli) — Zararlı çevre kişiyi zayıflatır.
6. “Yanlış omuza yaslanan tez düşer.” (Ordu yöresi halk sözü) — Güven yanlış kişiye verilirse sonuç ağır olur.
7. “Bir elin gölgesi yetmez, iki el duvar olur.” (Türk dünyası sözü, Azerbaycan) — Dayanışma tehlikeye karşı en büyük güçtür.
8. “Kılavuzu tilki olan kümese varır.” (Anadolu halk sözü, Sivas yöresi) — Samimiyetsiz rehberlik felaket getirir.
9. “Yanındaki kurt uzaktaki aslandan önce yer.” (Kars halk sözü) — Yakın tehdit daha büyüktür.
10. “Dost el verir, düşman yol keser.” (Türk atasözü, Anadolu geneli) — İnsan ilişkileri kriz anında netleşir.
11. “Çoban uyursa kurt bayram eder.” (Türk halk sözü, İç Anadolu) — Dikkatsizlik zararı artırır.
12. “Birlik bozulursa çit yıkılır.” (Anadolu halk sözü, Konya) — İç güven kaybı toplumu zayıflatır.
13. “Sürünün içindeki kurt dışarıdakinden beterdir.” (Türkmen halk sözü) — İçerden gelen zarar daha yıkıcıdır.
14. “Taş üstüne taş koyan dosttur.” (Balkan Türkleri halk sözü) — Yapıcı olan kişi gerçek dosttur.
15. “Dost görünür, niyet gizlenir.” (Anadolu irfan geleneği) — İnsan niyet okumayı öğrenmelidir.
16. “Tilkinin dönüp dolaşıp geleceği yer kürkçü dükkânıdır.” (Türk atasözü) — Menfaatçi kişi eninde sonunda kendini belli eder.
17. “Kırık köprüden geçen önce dostunu çağırır.” (Karadeniz yöresi, Trabzon halk sözü) — Gerçek dost seni tehlikeye atmaz.
18. “Yanlış adamla yol yürünmez.” (Türk halk sözü, Marmara bölgesi) — Kişi yanında duranları iyi seçmelidir.
19. “Köpek havlar, kurt iz sürer.” (Anadolu halk sözü, Kayseri) — Gürültü yapan değil, gizli çalışan tehlikelidir.
20. “Düşman kapıda değil, bazen sofradadır.” (Türk dünyası sözü, Kazak Türkleri) — En yakın çevre bazen en büyük sınavdır
Metin KOCA
