
116.Dişimi Lokantada Unuttum!
Bazı insanlar vardır, sabah kahvesini içmeden güne başlayamaz. Bazısı ise sabah sabah hayata küsmüş, gözlük, diş, şapka, çorap peşinde koşar. Peki bunlar yaşlılık belirtisi mi, yoksa evliliğin doğal evrimi mi? Kim bilir… Belki de sadece bir fıkradır bu. Ama ibretliktir!
Aslında hayatta hiçbir şeye geç kalınmaz. Belki de zamanı henüz gelmemiştir.
Her yaşın, her dönemin kendine has bir güzelliği vardır ama anlayana…
İnsan dediğin yaratık, cenneti arzulasa da dünyayı bırakmak istemez. Sabah 8, akşam 5 derken, bir bakmışsın ki ömür geçmiş; çocuklar büyümüş, saçlar beyazlamış, dizler çatırdamaya başlamış. Ama hâlâ bir umut, hâlâ bir koşturma…nereye kadar…
İşleyen demir pas tutmaz, eyvallah. Ama sürekli işleyen makine de bir gün motoru yakar. Ruhun da bedenin gibi dinlenmeye muhtaç. Gülümsemeden çalışmanın, sağlıksızken kazanmanın da pek anlamı kalmaz.
Artık “sakla samanı, gelir zamanı” devri bitti. Saman yansa, dünya da yanar. Dünya da bir saman misali, tutuşur gider. Değerli olan insandır, içinde huzur barındıran kalptir.
Zaman odur ki
Bir zamanlar, gençliğinde gece gündüz çalışan yaşlı bir çift varmış. Beden yorulmuş, sinirler gerilmiş, ruhlar büzüşmüş. Bir gün oturup demişler ki:
“Yıllarca çalıştık, para kazandık ama birbirimizi kazanamadık. Çocuklar zaten kendi derdinde. Hadi biz de baş başa bir tatil yapalım.”
Almışlar başlarını; o il, bu yayla, şu nehir derken, biraz gezmişler, biraz da hastane hastane dolaşmışlar… E malum, yaş ilerleyince insanın tatil programı “açık büfe” değil, “açık eczane” oluyor. Yaşlanınca, tarihi yerler yerine farklı farklı hastaneleri dolaşmak ta ekleniyor.
Günün birinde, boğaza nazır bir lokantada aynalı bir masaya oturmuşlar. Önce aynada kendilerine bakmışlar, sonra birbirlerine. Gençlik, zaman, anılar… Derken örtü serilmiş, yemek gelmiş, her şey yolunda.
Yemek biter, İstanbul’dan çıkar, Bolu tünelini geçerler. Derken arabada neşeli bir şarkı çalmaya başlar. Kadıncağız biraz duraksar:
— “Ben İstanbul’daki lokantada gözlüğümü unuttum…”
Adam: “Ohoo, nasıl döneceğiz. o kadar yol geldik…gözlüğün yenisini alırız…!”
Kadın mahcup bir ifadeyle:
— “Gözlükle birlikte… dişlerim de orada kaldı…”
Adam bir sinirlenir, bir söylenir, bir patlar ki sorma! Yol boyunca oflar, puflar, söylenir, direksiyonu döver. Kadıncağız bir kelime bile etmez. “Hata bende,” der içinden, “unutmamalıydım.” Sabreder, susar, kocasının öfkesini yutkunarak dinler.
Nihayet restorana gelirler. Kadın arabadan iner, içeri doğru giderken, adam arka camdan bağırır:
— “Hanıııım! Gitmişken benim şapka, çanta, cüzdanı da unutma ha!”
Fıkradan Anladıklarımız.
1. “Sabır acıdır, meyvesi tatlıdır.” (Türk atasözü) İlişkilerde ve hayatın her alanında sabır, kısa öfkenin yapamayacağı kadar büyük sorunları çözer.
2. “Söz var yara açar, söz var yara kapar.” (Karadeniz yöresi atasözü) İnsan öfke anında söylediği sözlerle ya gönül kırar ya da gönül yapar.
3. “Gönül kırmak cam kırmaktan beterdir.” (Türk halk atasözü) Kırılan eşya yerine gelir ama kırılan kalp kolay onarılmaz.
4. “Yaş başa, akıl işe.” (Türk atasözü) İlerleyen yaşla birlikte insan daha anlayışlı ve ölçülü davranmayı öğrenmelidir.
5. “Bir ev iki sabırla ayakta durur.” (Rumeli Türkleri halk sözü) Sağlam bir evlilik karşılıklı tahammül ve anlayış ister.
6. “Öfke ile kalkan zararla oturur.” (Türk atasözü) Anlık sinir çoğu zaman daha büyük pişmanlıklar doğurur.
7. “Gül yüzle açılmayan kapı yoktur.” (Türk dünyası atasözü) İletişimde yumuşaklık, sert tepkiden daha etkilidir.
8. “İnsan sevdiğinin kusurunu da taşır.” (Karadeniz yöresi atasözü) Gerçek sevgi yalnız güzel anları değil, zorlukları da birlikte göğüslemektir.
9. “Evin direği anlayıştır.” (İç Anadolu halk sözü) Aileyi ayakta tutan şey maddiyat değil karşılıklı anlayıştır.
10. “Aynaya bakan önce kendini görür.” (Tasavvuf hikmet sözü) Başkasını eleştirmeden önce insan kendi hatasını görmelidir.
11. “Kırk yıllık yol, bir sözle uzar.” (Karadeniz halk sözü) Küçük bir tartışma bile uzun emeklerle kurulan huzuru bozabilir.
12. “Tatlı dil yaşlı gönlü genç tutar.” (Ordu yöresi atasözü) İleri yaşlarda sevgi ve nezaket daha da kıymet kazanır.
13. “Ev bark sabırla kurulur.” (Türk atasözü) Sağlam ilişkiler zaman ve emek ister.
14. “Bir hata insanı değil, huyu gösterir.” (Yozgat yöresi sözü) Tek bir kusur yerine genel davranış biçimine bakmak gerekir.
15. “Yol uzun, gönül darsa daha uzundur.” (Karadeniz yöresi atasözü) Sorunların büyüklüğünü çoğu zaman insanın iç dünyası belirler.
16. “Eşini anlamayan yolu da şaşırır.” (Doğu Anadolu halk sözü) İlişkilerde empati eksikliği hayatın diğer alanlarını da etkiler.
17. “Susmak bazen en büyük cevaptır.” (Türk halk hikmeti) Her tartışmada cevap vermek yerine sükûnet bazen daha değerlidir.
18. “Birlikte yaşlanan, birlikte olgunlaşır.” (modern halk sözü, atasözü formunda) Uzun birliktelikler kusurları değil bağı büyütür.
19. “Yük paylaşıldıkça hafifler.” (Türk atasözü) Hayatın zorlukları paylaşılınca daha kolay aşılır.
20. “Ömür geçer, hatıra kalır.” (Türk dünyası halk sözü) İnsan ilişkilerinde asıl kalan şey sözler ve davranışların bıraktığı izdir.
Metin KOCA