
117.Güvercin Erkekse, Biz Neden Uçamıyoruz?
Bir zamanlar, insanlar topraklarını savunmak için yüreklerini ortaya koyarlardı. O zamanlarda düşman her zaman belli bir biçimdeydi: tank, top, tüfek… Ama şimdi düşman daha sinsi, daha ince. O, fikirler üzerinden, reklamlardan, dizilerden ve sosyal medyadan geliyor. Herkes bir şekilde bu tehditlere karşı direniyor, ama gerçek tehlike bazen ne dışarıda ne de gözle görülür bir biçimde. Gerçek tehlike, bazen insanların kafalarındaki karmaşa, bazen de gereksiz yere tartıştıkları küçük ama büyük görünen meselelerde gizli.
Geçmişin kahramanlıkları, askeri zaferlerle şekillenmişti. Ama bugünün kahramanlıkları, fikrin özgürlüğünü, aklın gücünü ve vicdanın derinliğini savunmaktan geçiyor.
Hangi meseleye odaklanacağımızı bilememek, bizi asıl büyük meselelerden uzaklaştırıyor.
İşte bu noktada, Akif’in gözünden bakınca, toplumun içine düştüğü durum, bir zamanların toprak mücadelesinden çok daha karmaşık bir hale geliyor.
Çünkü bir zamanlar “düşman” denen şey, şimdi “sorular” haline geldi; birer boş ve yönlendirici sorular…
Ve o sorular, insanların ruhunu, kalbini ve aklını esir alıyor.
Düşman sınırda değilse, neden içimizde gezebiliyor?
İşte mesele burada yatıyor. Ama biz hâlâ karpuz çekirdeği yutunca ağaç çıkar mı diye tartışıyoruz. Ve böylece başlıyoruz asıl meseleye, Akif’in fıkrasına…
Zaman Odur ki
“Vaktiyle memleket düşman işgali altında. Tıpkı şimdi ruhlarımızın işgal edildiği gibi…
Ama işte o zamanlar düşman gerçekti: tankla, topla, tüfekle geliyordu. Şimdi düşman sosyal medyadan…şirketlerden….reklamlardan…dizilerden filmlerden geliyor.
Yine de o zaman da, şimdi de bir kısım halk aynıydı:
“Bizim aklımız büyük meselelere yetmez, biz küçük sorularla meşgulüz” kafası.
İstanbul’dan Anadolu’ya geçen Akif, halkı uyandırmak için köy köy, mahalle mahalle dolaşıyor. düşmanı anlatıyor. kurtuluşun nasıl olacağını haykırıyor. kendimize gelelim diyor…başarırız birlikte olursak diyor…
Her girdiği kahvede aynı manzara: çay, tavla, ve kutsal geyik muhabbeti…İşte bir gün Akif bir köye uğrar.
Minare yamuk, insanlar daha yamuk. Köyün ileri gelenleri — yani sosyal medya öncesi fenomenler — toplanmış, önemli bir mevzu tartışıyorlar.
Akif’i görünce hemen soruya boğuyorlar:
– Hocam siz düşmanla uğraşıyorsunuz ama biz asıl meseleyi çözemiyoruz, yardım edin.
Akif, merakla sorar:
– Buyurun sorun arkadaşlar. Molla İmamzade Mahmut söze girer:
– Şimdi hocam, Nuh’un gemisinden zeytin dalı getiren güvercin vardı ya, o güvercin erkek miydi dişi miydi? Erkekse biz neden uçamıyoruz?
Öteki molla araya girer:
– Tabii ki erkekti. Dişiler o kadar süre ağzını kapalı tutamaz!
Bir kahkaha tufanı kopar. Tavla zarları yere düşer, çay kaşıkları kımıldar. Bir diğeri hemen atılır:
– Hocam namazda bir sinek kanımızı emse, abdest bozulur mu? Veya camide fotoğraf çekinmek caiz mi?
Biri bağırır:
– Asıl mesele bu değil! Hazreti Musa’nın asası hangi ağaçtandı? Meşe mi, ardıç mı?
Bir diğer:
– Hocam, babamız Adem cennette açık yerini incir yaprağıyla mı kapattı yoksa elma yaprağıyla mı?
- Yılan mı daha uzun yoksa cehennem kuyruğu mu?
En son biri çıkar:
– Benim sorum daha önemli hocam!
– Buyur.
– Hırsız evimi soyarsa, Allah cennette bana daha iyisini verir mi?
– Sence hocam, bu hırsızı ihbar etsem gıybet olur mu?
Kahkahalar arasında çaylar tazelenir.
Akif gözlüklerini siler, hafifçe tebessüm eder.
Sonra şöyle bir yudum alır çayından ve der ki:–
Ey cemaat-i mübareke… Siz bilen adamlarsınız. Ben size bir soru sorayım:
– Ülkenizi düşmanlar işgal etmiş. Malınızı, mülkünüzü, kadınınızı, kızınızı alıyor.
Kültürünüzü değiştiriyor, zekânızı, aklınızı, duygularınızı uyutuyor.
Fikrinizi sloganlara, geleceğinizi kendi memleketine götürüyor ve neslinizi elinizden alıyor…
Siz hâlâ “güvercin erkek miydi, asa hangi ağaçtandı” diye mi tartışıyorsunuz?
Bu geyik muhabbeti, bu şaklabanlık caiz midir, değil midir?
Düşmanı bilmemek tanımamak aptallık mıdır abdallık mıdır?
Bir sessizlik olur. Sinek bile vızıltısını yutar. Çaydan bir yudum daha alır Akif, kalkar gider.
Ardında sorusu kalır.
Önemli olan vatan mıydı , önemsiz soru ve sorunlarımız mı?
Fıkradan Anladıklarımız
1. “Küçük taş büyük değirmeni durdurur.” (Karadeniz yöresi atasözü) Önemsiz görünen meseleler bazen asıl büyük hedefleri aksatır.
2. “Duman göğe çıkmadan ateş yerde yanar.” (Türkmen atasözü) Büyük toplumsal sorunlar önce zihinlerde başlar.
3. “Kafa boşsa söz çok olur.” (Rumeli Türkleri halk sözü) İçeriği olmayan tartışmalar çoğu zaman düşünce tembelliğini gizler.
4. “Yanlış yere bakan yolunu şaşırır.” (Sivas yöresi atasözü) İnsan asıl meseleyi kaçırdığında hayatın yönünü de kaybeder.
5. “Boş tarlaya çok kuş iner.” (Ordu yöresi atasözü) Zihni meşgul eden anlamsız gündemler insanı kolay yönlendirir.
6. “Sığ su çok ses verir.” (Azerbaycan atasözü) Derinliği olmayan tartışmalar daha çok görünür olur.
7. “Kıl ile uğraşan ipi kaçırır.” (Karadeniz halk sözü) Detaylara takılıp bütünü görmekten uzaklaşmak büyük kayıptır.
8. “Gözü dumanda olan yolu göremez.” (Erzurum yöresi sözü) Zihinsel karmaşa doğru kararı engeller.
9. “Küçük hesap büyük zarara döner.” (Doğu Anadolu halk sözü) Yanlış öncelikler uzun vadede büyük kayıplar doğurur.
10. “Dert kapıda değil, akılda büyür.” (Tasavvuf halk hikmeti) İnsan bazen gerçek tehlikeyi dışarıda değil kendi düşüncesinde üretir.
11. “Gölgeyle dövüşen güneşi kaçırır.” (Türk dünyası halk sözü) Önemsiz sorunlara odaklanan kişi asıl fırsatları kaybeder.
12. “Yanlış sorunun doğru cevabı olmaz.” (hikmet sözü) Hayatta asıl mesele doğru soruyu sormaktır.
13. “Kuşun kanadı değil yönü önemlidir.” (Karadeniz yöresi atasözü) Güçten çok doğru hedef belirlemek belirleyicidir.
14. “Çalıyı sayan ormanı kaçırır.” (Rumeli halk sözü) Küçük ayrıntılara saplanmak büyük resmi görmeyi engeller.
15. “Aklı uykuda olan gözü açık gezse ne fayda.” (Yozgat yöresi sözü) Farkındalık olmadan bilgi işe yaramaz.
16. “Kör düğüm küçük ipten çıkar.” (Samsun yöresi atasözü) Büyük sorunlar çoğu zaman küçük ihmallerden doğar.
17. “Kuyu derin değil, bakan sığdır.” (Tasavvuf hikmet sözü) Sorun bazen olayda değil bakış açısındadır.
18. “Tohum yanlışsa ürün şaşar.” (Kars-Ardahan yöresi sözü) Düşünce temeli bozuksa sonuç da sağlıklı olmaz.
19. “Her ses haber değildir.” (Karadeniz halk sözü) Duyulan her bilgi gerçek veya önemli olmayabilir.
20. “Akıl büyük derdi küçük sözde tanır.” (Türkistan halk sözü) Bilge kişi önemsiz görünen sözlerin ardındaki büyük problemi fark eder.
Metin KOCA