Yorumlu Fıkralar

142.Öğretmenler Atasözlerini Sorgularsa……Olur!

142.Öğretmenler Atasözlerini Sorgularsa……Olur! İnsan az zaman yaşayan bir canlıdır. Hayatı boyunca her şeyi yaşayarak öğrenmesi O’na, yapacağı işte zaman kaybettirecek veya yasadığı olayda acı çektirecektir. Zamandan tasarruf etmek, başarılı olmak, tehlikelerden uzaklaşmak ve kendimizi ve çevremizi güvene almak için atalarımızın öğütlerinden faydalanırız çoğu zaman. Çünkü onlar hayatlarıyla bazı bedeller ödemiştir …

Devamını Oku »

143.Çetin Davranma Çocuklara. Her Şey Düzelir. Metin ol Metin!

isimler

143.Çetin Davranma Çocuklara. Her Şey Düzelir. Metin ol Metin! Kimi insanlar, Çocuk sahibi olmak isterken dünyaları harcaken, bir başkası , dünya menfaati için çocuğundan vazgeçer. Bir başkası ise çocukları arasında ayırımcılık yapar. Her şey ne yazık ki aşırılıklar üzerine kurulmuş sanki. İnsan bakabileceği, yada sorumluluğunu kaldırabileceği kadar çocuk yapması da …

Devamını Oku »

144.İki Evlen! Daha Fazla İbadet Et!

evlilik

144.İki Evlen! Daha Fazla İbadet Et! Cahillik öyle kötüdür ki… Buna bir de dini bilmemezlik eklenirse tam bir felaket olur. Günümüz dünyasında toplumsal sıkıntılar gittikçe artmaktadır. Bu sıkıntılar çeşitli olmakla beraber sebepleri de çok farklıdır.  Biz bu sorunların elbette sebeplerini ve sonuçlarını saymayacağız. Ama en büyük  sorunumuzu dile getirmek gerekiyor.  …

Devamını Oku »

145.Hayatımızdaki Çukurlar

çukur

145.Hayatımızdaki Çukurlar Hayat, dümdüz bir yol değildir. Herkesin önüne, zamanı geldiğinde bir çukur çıkar. Kimi bu çukura düşer, kimi son anda fark edip kenarından döner, kimi de düşenlere bakar ve kendi yoluna devam eder. Ama en tehlikelisi, çukura düşenlerin orada kalmayı kabullenmesidir. İşte toplumların felaketi de tam burada başlar. Çukurlar …

Devamını Oku »

146.Bir Toplumun Yarası: Prosedür

kapı

146.Bir Toplumun Yarası: Prosedür Zaman oldu, yollar daraldı. İnsanın omzuna hayat ağırlaştı, ama bir yandan da işler kağıt kadar ince hâle geldi. İnsan, bir derdi olduğunda çareyi sormak için değil; kimin hangi evrağı eksik bıraktığını öğrenmek için kapıları aşındırır oldu. Artık mesele hastalık değil; hangi kapıdan girileceği, hangi sıranın beklenileceği, …

Devamını Oku »

148.Sırt Sırta Vereni Kurt Yemez!

oküzler

148.Sırt Sırta Vereni Kurt Yemez! Kimi zaman bir milletin sonunu bir savaş getirir, kimi zaman bir cümle… Ama çoğunlukla kavganın kendisi getirir. Hem de içerden geleni. Dışarıdan düşman gelir de birliği, beraberliği görürse tırsar. Ama içeride biri öbürünün üstüne basarak yükselmeye çalışırsa; kurtlar da gelir, çakallar da, hepsi sırtını sıvazlar. …

Devamını Oku »

149.Sana Bir Kaz Göndersem Yolar mısın?

derici

  149.Sana Bir Kaz Göndersem Yolar mısın? Toplumların en büyük yaralarından biri, yöneten ile yönetilen arasındaki mesafenin büyümesidir. Halkın dilini bilmeyen, derdini anlamayan ve emeğin değerini yaşamayan yönetim anlayışı, zamanla gerçeklerden kopar. Bu fıkra tam da bunu anlatıyor: Tecrübenin kitap bilgisinden, halk irfanının makam bilgisinden bazen çok daha güçlü olduğunu… …

Devamını Oku »

150.Beni Evde İnek Değil Aslan Bekliyor!

aslan

150.Beni Evde İnek Değil Aslan Bekliyor! Modern çağda kadın-erkek ilişkileri üç temel hat üzerinde ilerliyor: Yücelten, yönetmek isteyen ve yok sayan. Kimileri eşini gökyüzündeki yıldız gibi görür, kimileri tenceredeki fasulyeden bile değersiz… Bir kısmı ise onu hem pişirir, hem karıştırır, hem de soğuyunca suçlar. Asıl mesele şurada başlıyor: Eşine ne …

Devamını Oku »

151.İyilik Yapmasaydın, Aynen Böyle Islanırdım

ıslanan adam

151.İyilik Yapmasaydın, Aynen Böyle Islanırdım Bir garip çağdayız… İnsanlar iyilik yaparken yalnızca kalbini değil, kamerasını da çalıştırıyor. Bir garibana yemek verirken bir yandan da “açlıkla savaş” etiketiyle canlı yayına geçiyor. Hayır hasenat, sosyal medya gönderisine dönmüş; yardımseverlik ‘yardım görünürlüğü’ne dönüşmüş. Geleneksel değerlerimizde “sağ elin verdiğini sol el bilmesin” diye bir …

Devamını Oku »

152.Başarı: Acı Çek, Sus, Patates Ol!

kamuflaj

152.Başarı: Acı Çek, Sus, Patates Ol! Sınavlar… Hayatımıza küçük yaşta girer, büyük sonuçlar doğurur. İlk karşılaştığımızda kalemimizden çok silgimiz konuşur. Zamanla silgi küçülür, kaygı büyür. Derken büyüdük sanırız; meğer sadece test kitaplarının zıpkınıyla delik deşik olmuşuzdur. Hayatımızın ilk yirmi yılı —hatta bazıları için otuz— bir tür sınav maratonudur. “Hazırlık”, “deneme”, …

Devamını Oku »