
104.Evdeki Vatanın Altı Neden Islak?
Sorgulamak Yaşatmaktır. Sorgulamayan birey zamanla unutulmaz, yalnızca yönlendirilir.
Sorgulamayan toplum ise zamanla yönetilemez hâle gelir. Uyuyan toplumlar, tarih boyunca hep aynı şekilde uyandırılmıştır: acıyla. Zaten ölüler bir düdükle uyanıyorsa, yaşayanlar neden hâlâ uyumakta ısrar eder ki?
Bu dünya aslında, uyuyanlarla uyananların savaş alanıdır.
Ama dikkat edin; uyanık gibi görünenlerin bazıları sadece başka rüyalar görmektedir. İşte bu yüzden “uyanmak” ve “uyumak” kavramları bile sorgulanmalıdır:
Kime göre uyanmak?
Neyin içinde uyanmak?
Bugün ülkece birçok sorunla boğuşuyorsak, bunun temel nedeni, sorunları hep dışarıda aramamızdandır.
Oysa kendine dönüp bakan toplumlar, dış müdahalelere karşı daha dirençlidir.
Ama biz çözümü hep başka yerlerde arıyoruz:
Başkalarının ağzında, başka kapılarda, başka kutularda…
Oysa çözüm çoğu zaman, kendimizin, hatta bir çocuğun merakla sorduğu tek bir sorudadır.
Toplumların kaderi, o toplumdaki bireylerin bilinç seviyesiyle doğrudan ilişkilidir.
Sorgulamayan birey, sadece başkalarının kararlarını uygulamakla kalmaz; aynı zamanda sistemin çarkları arasında ezilir.
Uyuyan bir toplum, neyin doğru neyin yanlış olduğunu da ayırt edemez.
Ama uykunun en tehlikelisi, uyanamayanın değil, uyanmak istemeyenin uykusudur.
Çünkü o kişi artık sadece kendini değil, gerçeği de inkâr etmektedir.
Oysa bilinçli birey yalnızca kendini değil, toplumu da uyandırır.Ve şunu asla unutmamalıyız:
Sorgulamak, eleştirel düşünmek ve kavramları içselleştirmek;
özgürlükle, adaletle ve insanlık onuruyla yaşamanın ön koşuludur.
Bugün çocuklarımız, okullarda yalnızca tanımlarla yetinmektedir.
Oysa düşünsel derinlikten uzak kalan bir eğitim, sadece ezber üretir.
Siyasi, ekonomik ve sosyal kavramların anlamı, yalnızca sözlüklerde değil; yaşamın içinde, deneyimin içinde kavranmalıdır.
Çünkü yaşam, pasif tanımlarla değil, aktif farkındalıkla yönetilir. Ve bir gün, sorgulayan bir çocuk karşımıza dikilip, bize tüm sistemin ne olduğunu, en acı ama en öğretici biçimiyle özetleyebilir…
Ve bir çocuk öyle güzel özetledi ki…
Buyrun…
Zaman Odur ki
Bir zamanlar, küçük bir mahallede meraklı mı meraklı bir çocuk yaşarmış. Adı Veli.
Sosyal medyada, haberlerde, büyüklerin ağzında hep bazı kavramları duyarmış:
Politika, siyaset, kapitalizm, işçi sınıfı, sendika, hükümet, vatan…
Ama hiçbirini tam anlayamazmış. Okulda da öğretmezlermiş bu kavramları.
Çünkü öğretmenler korkarmış bu işlerden. “Siyasete girer,” der geçerlermiş.
Ama Veli susmamış. Merak içini yakarmış.
Bir akşam babasına sormuş:
“Baba! Politika nedir? Kapitalizm nedir? Hükümet, sendika, halk, muhalefet, vatan… bunlar ne demek?”
Babası gülümsemiş. Ciddi ciddi anlatmaya kalksa çocuk sıkılacak…
O yüzden basit bir örnekle anlatmaya karar vermiş:
“Bak oğlum… Bu ev bizim küçük devletimiz gibi düşün…
Ben bu eve parayı getiriyorum ya, ben kapitalizmim, işverenim.
Annen bu parayı yönetir, harcar, değerlendirir… Yani o hükümettir.
Deden paranın nereye harcandığını kontrol eder. O zaman o da sendika olur.
Ablan bizi hep izler, yorum yapar, eleştirir… O da muhalefettir.
Evde temizlik yapan, kardeşine bakan hizmetçi kız ise işçi sınıfıdır.
Sen bizim için yaşar, yaşatılır ve büyütülürsün… Sen halksın oğlum.
Altında beziyle yatan küçük kardeşin de vatandır. Geleceğimizdir.
İşte böyle… Anlayabildin mi?”
Veli, düşündü. O gece düşünmek için odasına çekildi.
Gece yarısı küçük kardeşi ağlamaya başladı. Altına kaçırmıştı.
Veli ne yapacağını bilemedi. Annesine koştu.
Anne derin uykudaydı. Uyandırılamıyordu.
Hizmetçi kızın odasına gitti.
Baktı ki babası orada, kızla tartışıyor, bağırıyor… hatta uygunsuz şeyler yapıyordu.
Dede pencereden bakıyor ama ses etmiyordu.
Ablasının odasına gitti.
O da elinde telefonla sevgilisiyle konuşuyor, “Yeter ki sen mutlu ol,” modlarında geziyordu.
Ev karmakarışıktı ama kimse küçük kardeşin ağladığını, Veli’nin çaresizliğini fark etmiyordu.
Veli yatağına döndü. “Bu evde kimse halkı duymuyor” dedi içinden.
“Anlayan biri yok. Beni anlayacak tek kişi yine benim…”
Ertesi Sabah, Baba yine çocuğa sistemi anlatmaya kalktı.
Ama Veli bu kez söze girdi:
“Anlatmana gerek yok baba…Ben Sistemi çok güzel öğrendim:
Kapitalizm işçiyi kötüye kullanıyor…
Sendika olup biteni sadece izliyor…
Hükümet uykuda, duymuyor…
Muhalefet kendi duygularının peşinde…
Halk dikkate alınmıyor…
Ve gelecek bokun içinde çaresizce ağlıyor!”
Fıkradan Anladıklarımız
1. “Çocuk doğrusunu söyler.” (Anadolu atasözü) Bazen sistemin en net eleştirisini en saf gözler yapar.
2. “Evde olan memlekette olur.” (Anadolu halk sözü) Aile içindeki düzen, toplum yapısının küçük bir yansımasıdır.
3. “Uyuyan evin bacası tüter ama derdi dinmez.” (Karadeniz yöresel sözü) Sorunları görmezden gelen yönetim, problemleri çözmek yerine büyütür.
4. “Ağlamayan çocuğa meme verilmez.” (Türk atasözü) Halk sesini çıkarmadığında ihtiyaçları çoğu zaman dikkate alınmaz.
5. “Dede görür, ses etmezse ev dağılır.” (Doğu Anadolu halk sözü) Denetim mekanizmaları susarsa sistem bozulur.
6. “İşçi yorulur, patron doyar.” (taşra emek sözü) Güç ve sermaye dengesi bozulduğunda emek sömürüye açık hale gelir.
7. “Uyuyan hökümetten sabah beklenmez.” (Karadeniz ağzı halk sözü) Yönetim görevini yerine getirmediğinde toplum yalnız kalır.
8. “Muhalefet aynadır.” (Anadolu halk sözü) Eleştiri görevini yapmayan muhalefet, toplumsal dengeyi zayıflatır.
9. “Beşiği ıslak olan geleceği ağlatır.” (yöresel halk sözü) Geleceğe yatırım yapılmadığında toplum uzun vadede bedel öder.
10. “Evde huzur yoksa sokakta adalet aranır.” (Anadolu hikmet sözü) İç düzen bozulduğunda dış dünyada da istikrar sağlanamaz.
11. “Çocuk sorarsa ev uyanır.” (Karadeniz halk sözü) Merak ve sorgulama toplumsal bilinçlenmenin başlangıcıdır.
12. “Suskun halk yük taşır.” (Anadolu halk sözü) Sessizlik çoğu zaman sorunların devamına zemin hazırlar.
13. “Küçüğün sözü büyüğe ders olur.” (Türk dünyası atasözü) Hakikat bazen beklenmedik yerden gelir.
14. “Evin küçüğü ağlarsa büyükler sınanır.” (yöresel söz) Toplumun en kırılgan kesimi, sistemin gerçek yüzünü ortaya çıkarır.
15. “Sorgulayan çocuk büyüyünce millet olur.” (eğitim temalı halk sözü) Erken yaşta gelişen bilinç toplumsal dönüşümün temelidir.
16. “Gelecek beşikte başlar.” (Türk atasözü) Çocukların durumu toplumun yarınını belirler.
17. “Kapısı açık evin derdi çok olur.” (Anadolu sözü) Düzen ve sorumluluk dağılırsa herkes kendi başına hareket eder.
18. “Bok içinde kalan beşik ibrettir.” (taşra mizah sözü) İhmal edilen gelecek, toplumun en ağır eleştirisidir.
19. “Halk duyulmazsa sokak konuşur.” (Anadolu halk sözü) İnsanların sorunları görmezden gelindiğinde toplumsal tepki büyür.
20. “Sistem evde başlar.” (hikmet sözü) Toplum düzenini anlamanın en sade yolu aile yapısına bakmaktır.
Metin KOCA