Atlı Yatırım Turu: Ova, Arsa, Hüsran!

Atlı Yatırım Turu: Ova, Arsa, Hüsran!

Hayat, kurnazlıkla değil, akılla ilerler.

Kimi zaman başkasının başarı formülünü alıp kendi hayatına uygulamak istersin ama unuttuğun bir şey vardır:

Her reçete, her hastaya iyi gelmez ki dostum!

Getirisi yüksek diye, balon vaatlere kanan, aldanan, aldatılan yatırımcılar…

“Hocam” diye peşinden gidilen ama aslında çıkar peşindeki kişiler, ellerindeki ve yüreklerindeki değerlerden olanlar…

Aşk, sevgi diye inanıp maddi manevi kaybeden, hatta canından olanlar…

Açgözlülükle körü körüne inanmakla kısa yoldan zengin olma hayaliyle dolandırılanlar…

Akıl, sabır ve eleştirel düşünce olmadan “kervan düzülmez!

Kervan yolda düzülür derlerse de düzülen yola çıkanlar olmaktadır ne yazık ki….

Bilgiyi, haberi sorgulamadan, ön plana çıkayım derken rezil olanlar…

İşte burada , açlıktan gözü dönen bir tilkinin, kolay yoldan zengin olma hayaliyle, başkasının yöntemini denemesi ve bunun sonucunda başına gelenler anlatılıyor.

Hem güldüren hem düşündüren bu fıkra; taklitçiliğin, sorgulamadan inanmanın ve hesapsız heveslerin nasıl hüsrana dönüşebileceğini çok güzel bir dille gözler önüne seriyor.

Hayat bazen bize öyle dersler verir ki, anlatması için bir fıkra yeter!

Ormanın kurnaz tilkisi, karnını doyurmanın peşinde koşarken, kendisine “altın tepside servis edilen” bir fırsatla karşılaşır. Ancak bu fırsatın arkasında yatan gerçekler, onun için beklenmedik bir son hazırlar.

Bu fıkra, “el ağzıyla kabak yemenin” aslında ne kadar riskli olduğunu gösterirken, aynı zamanda günümüz insanının “hızlı başarı” tutkusuna da ince bir eleştiri getiriyor. O halde, buyurun tilkinin ibretlik macerasına…

(Not: Okurken kendi hayatınızdan izler bulabilirsiniz!) 😊

Zaman odur ki

Bir zamanlar ormanın kenarında, açlıktan gözü dönen, kemik kemik olmuş bir tilki yaşarmış. Ne bir tavuk bulabiliyor, ne bir leşe rastlayabiliyormuş. Karnı guruldayarak gezerken, ormanın içinden mis gibi bir kavurma ızgara yayılmış. Kokunun peşinden gittiğinde, ayının biri,  ateşin üzerinde büyük bir at budu çevirmekteymiş.

Tilki selam verir, iki kelam eder. Ayı da cömert davranıp bir kemik uzatır. Tilki kemiği, kemire kemire yerken sorar:

Abi, bu at etini nereden buldun? Lokum gibi valla!  ayı göz kırpar:

– Kolay kardeşim. İşin tekniği var. Aç kalma, sana da öğreteyim.

Tilki sevincinden yerinde duramaz:

– Öğret abi, senin köpeğin olurum. Yeter ki karnım doysun, çoluk çocuk aç kalmasın.

Ayı sinsiliğin göstermez. Bilgin gibi anlatır:

– Atlar uyurken arkasından sessizce yaklaşacaksın. Kuyruğunu onun kuyruğuna bağlayıp üstüne atlayacaksın. Bilim “atın görüş açısı 350 derece” der ama boş ver onları. Biz doğayla iç içeyiz, hayat okulunda okulunda okuduk. Bu saçları değirmende ağartmadık! biliyoruz bu işleri. Sonrası zaten kolay…afiyet olsun şimdiden kardeşim. Benim için önemli ve değerlisin. Bunları da başkasına anlatma. Yoksa aç kalırsın!

Tilki gece boyu düşler kurar. At etinden sucuk yapar, kasaplara satar, ithalat ihracata girer. At piyasası bundan sorulacak… Yazlıklar, tatiller, alemler…derken ülkenin en büyük yatırımcısı olup, Tilki holdingi kurar.,.Ajanslar, sendikalar, dernekler buna çalışır.. Belki ülkeyi bile yönetir. Hayal beleş…. Sabah olur olmaz, obaya iner, yılkı atları yayılımdadır. Bir kenarda mayışmış yatan bir at görür. Hemen ayının tarifini uygular: Sessizce yaklaşır, kuyruğu bağlar, üzerine atlar…

Ama, at bir anda uyanır ve başlar dört nala koşmaya!

At önde, tilki arkada… Kendi kuyruğu atın kuyruğuna bağlı şekilde rüzgâr gibi ormanın içinden geçerler. Toz duman içinde olanı biteni gören tavşan, şaşkınlıkla bağırır:

– N’apıyorsun tilki! Canından mı bezdin? Ölmek mi istiyorsun?

Tilki, sanki her şey planlıymış gibi, bağırarak:

– Yoo yoo, ne diyorsun sen! At ile arsa bakıyoruz, ova da oba da çok değerlenecekmiş, yatırım yapacağız…hızlı olsun diye böyle yaptım…!

Tavşan bir şey anlamaz ‘’ama neysee!’’ deyip gider.

Sonra bir anda tilki yuvarlanarak düşer. Kuyruk kopmuş, ayakları ezilmiş, gözünde yıldızlar döner. Her yanı yara bere içinde…. Tavşan tekrar koşup gelir:

– Geçmiş olsun, ne oldu böyle?

Tilki dişlerinin arasından zorla fısıldar:

– Elin aklıyla iş yaparsan, arsada değil, yolda kalırsın, başkasının aklıyla, kabak yeme iş yapma!

 

Fıkradan Anladıklarımız

  1. Her insanın koşulları farklıdır. Birine uyan çözüm diğerine uymaz.
  2. Ayakları yere basmayan hayaller, gerçeklik duvarına çarpar.
  3. Emek olmadan yemek olmaz. Kısa yoldan başarıya ulaşılmaz.
  4. Kendi aklını kullanmayan başkalarının oyuncağı olur.
  5. Başaramayanlar bahaneleri genelde başkasına atar.
  6. Başkasının reçetesini kendine uygulama.
  7. Hırs insanı sağduyudan ve akıldan uzaklaştırır.
  8. Hayatta bize kolay yolu gösterenleri sorgulamak gerekir. Belki de bizim bitmemizi istiyordur.
  9. Getirisi yüksek diye balon vaatlere inanarak yatırımcı olunmaz.
  10. Ustaların verdiği tüyolar, duyduğumuz, gördüğümüz okuduğumuz… her zaman doğru mudur?

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur Dünya tarihi boyunca sistem değişti, yönetimler değişti, ama değişmeyen tek şey …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir