108.Dikkat! Eşek Sesi Abdesti Bozar!
Zaman odur ki
Ramazan ayıydı…
Gün boyu oruçla geçmiş, iftarla karnını bir güzel doyurmuştu Hüseyin Emmi. Karnı tok, gözü top halde camiye gitmişti. Fakat ne yapsın… Yorgunluk, bir de vaizin gereksiz uzun konuşmaları derken, uykusu göz kapaklarını bastırdı. Uyuklaya uyuklaya, ne dediğini tam anlayamasa da bir cümle kulağına kazındı:
“Eşek anırınca abdest bozulur. Eşeğin sesini duyarsanız, abdesti tazeleyin!”
Hüseyin Emmi bir an irkildi, sağa sola baktı. Eşeğin sesi yoksa sorun da yoktu ona göre. Derin bir “Oh!” çekti, ezan okundu, namazını kıldı.
Ama köy yeridir… Patpat yok, traktör az; her evde bir eşek. Üstelik yaz ayları, eşekler de maşallah maşallah, azıcık sıcaklasalar anırmaya başlarlar. Hele dişi eşek, bir de kızgın döneme denk geldiyse, erkek eşek çığırtkan olur, Allah ne verdiyse…
Hüseyin Emmi işte o günden sonra başladı eşek nöbetine. Her anırışta koş, abdest al. Koş, tekrar abdest al. Eşeğin teki sabah bağırır, biri ikindi vakti gıygıylar, öteki yatsıya doğru operaya başlar. Hüseyin Emmi de çileden çıkar artık:
— Bu ne abdesttir, bu ne eşektir yahu! Dinden çıkacağım vallahi!
Günün birinde baktı ki iş içinden çıkmıyor, evdeki eşeği sattı. Yetmedi, komşusuna da dil döktü:
— Ula Mehmet, senin eşek de anırıyor, bana günah yazılıyor. Sat gitsin gari!
O da sattı. Ama eşek yoksa da köyde sesleri var. Her sokakta yankılanan bir “ai aaaiiii aaaaaiiiiii!” sesi. Hüseyin Emmi perişan…
Derken köyde bu durum dillere düştü. Haliyle imamın da kulağına vardı. Bir gün geldi Hüseyin Emmi’yi ziyaret etti:
— Emmi, niye bu kadar sık abdest alıyorsun yahu?
Hüseyin Emmi anlattı uzun uzun. Vaizin dediğini, eşek sesini, tazelenen abdestleri…
İmam önce bir durakladı, sonra:
— Aaa Emmi, öyle bir şey yok ki! Ama vaiz müftü ha, sen de haklısın… En iyisi, beraber gidelim, müftü beyin ağzından duyalım.
Ertesi gün bastılar ilçeye, müftünün huzuruna çıktılar.
Müftü güler yüzle dinledi. Sonra bir gülümsemeyle:
— Hüseyin Emmi… O anlatılan gerçek bir abdest meselesi değil. Yıllar önce bir adam çöldeymiş. Eşeğinde suyu varmış. Adam uyuyakalmış, eşek kaçmış. Adam uyanmış, eşek yok, su yok. Namaz vakti geçmek üzere. O da ne yapsın, teyemmüm almış. Namaza durduğu sırada birden eşeğin anırdığını duymuş. Anlamış ki eşek geri gelmiş. Demek ki suyu da gelmiş. Teyemmüm bozulmuş, gitmiş suyla abdest almış… Vaiz bunu anlatmış ama sen konunun ortasında uyanınca sadece ‘eşek anırınca abdest bozulur’ kısmını kapmışsın.
O an Hüseyin Emmi’nin yüzü kıpkırmızı oldu. İmam da utandı tabii. Ama müftü, olayı tatlıya bağladı:
— Bakın işte, eksik bilgi adamı ne hallere sokar. Allah razı olsun sizden, en azından gelip sorup doğrusunu öğrendiniz.
Çıkışta Hüseyin Emmi, imamın kulağına eğilip şöyle dedi:
— Hocam, siz müftü beye dua edin. Ben o eşeği satarken içimden, “bu din zor iş ha” deyip namazı da bırakacaktım az kalsın!
Fıkradan Anladıklarımız
1. “Yarım hekim candan, yarım hoca dinden eder.” (Anadolu atasözü) Eksik ve yanlış bilgi insanı doğru yoldan uzaklaştırabilir.
2. “Kulaktan dolma söz aklı yorar.” (Karadeniz halk sözü) Duyulan her bilgi sorgulanmadan kabul edilmemelidir.
3. “Sözün önü ardı dinlenmeden hüküm verilmez.” (Anadolu hikmet sözü) Bir cümleyi bağlamından koparmak yanlış sonuçlar doğurur.
4. “Eksik bilgi yük olur.” (hikmet sözü) Yanlış anlaşılan bilgi hayatı kolaylaştırmak yerine zorlaştırır.
5. “Duyduğunu değil, doğrusunu ara.” (Türk-İslam nasihat sözü) Özellikle dinî konularda güvenilir kaynağa başvurmak gerekir.
6. “Her söz yerinde anlaşılır.” (Anadolu atasözü) Bilginin anlamı bağlamıyla birlikte kavranmalıdır.
7. “Hurafe kolay yayılır.” (halk sözü) Sosyal çevrede yanlış bilgiler hızla normalleşebilir.
8. “Bilmeden yapılan iş çile olur.” (Doğu Anadolu halk sözü) Anlaşılmadan sürdürülen ibadet insana eziyet gibi gelebilir.
9. “Sorulan soru yarı ilimdir.” (İslam hikmet geleneği) Doğrusunu öğrenmek için soru sormaktan çekinmemek gerekir.
10. “Bağlamı kopan söz baş ağrıtır.” (modern hikmet sözü) Cümlelerin tamamı anlaşılmadan çıkarım yapmak tehlikelidir.
11. “Gülerek anlatılan ders kalıcı olur.” (Karadeniz halk sözü) Mizah, toplumsal yanlışları öğretici bir dille görünür kılar.
12. “Din zorluk değil kolaylıktır.” (İslami hikmet sözü) İnanç insanı yormak için değil doğruya yöneltmek için vardır.
13. “Yanlış söz doğru işi bozar.” (Anadolu atasözü) Hatalı yorumlar iyi niyetli davranışları bile anlamsızlaştırabilir.
14. “Akıl süzgeci olmayan her söze kanar.” (hikmet sözü) İnsan duyduğu bilgiyi kendi muhakemesiyle tartmalıdır.
15. “İşin aslını bilmeyen zahmet çeker.” (Anadolu halk sözü) Konunun özünü kavramamak gereksiz sıkıntılara yol açar.
16. “Soran öğrenir, susan sürünür.” (taşra halk sözü) Yanlış bilgi karşısında soru sormak kurtarıcıdır.
17. “Din kulaktan değil, kaynaktan öğrenilir.” (Türk-İslam hikmet sözü) İnanç bilgisi güvenilir mercilerden alınmalıdır.
18. “Bir cümle bazen köyü ayağa kaldırır.” (Karadeniz mizah sözü) Küçük bir yanlış anlama büyük toplumsal davranışlara dönüşebilir.
19. “Gülünç olan çoğu zaman öğreticidir.” (hikmet sözü) Komik görünen olaylar derin dersler barındırabilir.
20. “Eksik duyulan söz, tam yanlışa götürür.” (Anadolu halk sözü) Bilginin sadece bir parçasını almak çoğu zaman hatalı sonuç verir.
Metin KOCA

“İlim bir hazinedir anahtarı sorup öğrenmektir “ buyurmuş peygamberimiz.İlim öğrenirken zor olsa da hayatı kolaylaştırır kolaylaştırmıyorsa tıpkı Hüseyin emmi’nin olayı gibi ya yanlış anlama vardır ya da yanlış bir aktarım vardır
Keyifle okudum bu faydalı yazıyı kaleminize sağlık teşekkürler