
109.Kazananlar, Kulağını Kapatandır
Hayat, çoğu zaman uçurumun kenarında durmak gibidir.
Önümüzde belirsizlikler, ardımızda alışkanlıklar ve konfor alanı…
Atlayıp atlamamak arasında gidip geliriz.
Bazılarımız, kendi iç sesini dinleyip cesaretle ileri adım atar.
Bazılarımız ise çevresinden gelen korku dolu seslere kulak verir ve yerinde sayar. Oysa yaşamın en büyük dönüm noktaları, korkunun sınırlarını umudun gücüyle aştığımız anlardır.
Kimi zaman bir şeyi başarmak için sadece azim ve kararlılık yetmez; küçük bir destek, beklenmedik bir itiş gerekir. Belki de o “itme“, bizi hayal bile edemeyeceğimiz yerlere taşır.
İçsel gücümüzü ortaya çıkaran şey bazen bir olay, bazen bir söz, bazen de istemeden gelen bir zorluktur. Aslında her biri, bizi hayata hazırlayan öğretmenlerdir.
Hayat; korku ve umut arasında gidip gelen bir salıncaktır. Korku, insanı hareketsiz bırakırken; umut, insana kanat takar. Bu ikisinin arasında denge kurabilen kişi, gerçekten yaşamayı öğrenir. Çünkü umutsuzluk bataklıktır, korku zincirdir; ama umut özgürlük ve harekettir.
Bir yolculuk başlar insanın içinde: Güvenmekle kuşkulanmak, cesaretle kaygı arasında. Ve bazen tüm bu içsel savaşların ortasında insan, sadece kalbinin sesini duymaya ihtiyaç duyar. O sesle yola çıkanların önünde ise hiçbir timsah, hiçbir duvar, hiçbir korku duramaz.
Aşağıda okuyacağınız fıkra, sadece mizah yönüyle değil; içerdiği derin anlamla da düşündürüyor. Umudun, cesaretin ve hedefe ulaşmak için bazen kulağımızı dış dünyaya kapatmamız gerektiğinin altını çiziyor. Hayat yolculuğunda hepimize ayna tutacak bir fıkraya hazır olun.
Zaman Odur ki
Karadeniz Ülkesinin şanlı padişahı Temel, bir gün kalkmış ve demiş ki:
— Ula bu ülkenin en cesur, en çevik, en korkusuz genci kimdir ha? Bir test edeyim da bulayrum!
Ve ilan edilmiş büyük yarışma. Nehir kenarında timsahlar geziyor, üstüne de bir duvar dikilmiş. Duvarın ucunda direk, direğin tepesinde de Karadeniz’i temsil eden… ne mi? Tabii ki hamsi armalı bir bayrak!
Slogan da hazır:
“Tehlikeyi göze almayan, kızı alamaz!” ( Ödül: direkteki bayrağı alana bir küp altın, o bayrağı nehrin karşısına geçirene de padişah kızını ve bilimum hediyeler verilecektir. )
Padişah sözü bu, yazın kenara.
Herkes toplanmış nehir kenarına.
Panayır gibi; pamuk şekeri, mısır, horon. Ama duvarın yüksekliğini ve timsahları görünce gençlerin gözleri büyümüş. Yarışmaya katılacakken “Ben bi’ düşüneyim” diyenler, sonra “annem çağırıyor” bahanesiyle kaçanlar…
Etraftaki insanların yarışma için gelen gençlere söylemleri:
–Vazgeçin, hiçbir şey canınızdan önemli değil….
-Geri dönün. Başaramazsınız….
-Çok tehlikeli….
-Hiçbir şey sizden önemli değil….
-Ölürsünüz…gençliğiniz var. Bırakııın…..
İllez adında, Anadolu’dan gelen sessiz bir delikanlı var. ( Kulakları duymuyor) Küçükken hep itilmiş kakılmış, ama umut dolu biri. Sahneye öyle bir çıkıyor ki, millet daha ne olduğunu anlamadan zıplamış duvara. Direğe tırmanmış, bayrağı kapmış!
Derken… kendini nehirde bulmuş !
Millet çığlık çığlığa:
— Ulaaa deli bu!
— Timsah var ordaaaa!
— Ölecek bu çocukkk!
— Ulaaa bu ne yapıyor yahu?
– -Yazık oldu çocuğa….
Ama İllez yüzüyor. Hem de timsahları sollaya sollaya!
Karşı kıyıya ulaşınca bir alkış tufanı! Millet mest olmuş. Padişah da şaşkın. Kendi kendine mırıldanmış:
— Yani cesaret var, hız var, umut var… E bi de bayrağı getirdi… Kız da bizim değil mi zaten?
Padişah kollarını açmış, delikanlıyı tebrik etmek için sarılmış. Ama İllez konuşamıyor, nefes nefese ve sinirli. Gözleri kıpkırmızı, dudaklar titriyor…
Temel sormuş:
— Ula delikanlı, tebrik ederim! altınlar iste, ödül iste benden. , dilekler söyle, kız da senin, makam mevki de. benden farklı bir isteğin var mı?
İllez derin bir nefes almış, gürlemiş:
— Hiçbir şey istemiyrum… Beni nehre kim ittiyse, onu bulun!
Fıkradan Anladıklarımız
1. “Korkak bezirgân ne kâr eder ne zarar.” (Anadolu atasözü) Sürekli korkuyla hareket eden kişi çoğu zaman yerinde sayar.
2. “Cesaret olmadan murada eren olmaz.” (Karadeniz halk sözü) Büyük hedeflere ulaşmak için risk almak gerekir.
3. “Kulak her sözü dinlerse ayak yola varmaz.” (Doğu Anadolu halk sözü) Çevrenin olumsuz sesleri insanı hedefinden uzaklaştırabilir.
4. “Yiğit düştüğü yerden kalkar.” (Türk atasözü) Zorluklar insanı yıldırmak yerine güçlendirebilir.
5. “Korkunun ecele faydası yok.” (Anadolu atasözü) Sürekli kaygı içinde yaşamak sonucu değiştirmez.
6. “Umut fakirin ekmeğidir.” (Anadolu halk sözü) İnsan en zor anda bile umuduyla ayakta kalır.
7. “İtilen taş hız kazanır.” (hikmet sözü) Bazen dışarıdan gelen beklenmedik bir etki başarıyı başlatır.
8. “Suyu geçmeden timsahtan korkulmaz.” (yöresel hikmet sözü) Engellerle yüzleşmeden onları aşmak mümkün değildir.
9. “Atılmayan adım menzile varmaz.” (hikmet sözü) Başarının ilk şartı harekete geçmektir.
10. “Kulağını kalabalığa değil vicdanına ver.” (modern hikmet sözü) İnsan bazen kendi iç sesini dinleyerek ilerler.
11. “Yiğidin bahtı denemede belli olur.” (Anadolu halk sözü) İnsan gerçek gücünü zor zamanlarda tanır.
12. “Duvar yüksekse niyet daha yüksek olmalı.” (yeni hikmet sözü) Büyük engeller daha büyük kararlılık ister.
13. “Boğulmadan yüzme öğrenilmez.” (Karadeniz halk sözü) İnsan çoğu zaman tehlikenin içinde güçlenir.
14. “Ödül yolun sonunda görünür.” (hikmet sözü) Çaba göstermeden sonuç beklenmez.
15. “Engel, azmin aynasıdır.” (hikmet sözü) Zorluklar insanın karakterini ortaya çıkarır.
16. “Kısmet cesurun kapısını çalar.” (Türk halk sözü) Fırsatlar çoğu zaman harekete geçenlere gelir.
17. “Sınır, denemeyenin gözündedir.” (modern hikmet sözü) İnsan çoğu zaman kendi sınırlarını zihninde oluşturur.
18. “Her korku geçilecek bir köprüdür.” (hikmet sözü) Kaygılar ancak yüzleşildiğinde aşılır.
19. “Kazanan çoğu zaman ilk adımı atandır.” (hikmet sözü) Başarı çoğu zaman başlangıç cesaretinde gizlidir.
20. “Bazen kader insanı iter.” (tasavvufi hikmet sözü) Hayattaki bazı dönüm noktaları istemeden gelen olaylarla başlar.
Metin KOCA