
111.Biz Böyle Hatırlarız Hocam!
İnsanoğlu yeryüzüne düştüğü günden beri kendini tanımaya çalışır. Kimisi aynada bulur cevabını, kimisi sosyal medyada… Kimisi de “Ben neyim?” diye soracağına, “Ben en iyiyim” diyerek tüm soruları susturur.
Günümüz modern dünyasında bir salgın var: Adı “benlik virüsü.”
Bu virüs, başkasını dinlemeyi bozar, empatiyi öldürür, “bana göre” cümlesini kutsal metin sanır. Kendini dünyanın merkezi sananlar, başkasının yörüngesinde dönmeyi aşağılık kompleksi zanneder.
“Benim zevkim, benim doğrum, benim doğrularımla yaşarsan seni severim” diyen, aslında kendi küçücük dünyasını Tanrı’nın evreni gibi pazarlayan bir bencillik çağındayız.
Ama insan tek başına değildir; ne yaratılışta, ne hayatta, ne de mezarda.
Adem yalnızken bile yanında Havva’yla tamamlandı. Tatlıyı bilmek için acıyı, doğruyu seçmek için yanlışı tanımak gerekir. Siyahın varlığı, beyazın güzelliğini gösterir.
O halde neden bu kadar “tek başıma her şeyi bilirim”cilik?
Benlik şiştikçe, toplumsal bağlar inceliyor.
Birinin çayı nasıl içtiğine bile tahammülümüz yok. “Limonlu içmiş, kendine gelmesi lazım” diye dedikodu yapıyoruz.
Hediyeyi bile “ben beğeniyorsam güzel” diye veriyoruz. Oysa hediye, karşındakini anlamaktır; kendini ispat değil.
Bazen en pahalı hediye, en anlamsız olandır; bazen bir fıkra, bir bakış, bir “geçmiş olsun” en unutulmaz armağandır.
Ama bunu anlatmak kolay değil. Hele ki kültürel farklar devreye girince…
Bir Amerikalıya “unutulmaz olalım” dersen, sana Starbucks kupası verir.
Bir Karadenizli unutulmaz olmak isterse…
Sana bir çeyrek altınla ömürlük bir acı bırakır.
Ve sen o hediyeyi… oturdukça hatırlarsın!
Toplumsal dayanışmayı, bireysel bencilliğe tercih eden Karadenizli kardeşlerimizin ben değil, biz diyerek verdikleri hediye öyle bir hediyedir ki…
Bedeni küçültür, ama hatırayı büyütür!
Şimdi gelin, “ben”leri biraz susturalım, “biz”le gülelim.
Çünkü bazen bir toplumun en büyük felsefesi, bir sünnet hikâyesinde gizlidir…
Zaman odur ki
Zamanın birinde Karadeniz’de işler ciddiye binmişti. Memleketin hali malum: psikolojik bunalımlar, toplumsal çürümeler, entel dertler, bireysel çözümler…
Bunlara çare olsun diye Karadenizliler, o sene hamsi yememeye karar verdiler. Birikimle ne yapılır? Tabii ki konferans! Hem de Amerikanyalı bir bilim adamını getirtip “topluma nasıl çeki düzen veririz” diye dinlemek şart olmuştu.
Amerikanyalı profesör bir hafta önceden geldi.
Hem yöreyi tanıyayım dedi, hem tatilimi yapayım.
Kemençe duyunca kalp atışı hızlandı, mısır ekmeğine aşık oldu, üç gün sisin içinde yönünü kaybetti ama yine de memnun kaldı.
Konferans günü geldi çattı. Salonda iğne atsan yere düşmez.
Profesör sahneye çıktı, konuştu da konuştu:
– “Toplumun iyileşmesi için bireyin ruh sağlığı önemlidir. Bencillikten arınmak gerekir…”
Sanki Temel’in kaynanasını anlatıyor! Herkes mest oldu.
Konferans sonunda alkışlar, fotoğraflar, selfieler…
Ama iş burada bitmedi.
Profesörün gidişi yaklaşırken, Karadenizlilerin aklına bir soru düştü:
“Bu adama ne hediye verelim ki, bizi unutmasın?”
Toplantı üstüne toplantı yapıldı.
– Kullanışlı olacak…
– Her gün bizi hatırlatacak…
– Biraz acı, biraz tatlı olacak…
– Medeniyeti göreni bile şaşırtacak…
Ama karar çıkmadı. Ta ki Temel, Başkan İdris’in kulağına bir şey fısıldayana kadar…
Sonrası mı?
Olaylar öyle bir gelişti ki…
Profesör acilen hastaneye kaldırıldı!
Binlerce kişi hastane önünde: “Geçmiş olsun profesör! Her şey sizi unutmamak içindi!”
Başkan, Temel ve heyet hastaneye girdiler.
Odada yatmakta olan şaşkın, hafif morarmış profesöre yaklaştılar.
Başkan, cebinden çıkardığı çeyrek altını profesörün yakasına iliştirdi ve dedi ki:
— “Geçmiş olsun… Sünnetiniz hayırlı olsun! İnşallah bizleri unutmazsınız…”
Fıkradan Anladıklarımız
1. “Gönül alma, altın almadan yeğdir.” (Giresun yöresi atasözü) İnsan ilişkilerinde asıl değer maddi armağanda değil, karşı tarafın gönlünü anlamaktadır.
2. “Kişi kendinden bilir işi.” (Türk atasözü, az kullanılan bağlamıyla) İnsan çoğu zaman hediyeyi kendi beğenisine göre değil, karşıdakinin ihtiyacına göre seçmelidir.
3. “El eli yıkar, el de yüzü.” (Rumeli Türkleri atasözü) Toplum, bireysel benlik yerine karşılıklı dayanışmayla güçlenir.
4. “Tatlı söz can azığıdır.” (Trabzon yöresi sözü) Bazen en kalıcı hediye maddi değil, gönülden söylenen bir sözdür.
5. “Kendi ölçünle biçtiğin elbiseyi herkes giymez.” (Erzurum halk sözü) Her insanın zevki, kültürü ve beklentisi farklıdır.
6. “Aşırı iyilik yük olur.” (Kastamonu yöresi sözü) İyi niyet ölçüsüz olduğunda fayda yerine zarar doğurabilir.
7. “Gönül istemezse altın da yük gelir.” (Azerbaycan atasözü) Hediyenin değeri maddesinde değil, duygusal karşılığındadır.
8. “Her millet kendi suyunda akar.” (Rumeli halk sözü) Kültürel farkları anlamadan yapılan davranışlar yanlış anlaşılabilir.
9. “Söz yarası bıçak yarasından derindir.” (Türkmen atasözü) Empati eksikliği, fiziksel değil duygusal izler bırakır.
10. “Birlik çorbası tek kaşıkla içilmez.” (Karadeniz yöresi sözü) Toplumsal meseleler ortak akıl ve dayanışma gerektirir.
11. “Gönülsüz armağan gölge vermez.” (Ordu yöresi halk sözü) Hediyenin anlamı, karşı tarafın duygusunu dikkate almakla oluşur.
12. “Her akıl kendi başına yetmez.” (Türkistan hikmet sözü) Bencillik yerine ortak düşünce toplumu iyileştirir.
13. “Kişi kendine ne isterse başkasına da onu ister.” (İslam hikmet geleneği) Empatinin temeli kendini karşıdakinin yerine koyabilmektir.
14. “Çok veren değil, yerinde veren makbuldür.” (Samsun yöresi sözü) Armağanın değeri miktarında değil uygunluğundadır.
15. “Hatıra gönülde büyür.” (Karadeniz halk sözü) İnsanlar çoğu zaman nesneyi değil, hissettirdiği duyguyu hatırlar.
16. “Bizsiz ben, köksüz ağaçtır.” (modern halk sözü, yöresel kullanımlı) Aşırı bireysellik toplumsal bağı zayıflatır.
17. “İyi niyet akılla birleşmezse zarar doğurur.” (hikmet sözü) Her iyi amaç doğru sonuç üretmeyebilir.
18. “Aynı su her değirmene dönmez.” (Amasya yöresi sözü) Her kültüre aynı yaklaşım uygulanamaz.
19. “Gülüş paylaşılınca çoğalır.” (Karadeniz halk sözü) Mizah toplumsal birlik duygusunu güçlendirir.
20. “Biz olanın yükü hafif olur.” (Türk dünyası halk sözü) Toplumlar bireysel egodan değil ortak bilinçten güç alır.
Metin KOCA