
151.İyilik Yapmasaydın, Aynen Böyle Islanırdım
Bir garip çağdayız… İnsanlar iyilik yaparken yalnızca kalbini değil, kamerasını da çalıştırıyor. Bir garibana yemek verirken bir yandan da “açlıkla savaş” etiketiyle canlı yayına geçiyor. Hayır hasenat, sosyal medya gönderisine dönmüş; yardımseverlik ‘yardım görünürlüğü’ne dönüşmüş.
Geleneksel değerlerimizde “sağ elin verdiğini sol el bilmesin” diye bir ölçü vardır. Bu ölçü aslında sadece gizliliğe değil, tevazuya, gösterişsizliğe ve samimiyete yapılan bir vurgudur. Ama biz bu sözü “sağ elin verdiğini sol el görmesin ama sağ el de story atsın” şeklinde yanlış yorumlamışız anlaşılan. Sanki iyilik yaparken değil, bir markayı tanıtırken konuşuyoruz.
İnsan birine yardım etti mi bunu illa herkesin bilmesini istiyor. Sosyal medyada paylaşmazsa içi rahat etmiyor. Ve ne yazık ki bu gösterişli iyilikler çoğu zaman muhtaç olanı değil, sadece iyilik yapanın egosunu doyuruyor. Hâlbuki en kıymetli iyilik, ne alıcının mahcup olduğu ne de vericinin kendini kahraman zannettiği iyiliktir.
Bu durum sadece hayır işlerinde değil, dostluklarda da kendini gösteriyor. Kimisi arkadaşına çay ısmarlasa, onunla yıllar sonra kavga ettiğinde “o çayları da unuttun ha!” diyecek kıvama geliyor. Yardım etmek, bir nevi ip bağlamak, sonra da o ipten tutup insanı çekiştirmek gibi.
Ama dostlukta, yardımda, sevgide ve sadakada reklam olmaz. Olsa da kıymeti olmaz. İşte bu fıkra da bize tam olarak bu meseleyi oldukça mizahi bir şekilde anlatıyor…
Zaman odur ki
Ali ve Veli iki iyi arkadaştı. Ali biraz “ağzı olan söyler, eli olan paylaşır” felsefesindeydi ama bu paylaşım Instagram story’leriyle sınırlıydı. Yaptığı her iyiliği kayıt altına alır, sonra da ‘hatırlatma’ olarak döner döner anlatırdı.
Bir gün fakir bir çocuğa ayakkabı aldı. Çocuk tam teşekkür edecekti ki, Ali hemen lafa girdi:
— Dur hele! Ayakkabının yanına geç, ışık arkandan gelsin… Aferin, şimdi ‘yardım ederken yakalandım’ pozu ver. Harika, şimdi de bana şöyle “iyilik meleği” gibi bak. Süper!
Tabii çocuk yırtık ayakkabıdan iyisine geçti ama ruhu o gün biraz yırtıldı…
Ali, o günden sonra çocuğu her gördüğünde “Ayakkabılar duruyor mu?” diye soruyor, sonra da “Bak iyi bak, böyle adam kalmadı” diyerek kendine saygı duruşunda bulunuyordu.
Veli ise Ali’ye hep şöyle derdi:
— Yahu Ali, sen yardım mı yapıyorsun, belgesel mi çekiyorsun belli değil. Bırak şu şovları.
Ama Ali değişmedi. Derken bir gün sabah işe giderken bardaktan boşanırcasına yağmur başladı. Ali yanında her zamanki gibi gösterişli şemsiyesiyle belirdi. Renkli, büyük ve üzerinde “İYİLİK YAPTIM” yazılı…
Veli’nin ise şemsiyesi yoktu. Ali hemen ona sokuldu, koluna girdi:
— Görüyor musun bak, iyi ki şemsiye almışım. Ne kadar da öngörülüyüm! Hissederim ben böyle şeyleri. E, ne de olsa iyi dost, yağmurda belli olur.
Yirmi dakikalık yolda tam 9 kez “şemsiyeyi ben aldım”, 7 kez “sen de faydalanıyorsun”, 4 kez “iyilik önemli bir meziyettir” dedi. Veli ise sabırla dinledi.
Ama onuncu tekrarında Ali’nin “Ya Veli, düşün hele şemsiyeyi almasaydım, şimdi ne hâlde olurduk?” demesiyle Veli’nin bardakları taştı.
Aniden montuyla birlikte denize atladı! Denizden çıkarken sırılsıklam halde, Ali’nin gözlerine bakarak dedi ki:
— Valla Ali, iyilik yapmasaydın, aynen böyle ıslanırdım.
Fıkradan Anladıklarımız
- “İyilik suya atılır, balık bilmezse Hâlık bilir.” (Türk atasözü) Gerçek iyilik gizli yapılır.
- “Verdiğini başa kakma, alanı da ağlatma.” (Anadolu sözü) Yardım, onur kırmadan yapılmalıdır.
- “Elden çıkan mal değil, dilden çıkan söz yakar.” (Türk atasözü) İyiliği hatırlatmak kalbi incitir.
- “İyilik eden iz bırakmaz.” (Türk hikmet sözü) Gösterişsiz yardım en değerlisidir.
- “Alan el veren eli görmemeli.” (Yöresel söz) Yardımın gizlisi makbuldür.
- “Yardımın büyüğü sessiz olandır.” (Türk hikmet sözü) Gürültülü iyilik samimiyeti zedeler.
- “İyilikte ölçü, gönül incitmemektir.” (Anadolu sözü) Esas olan karşı tarafın duygusudur.
- “Veren el, alan eli küçük görmez.” (Türk halk sözü) Gerçek yardımda üstünlük yoktur.
- “Sözle büyüyen iyilik, özden küçülür.” (Türk hikmet sözü) Anlatıldıkça değeri azalır.
- “Bir iyilik bin dilde anlatılmaz.” (Yöresel söz) İyilik reklam konusu yapılmaz.
- “Gizli verilen, gönülde büyür.” (Türk hikmet sözü) Mahremiyet değeri artırır.
- “İyilik borç değildir.” (Türk halk sözü) Hatırlatılan yardım anlamını kaybeder.
- “İyilik gölge etmez, serinlik verir.” (Türk hikmet sözü) Yardım rahatlatmalı, ezmemelidir.
- “El uzatmak incitmeden olmalı.” (Anadolu sözü) Yardımın usulü en az kendisi kadar önemlidir.
- “Gönül kıran hayır, hayır değildir.” (Türk atasözü) İyilik, kalp kırıyorsa değersizdir.
- “İyilik gösterişe girerse bereketi kaçar.” (Türk hikmet sözü) Samimiyet kaybolur.
- “Paylaşmak büyütür, övünmek küçültür.” (Yöresel söz) Ego iyiliği gölgeler.
- “Dostluk hesap tutmaz.” (Türk halk sözü) Gerçek dostlukta iyilik hatırlatılmaz.
- “İyilik yük değil, zarafet ister.” (Türk hikmet sözü) Yardım incelikle yapılmalıdır.
- “Şemsiye tutan, yağmuru hatırlatmaz.” (Yöresel hikmet sözü) Gerçek destek sessiz olur.
Metin KOCA