
166.Ayırımcılık Yok! Herkes Yeşil!
İnsanlık tarihi boyunca bir türlü vazgeçemediğimiz alışkanlıklardan biridir ayrımcılık.
Yüz yıllar geçer, toplumlar gelişir, teknolojiler çağ atlar ama bu hastalık, şekil değiştirerek yaşamaya devam eder. Eskiden kabile çatışmalarıydı, sonra ırklar, dinler, diller oldu mesele.
Bugün ise biraz daha modernleşmiş görünüyor: Mahalleye göre insan beğeniyoruz, eğitime göre değer biçiyoruz, tuttuğu takımı ya da siyasi görüşüyle insanı etiketliyoruz. “Bizden olan” ve “öteki” ayrımı, sanki kalıtsal bir virüs gibi nesilden nesile aktarılıyor.
Oysa insan, yaratılmışların en şereflisi olarak doğar.
Ama ne acıdır ki çoğu zaman şerefini, başkasına üstünlük taslayarak arar…ve böylece gittikçe küçülür…
Kimi ten rengine takılır, kimi aksana… Kimi soyadına, doğduğu yere, giydiği kıyafete. Öyle ki, aynı amaca yürüyen insanlar bile birbiriyle yarışa girer: kim daha ‘haklı‘, kim daha ‘temiz‘, kim daha ‘bizden’.
Ayrımcılığın maskeleri değişir, ama özü aynı kalır.
Bazı insanlar bu gidişata karşı bir şeyler yapmak ister. İyi niyetle yola çıkarlar, güzel sözler söylerler. Ama eğer kalplerdeki ön yargılar değişmemişse, sadece kelimelerle yapılan eşitlik çağrıları havada kalır.
Tıpkı bizim Temel’in Amerika’da yaptığı gibi. Irkçılığı ortadan kaldırmak için herkesi “yeşil” ilan eder ama hemen ardından farkında bile olmadan çocukları ton farkına göre ayırır: açık yeşiller öne, koyu yeşiller arkaya…
İşte bu fıkra, sadece bir tebessüm ettirmek için değil; derin bir gerçeği yüzümüze vurmak için yazılmış gibidir.
Mizahın gücü de burada saklıdır zaten: Güldürürken düşündürmek.
Çünkü insanları etiketlerden, sıfatlardan, renkten, makamdan, mevkiden ayıran şey; aslında hiç kimseye görünmeyen ama Allah’ın en çok baktığı şeydir: kalbin rengi.
Ve kalplerin rengi, tabelalarla değil, adaletle boyanır.
Zaman Odur ki:
Amerika’ya yerleşen bizim Temel, sonunda bir okulda servis şoförü olur. Gel zaman git zaman, servisteki çocuklar arasında sürekli bir tartışma:
“Sen beyazsın!”, “Sen siyahtan bozmasın!”, “Senin dedenin kölesi bizim dedeye su taşıyordu!” gibi atışmalar…
Bir gün Temel direksiyonu yumruklar, aynadan tüm çocuklara döner ve bağırır:
-İnin aşağı. herkes iner, onlara ayrımcılığın kötülüklerini ve kardeş ve arkadaş olduklarını anlatır. en son şöyle tamamlar:
“Ula uşaklarum, yetti gayri! Burda beyaz yok, siyah yok! Herkes yeşil! Bundan sonra hepiniz yeşilsiniz. Anlaşıldı mı?”
Çocuklar bir an susar…
Ardından başlarlar otobüse binmeye.
O sırada Temel’in ağzından istemsiz bir cümle dökülür:
“Açık yeşiller öne, koyu yeşiller arkaya!”
Tüm otobüs susar.
Temel kafasını ön cama yaslar ve içinden geçirir:
“Ula biz bu işi beceremeyruk galiba…”
Fıkradan Anladıklarımız
- “İnsan insanın kurdudur.” (Evrensel özdeyiş) — Ayrımcılık çoğu zaman insanın kendi hemcinsine karşı kurduğu görünmez duvardır.
- “Renkten değil, yürekten sor.” (Anadolu sözü) — İnsanları dış görünüşle değil, karakterle değerlendirmek gerekir.
- “Aynı suya düşen balık renk sormaz.” (Yöresel Karadeniz sözü) — Ortak kader yaşayanlar arasında ayrım anlamsızdır.
- “Gönül bir olunca dağlar yol olur.” (Türk atasözü) — Toplumsal birlik, farklılıkların aşılmasıyla mümkündür.
- “Söz başka, öz başka.” (Türk atasözü) — Eşitlik söylemi davranışla desteklenmezse samimi değildir.
- “Dışı seni, içi beni yakar.” (Türk atasözü) — Görünen değişiklikler iç dünyadaki önyargıyı gizleyebilir.
- “İnsanlık bir renktir, tonu yoktur.” (Modern Anadolu sözü) — İnsan değeri ten, köken ya da görünüşle ölçülemez.
- “Bir elin nesi var, iki elin sesi var.” (Türk atasözü) — Toplumsal huzur ancak birlikte yaşam kültürüyle sağlanır.
- “Kalp kırmak, Kâbe yıkmak gibidir.” (Tasavvuf geleneği) — İnsanları küçümsemek ve ayırmak büyük bir manevi zarardır.
- “Ayrı düşenler zayıf düşer.” (Türkmen sözü) — Bölünmüş toplumlar güç kaybeder.
- “İnsan insana aynadır.” (Türk-İslam irfan geleneği) — Başkasında gördüğümüz ayrımcılık bazen kendi içimizdeki önyargının yansımasıdır.
- “Kardeş kardeşe küser, kapı bir kalır.” (Türk atasözü) — Farklılıklar ilişkileri koparmamalıdır.
- “Dil susar, davranış konuşur.” (Anadolu sözü) — İnsanların gerçek düşüncesi sözlerinden çok davranışlarında görünür.
- “Söz ile değirmen dönmez.” (Türk atasözü) — Yalnızca sloganlar toplumsal sorunları çözmez.
- “Birlikten kuvvet doğar.” (Türk atasözü) — Toplumsal barışın temeli eşitlik ve adalettir.
- “Her başın altında ayrı fikir, her kalpte aynı ihtiyaç vardır.” (Yöresel söz) — İnsanların farklılıkları doğal, ihtiyaçları ortaktır.
- “Kötü bakarsan kusur, iyi bakarsan insan görürsün.” (Karadeniz yöresi) — Önyargı bakışı bozar.
- “İnsanlıkta üstünlük takvadadır.” (Kur’an meali, Hucurât 13) — Üstünlük renk, soy veya makamla değil ahlakla ölçülür.
- “Çatıyı boya ile değil, direkle sağlamlaştır.” (Anadolu sözü) — Sorunların çözümü görüntü değişiminde değil, zihniyet değişimindedir.
- “Önce aynaya bak, sonra dünyayı düzelt.” (Modern özdeyiş) — Ayrımcılıkla mücadele kişinin kendi iç dünyasından başlar.
Metin KOCA