
165.Cahillik Bilgeliği Yendi! Eşek!
Fıkralar, bize hayatın içindeki yanlışları gülümseterek anlatan yazım türleridir. Böyle olunca, fıkralar, birçok alanda ve konuda, anlatmak istediğimizi kibarca anlatır muhatabımıza. Onun için fıkralar, sadece gülmek ve gülümsemek için değildir. Mutlaka arka planı olup, anlatmak istediği ince bir fikir veya duygu vardır. Böyle de olsa, insanın doğruyu görme yönü kapalıysa, aklı tutulmuşsa veya bilmiyorsa ona hiçbir şey fayda vermez. Duyduğuna da güler geçer.
Zaman odur ki;
İlim aşkıyla köyden şehre gidip, en iyi medresede tahsilini yapan delikanlı, mezun olunca köy köy dolanır. İmamlık yapmak için. ( Eskiden öyleydi. İmamlar kendisi iş bulur veya köylüler cami ve mekteplerine kendileri görevli bulurdu. Bütün giderlerini karşılarlardı. Böyle olunca o görevli köy için çok faydalı olabiliyordu. Merkezden atanıp, merkezin emir ve direktiflerini anlatan kişiler değillerdi. Eğer kişi iyi yetişmişse, dinin bütün doğrularını anlatabiliyordu. Padişah da olsa hatalarını söyleyebiliyordu. Çünkü ücretini halk karşılıyordu. ) Köy köy dolanan, görev ve hizmet aşkıyla yanan bu Genç, Cuma günü, yeni geldiği köyde, namaz için, camiye gider.
Gider gitmesine ama, cami imamının Nas Suresi’ni yanlış anlattığını görür. Hemen ayağa kalkar:
– Değerli cemaat!
Ben medrese mezunuyum. Nas suresin de Allah, İnsanların ve cinlerin şerrinden Allaha sığınırım der. Böyle dua edin der. Ancak hocamız ‘’insanların ve cinslerin şerrinden Allaha sığınırım ”diye anlatıyor. Cins ne demek….daha çok şeyler anlatır Genç.
Cemaat arasında bir homurtu, hoşnutsuzluk başlar. Yirmi yıllık hocaları yanlış mı anlatıyor! Yoksa bu ”yeni yetme”, kim olduğu belli olmayan Genç mi yalan konuşuyor gibi sorular ve konuşmalar etrafı sarar.
Namaz kılınır. Ortalığın daha fazla karışmaması için, fitne ve fesadın oluşmaması için, doğru ve yanlışı belirlemek için, sınav yapılmasına karar verilir.
Köylü eğitim olarak cahildir. Okuma yazma yok. Köyün hocasının da yok. Ve bir soru sorulacaktır. Sınav için. İki hocaya kağıt kalem verilir ve ”eşek” yazmaları istenir.
Süre biter ve kağıtlar kaldırılır.
Köyün hocası okuma yazma bilmediği için, kağıda eşek resmi yapmıştır. Medreseli de Arapça ve Türkçe eşek yazmıştır. Durumu gören köylülerin yüzlerinde bir gülümsemeyle karar verir:
Köyümüzün hocasının dediği doğrudur. Çünkü onun ki eşeğe benzer. Medreseli olduğunu söyleyenin yaptığı eşeğe benzemez….
Köylü ve Hoca, büyük bir fitnenin engellendiği için memnun olmuş ve medreseliyi oradan kovmuşlardır.
Fıkradan Anladığımız:
- “Altının kıymetini sarraf bilir.” (Türk atasözü) — Gerçek bilgi ve değeri, ancak onu anlayacak ehil kişiler takdir edebilir.
- “Cahil cesur olur.” (Türk atasözü) — Bilgisizlik çoğu zaman kişiyi yanlışta ısrarcı hâle getirir.
- “Bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıptır.” (Türk atasözü) — Asıl sorun bilgisizlik değil, bilgiye kapalı olmaktır.
- “Kör, kendi karanlığını gündüz sanır.” (Anadolu sözü) — İnsan bazen kendi eksikliğini gerçek zanneder.
- “Her doğru her yerde söylenmez.” (Türk atasözü) — Hakikatin etkili olması için zaman ve zemin önemlidir.
- “Akıl akıldan üstündür.” (Türk atasözü) — İnsan, farklı bilgi ve görüşlere açık olmalıdır.
- “Cehalet en ağır yüktür.” (Türk-İslam irfan geleneği) — Bilgisizlik, hem bireye hem topluma zarar verir.
- “Söz anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az.” (Türk atasözü) — Anlayış kapasitesi yoksa en doğru söz bile karşılık bulmaz.
- “Körle yatan şaşı kalkar.” (Türk atasözü) — Yanlış çevre ve yanlış rehberlik insanı hakikatten uzaklaştırır.
- “Her sakal sahibini âlim sanma.” (Anadolu sözü) — Görünüş bilgi ve ehliyet göstergesi değildir.
- “Cahil dostun olacağına âlim düşmanın olsun.” (Türk atasözü) — Bilgili kişinin eleştirisi, bilgisizin desteğinden değerlidir.
- “Taş yerinde ağırdır.” (Türk atasözü) — Bilgi, doğru yerde ve doğru kişide anlam kazanır.
- “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir.” (Yunus Emre sözü) — Bilgelik sadece bilgi değil, onu doğru kullanabilmektir.
- “Boş teneke çok ses çıkarır.” (Türk atasözü) — Bilgisiz kişiler çoğu zaman daha fazla iddia sahibidir.
- “Kılavuzu karga olanın burnu pislikten çıkmaz.” (Türk atasözü) — Yanlış rehberlik toplumu yanlışa sürükler.
- “Cahilin yanında kitap susar.” (Yöresel Anadolu sözü) — Anlamaya niyet olmayan yerde bilgi etkisiz kalır.
- “Doğru söz dokuz köyden kovulur.” (Türk atasözü) — Hakikati söyleyen kişi çoğu zaman dışlanabilir.
- “Anlamayana söz ağır gelir.” (Karadeniz yöresi) — Gerçekler, hazır olmayan zihne yük gibi gelir.
- “Bilgi kapısı tevazuyla açılır.” (Tasavvuf geleneği) — Öğrenmenin ilk şartı kibri bırakmaktır.
- “Eşeği boyamakla at olmaz.” (Anadolu sözü) — Görünüşe aldanmak hakikati değiştirmez.
Metin KOCA