81.Emekçiyiz Güldürmezler, Bayram Derler Götürmezler!”

81.Emekçiyiz Güldürmezler, Bayram Derler Götürmezler!”

 

1 Mayıs Nedir?

1 Mayıs, tüm dünyada “Emek ve Dayanışma Günü” veya “İşçi Bayramı” olarak kutlanan uluslararası bir gündür. İşçilerin hak, adalet, eşit ücret, insanca çalışma koşulları taleplerini dile getirdiği bir semboldür.

1886 yılında Amerika’nın Chicago kentinde işçiler, günde 8 saatlik çalışma süresi talebiyle greve çıktı.

Olaylar yaşandı; çatışmalar oldu, işçiler öldü.  Bu olaydan sonra, 1 Mayıs işçi mücadelesinin sembol günü ilan edildi.

Türkiye’de ise ilk kez 1923’te kutlandı. 2009’dan itibaren resmî tatil olarak kabul edilmiştir.

Hem bir kutlama, hem de bir hak arayışı günüdür.

Ama bu “kutlamada”, bazı yerlerde, mikrofonlar vekillere, yük işçilere, alkışlar patronlara giderken; asıl kahraman olan emekçi sadece “umutla” yetinir.

Tarih sahnesinde emekçinin  alnı hep terliydi

Lakin ne zaman işçinin alnındaki ter damlasa, birileri cebine damladı işte o zaman o tere  1 Mayıs dediler…

İşçinin bayramı dediler… Ama işçi ne gülebildi, ne gezebildi, ne de bir kurban haricinde  et koyabildi sofrasına.

Ne zaman nerede ön plana çıksa ‘’işçisin sen, işçi kal ‘’ dediler.

Bayram dedikleri gün bile , mikrofonlar,  vaat sahiplerinin elindeydi

Peki soralım: Gerçekten bayram mı bu?

Zaman Odur ki

Bir gün Karadeniz’in dik yamaçlı köylerinden birinde, Temel sabah erkenden kalkmış, eline kazmasını almış, kapıda oturmuş bekliyor. Tarlaya gitmiyor. Anası Fadime sorar:

— Ula Temel, hayırdır? İşe mi gitcen, bayram mı kutlicen?

Temel başını sallar:

— Ana, işe gitmiyrum. Bugün 1 Mayıs. Emekçinin bayramıymış. Ver ellerini öpeyum!

Fadime şaşırır:

— Ula oğlum, sen dün de çalışmadın, ondan evvelki gün de. Sen zaten işsizdin, ne bayramı bu?

Temel diklenir:

— Olsun ana! Ruhum çalışıyo benim!

Stresle, kaygıyla, borç korkusuyla sabaha kadar mesai yapayrum. Üstüne de kredi kartı limitimle nöbet tutayrum! Uşaklar şehirde nasıl geçinecekler ana!

Fadime anlamamış gibi bakar:

— Ee bayramsa kutlayalım o zaman. Oyun havaları nerede. Bırak kazmayı. Giy bayramlığını. Mezar başlarına gidelim. Akrabaları ziyaret edelim…..

Temel iç çeker:

— Bayram değil ana, aldatmaca! Bizi güldürürler mi hiç. Bayram dedikleri; işçinin sırtına bindirilen yükün, “sırtın ne güçlüymüş” denilerek alkışlanması….

Bu kadar sıkıntıyı nasıl çekiyoruz, kendimize hayret ve akılsızlığımıza gülme günü…

Sonra Temel köy meydanına iner. Bir grup köylü, ellerinde pankartlar:

“YAŞASIN 1 MAYIS!”

İşçi Sınıfı Değil, İşçi Sıfırıyım!”

‘’ Alın terinin sesi, susmayan bir taleptir’’

“Çalışıyoruz, Yatıyoruz, Yine Eksi Bakiye!”

“Az Maaşla Çok Mutluluk Yalanını Yerim… Ama Üstüne Tatlı İsterim!”

“8 Saat Çalış, 8 Saat Dinlen, 8 Saat ‘Nerede Hata Yaptım’ Diye Düşün!” 🤯

“Zamlar Düşsün, Biz Kalkalım!”

Ben Mesaiye Değil, Emeğe Aşığım!”

“Kıdem Var, Kıymet Yok!”

“Patron Cennetlik… Çünkü Bu Dünyada Yaşamamış!”

Temel de yaklaşır, o da eline bir pankart alır, ama ters tutar. Üstünde ne yazdığı görünmez.

Yanına Dursun gelir:

— Temel, pankartı ters tuttun, ne yazayı?

Temel cevap verir:

— “BİZİM HAKKIMIZ SİZE BATMIŞ!” yazaydı, ama ben zaten batık durumdayım, pankart da ruh halimi yansıtıyor!

Bu sırada köye gelen bir vekil ve diğer zatlar için kürsü kurulur. Vekil Mikrofonu eline alır:

— Sevgili emekçiler! Bugün sizin bayramınız! Siz bu ülkenin alın terisiniz. Emek kutsaldır! Alın teriniz bizim için şereftir! Sizi çok seviyoruz!…..

Temel fısıldar:

— Ula bu bizi geçen seçimde de seviyordu, sonra hep meşgul oldu arkasından da unuttu.

Dursun güler:

— Aşk acısı gibi oldu lan bu. Sanki sevgilini hatırladı! Seçimden sonra aramadı, sormadı!

Vekil devam eder:

— Maaşlar artacak, enflasyon düşecek, siz daha iyi yaşayacaksınız!

O sırada Temel elini kaldırır:

— Sayın vekilim, bizim köyün yolları bozuk, suyumuz da yok. Alt yapı sistemimiz de.

Vekil yanıtlar:

— O konuları yıllardır araştırıyoruz. Bu sorunları sadece biz çözeriz. Rahat olun Temel Bey.

Temel yine sorar:

— Peki kira yardımı?

Vekil cevaplar:

— O konuda da çalışılıyor Temel Bey.

Efendim emekli ve çalışanların ücretleri düşük. Bayramlarda gülemiyoruz, güldüremiyoruz.

  • O konuda da çalışmalarımız var. Bayram sayısını azaltarak cebinize katkı sunmayı hedefliyoruz!

Temel son kez sorar:

— O zaman  Bayram dediğiniz şey, sadece boş vaat dinlediğimiz gün müdür?

Meydan sessizleşir. Herkes Temel’e bakar. Temel derin bir nefes alır ve son sözünü söyler:

— Ula Vekilim!  İşçi bayramı dedikleri şey aslında öyle bir gün ki… İşçiye tatil, ama patrona reklam, vekile mikrofon, polise görev, işsize umut, bankaya taksit günüdür deseniz daha iyi olmaz mı…

Ve sonra pankartını yere bırakır:

— Ben en iyisi eve gideyim, bari turşu kavurmasını ısıtıp yiyeyim. Bayrammış, evde turşu varsa iyi yoksa o bayram değildir!

Fıkradan Anladıklarımız

  1. Terin buharı görünmez, yükü görünür. (Karadeniz halk sözü) Emekçinin çektiği sıkıntı çoğu zaman dışarıdan fark edilmez ama hayatının her alanına çöker.
  2. Boş ambar umutla dolmaz. (Anadolu köy deyişi) Söylem çok olsa da sofraya yansımayan refah, toplumsal tatminsizlik doğurur.
  3. Aç insanın bayramı tencerededir. (Rumeli Türkleri halk sözü) Gerçek mutluluk, temel ihtiyaçların karşılanmasıyla mümkündür.
  4. Yük sırtı değil, ruhu ezer. (Yörük halk sözü) İşsizlik ve borç baskısı fiziksel yorgunluktan daha derin psikolojik yaralar açar.
  5. Kuru alkış karın doyurmaz. (Karadeniz taşlaması) Emekçiyi öven sözler, hakkı teslim edilmediğinde anlamını yitirir.
  6. Borç gecesi uzun olur. (Türkmen halk sözü) Ekonomik kaygı insanın uykusunu, huzurunu ve geleceğe bakışını bozar.
  7. Sesi yüksek olan değil, yükü ağır olan yorulur. (Kafkas halk sözü) Toplumda görünmeyen asıl mücadele emekçinin omzundadır.
  8. Sofra küçülünce söz büyür. (Anadolu halk deyişi) Geçim daraldıkça aile içi ve toplumsal gerilim artar.
  9. Yol gelmeyen yere vaat çabuk gelir. (Karadeniz yöresi) Altyapı ve hizmet eksiklikleri çoğu zaman sözlerle örtülmeye çalışılır.
  10. İşsiz el değil, işsiz gönül yorulur. (Balkan Türkleri halk sözü) İşsizlik insanın sadece cebini değil, özgüvenini de zedeler.
  11. Boş cüzdan çok düşündürür. (Kırım halk sözü) Maddi sıkıntı bireyin zihinsel yükünü artırır.
  12. Emeğin gölgesi uzundur. (Türkistan halk sözü) Bugün verilen emek, toplumun yarınını şekillendirir.
  13. Dert pazarda satılmaz. (Azerbaycan halk sözü) Emekçinin yaşadığı iç sıkıntı dışarıdan tam olarak anlaşılamaz.
  14. Kış kapıda değil, cebdedir. (Karadeniz taşlaması) Asıl yoksulluk mevsimde değil ekonomik güvencesizliktedir.
  15. Masa başı söz, tarla başı gerçek değildir. (Yörük sözü) Karar vericiler sahadaki hayatı görmeden çözüm üretemez.
  16. Alın teri sessiz akar. (Anadolu köy sözü) En büyük fedakârlık çoğu zaman en az konuşulan emektir.
  17. Boş söz duvara çarpar. (Kafkas halk deyişi) Sürekli tekrarlanan vaatler toplumda güven kaybı oluşturur.
  18. Raf boşsa umut da eksilir. (Karadeniz halk sözü) Ekonomik daralma insanların geleceğe dair inancını azaltır.
  19. Gölgesi büyük olanın yükü de büyüktür. (Türkmen halk sözü) Emekçi sınıf toplumun taşıyıcı gücüdür.
  20. Bayram sofrada belli olur. (Anadolu halk sözü) Gerçek kutlama, halkın yaşam koşulları iyileştiğinde anlam kazanır.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir