Emekçiyiz Güldürmezler, Bayram Derler Götürmezler!”

Emekçiyiz Güldürmezler, Bayram Derler Götürmezler!”

 

1 Mayıs Nedir?

1 Mayıs, tüm dünyada “Emek ve Dayanışma Günü” veya “İşçi Bayramı” olarak kutlanan uluslararası bir gündür. İşçilerin hak, adalet, eşit ücret, insanca çalışma koşulları taleplerini dile getirdiği bir semboldür.

1886 yılında Amerika’nın Chicago kentinde işçiler, günde 8 saatlik çalışma süresi talebiyle greve çıktı.

Olaylar yaşandı; çatışmalar oldu, işçiler öldü.  Bu olaydan sonra, 1 Mayıs işçi mücadelesinin sembol günü ilan edildi.

Türkiye’de ise ilk kez 1923’te kutlandı. 2009’dan itibaren resmî tatil olarak kabul edilmiştir.

Hem bir kutlama, hem de bir hak arayışı günüdür.

Ama bu “kutlamada”, bazı yerlerde, mikrofonlar vekillere, yük işçilere, alkışlar patronlara giderken; asıl kahraman olan emekçi sadece “umutla” yetinir.

Tarih sahnesinde emekçinin  alnı hep terliydi

Lakin ne zaman işçinin alnındaki ter damlasa, birileri cebine damladı işte o zaman o tere  1 Mayıs dediler…

İşçinin bayramı dediler… Ama işçi ne gülebildi, ne gezebildi, ne de bir kurban haricinde  et koyabildi sofrasına.

Ne zaman nerede ön plana çıksa ‘’işçisin sen, işçi kal ‘’ dediler.

Bayram dedikleri gün bile , mikrofonlar,  vaat sahiplerinin elindeydi

Peki soralım: Gerçekten bayram mı bu?

Zaman Odur ki

Bir gün Karadeniz’in dik yamaçlı köylerinden birinde, Temel sabah erkenden kalkmış, eline kazmasını almış, kapıda oturmuş bekliyor. Tarlaya gitmiyor. Anası Fadime sorar:

— Ula Temel, hayırdır? İşe mi gitcen, bayram mı kutlicen?

Temel başını sallar:

— Ana, işe gitmiyrum. Bugün 1 Mayıs. Emekçinin bayramıymış. Ver ellerini öpeyum!

Fadime şaşırır:

— Ula oğlum, sen dün de çalışmadın, ondan evvelki gün de. Sen zaten işsizdin, ne bayramı bu?

Temel diklenir:

— Olsun ana! Ruhum çalışıyo benim!

Stresle, kaygıyla, borç korkusuyla sabaha kadar mesai yapayrum. Üstüne de kredi kartı limitimle nöbet tutayrum! Uşaklar şehirde nasıl geçinecekler ana!

Fadime anlamamış gibi bakar:

— Ee bayramsa kutlayalım o zaman. Oyun havaları nerede. Bırak kazmayı. Giy bayramlığını. Mezar başlarına gidelim. Akrabaları ziyaret edelim…..

Temel iç çeker:

— Bayram değil ana, aldatmaca! Bizi güldürürler mi hiç. Bayram dedikleri; işçinin sırtına bindirilen yükün, “sırtın ne güçlüymüş” denilerek alkışlanması….

Bu kadar sıkıntıyı nasıl çekiyoruz, kendimize hayret ve akılsızlığımıza gülme günü…

Sonra Temel köy meydanına iner. Bir grup köylü, ellerinde pankartlar:

“YAŞASIN 1 MAYIS!”

İşçi Sınıfı Değil, İşçi Sıfırıyım!”

‘’ Alın terinin sesi, susmayan bir taleptir’’

“Çalışıyoruz, Yatıyoruz, Yine Eksi Bakiye!”

“Az Maaşla Çok Mutluluk Yalanını Yerim… Ama Üstüne Tatlı İsterim!”

“8 Saat Çalış, 8 Saat Dinlen, 8 Saat ‘Nerede Hata Yaptım’ Diye Düşün!” 🤯

“Zamlar Düşsün, Biz Kalkalım!”

Ben Mesaiye Değil, Emeğe Aşığım!”

“Kıdem Var, Kıymet Yok!”

“Patron Cennetlik… Çünkü Bu Dünyada Yaşamamış!”

Temel de yaklaşır, o da eline bir pankart alır, ama ters tutar. Üstünde ne yazdığı görünmez.

Yanına Dursun gelir:

— Temel, pankartı ters tuttun, ne yazayı?

Temel cevap verir:

— “BİZİM HAKKIMIZ SİZE BATMIŞ!” yazaydı, ama ben zaten batık durumdayım, pankart da ruh halimi yansıtıyor!

Bu sırada köye gelen bir vekil ve diğer zatlar için kürsü kurulur. Vekil Mikrofonu eline alır:

— Sevgili emekçiler! Bugün sizin bayramınız! Siz bu ülkenin alın terisiniz. Emek kutsaldır! Alın teriniz bizim için şereftir! Sizi çok seviyoruz!…..

Temel fısıldar:

— Ula bu bizi geçen seçimde de seviyordu, sonra hep meşgul oldu arkasından da unuttu.

Dursun güler:

— Aşk acısı gibi oldu lan bu. Sanki sevgilini hatırladı! Seçimden sonra aramadı, sormadı!

Vekil devam eder:

— Maaşlar artacak, enflasyon düşecek, siz daha iyi yaşayacaksınız!

O sırada Temel elini kaldırır:

— Sayın vekilim, bizim köyün yolları bozuk, suyumuz da yok. Alt yapı sistemimiz de.

Vekil yanıtlar:

— O konuları yıllardır araştırıyoruz. Bu sorunları sadece biz çözeriz. Rahat olun Temel Bey.

Temel yine sorar:

— Peki kira yardımı?

Vekil cevaplar:

— O konuda da çalışılıyor Temel Bey.

Efendim emekli ve çalışanların ücretleri düşük. Bayramlarda gülemiyoruz, güldüremiyoruz.

  • O konuda da çalışmalarımız var. Bayram sayısını azaltarak cebinize katkı sunmayı hedefliyoruz!

Temel son kez sorar:

— O zaman  Bayram dediğiniz şey, sadece boş vaat dinlediğimiz gün müdür?

Meydan sessizleşir. Herkes Temel’e bakar. Temel derin bir nefes alır ve son sözünü söyler:

— Ula Vekilim!  İşçi bayramı dedikleri şey aslında öyle bir gün ki… İşçiye tatil, ama patrona reklam, vekile mikrofon, polise görev, işsize umut, bankaya taksit günüdür deseniz daha iyi olmaz mı…

Ve sonra pankartını yere bırakır:

— Ben en iyisi eve gideyim, bari turşu kavurmasını ısıtıp yiyeyim. Bayrammış, evde turşu varsa iyi yoksa o bayram değildir!

Fıkradan Anladıklarımız

  1. Sistemi sorgulayan birey eğitimsiz değil, farkındalıklı bireydir.
  2. Eğitim sisteminde “emek” kavramı soyut kalmış, pratiğe dökülmemiştir.
  3. Köylüye eğitim ulaştırılmadığında, şehirle olan makas açılır, hak mücadelesi bile yüzeyde kalır.
  4. Emekçi sınıf, sosyal yaşamda temsil edilmeyen ama her yükü taşıyan görünmeyen kahramandır.
  5. Toplumsal rollerin saygınlığı, medyada değil, sofradaki ekmekle ölçülmelidir.
  6. Patronun kârı işçinin alın terinden gelir ama bunu “bayram” diye sunmak ironiye dönüşür.
  7. İşçi üretir ama pazarlama hakkı başkasının elindedir. Bu da emeğin değersizleştirilmesine yol açar.
  8. Alın teriyle kazananlar, sürekli borçlandırılarak sisteme bağımlı hale getiriliyor.
  9. Siyasetçinin sevgisi dönemliktir, işçinin beklentisi sürekli. Bu yüzden her seçim sonrası hayal kırıklığı doğar.
  10. Boş vaat, zamanla umutla alay etmeye dönüşür.
  11. Bayramlarda verilen sözler, işçinin ömrüne taksitli hayaller ekler.
  12. İşsizliğin psikolojisi, fiziki yorgunluktan daha ağır bir yüktür. Temel’in “ruhum çalışıyor” sözü bunun net göstergesidir.
  13. Kredi kartı limiti, işçinin modern kaygı nöbeti haline gelmiştir.
  14. Gülme arzusunun yerini, ironi ve çaresizlikten doğan bir “kendine gülme hali” almıştır. Bu, bastırılmış öfkenin mizaha dönüşmüş hâlidir.
  15. İşsizlik, sadece çalışmamak değil; çalışıyor gibi yaşayıp hiçbir güvencen olmamasıdır.
  16. Kredi kartı, modern işçinin prangasıdır.
  17. Refah sözü çoktur, ama raflar boş kalır.
  18. Mikrofonlar güçlüdeyse, zayıf sadece dinler.
  19. Asfalt gelmeyen köye beton yalanlar dökülür.
  20. Bayramdan çok, vaat kutlanır bu ülkede.

 

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur Dünya tarihi boyunca sistem değişti, yönetimler değişti, ama değişmeyen tek şey …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir