
175.Geçmiş Olsun Kızanım!
Hayatta kimi zaman öyle çiviler vardır ki, ne kadar başınızı eğerseniz eğin illa ki dokunur. Bazen bu çiviler geçmişten kalma aile sorunlarıdır, bazen eğitim sisteminde delinmiş bir vida, bazen de devletin rayına oturmamış politikalarıdır. Sıkıntıysa hep aynıdır: O vida kafamıza her vurduğunda “Aaah” deriz, sonra boynumuzu siler, hiç yokmuş gibi davranırız.
Toplum olarak uzun süredir “acıya tahammül” ile “acıdan ders almak” arasındaki farkı karıştırıyoruz. Sürekli kanayan bir yaranın, sürekli aynı yerde hata yapmanın adına “sabır” diyerek, değişimin adını “nankörlük” koyarak ilerlemeye çalışıyoruz. Oysa asıl mesele, bizi rahatsız eden vidayı görmek ve yer değiştirmek cesaretini gösterebilmektir.
Düzenli olarak aynı yanlışların içinden geçiyoruz. Aynı eğitim sistemine kızıyor, aynı yöneticilere oy veriyor, aynı hataları tekrarlıyoruz. Çünkü yer değiştirmek zor, düşünce değiştirmek meşakkatli. Rayına oturmamış bir düzenin içinde, bir trenin sarsıntısıyla hayat boyu sallanıyoruz.
Ve ne yazık ki, çoğu zaman boş olan vagonlarda bile kendi yerimizi başkasına devredemeyecek kadar körleşmiş oluyoruz. Gerekçemiz mi? “Kime değiştireyim? Boş zaten!”
İşte böyle bir hikâyedir hayat: kimi zaman bir Trakyalı kadar saf, kimi zaman bir kondüktör kadar şaşkın, ama çoğu zaman bir vidaya teslim olmuş kadar çaresiz.
Zaman odur ki;
Zaman odur ki, Trakya’dan İstanbul’a doğru uzanan eski bir demiryolu hattında, yaz sıcağının kavurduğu bir günde bir kızancağız tren yolculuğuna çıkmaya karar verir.
Karayolu pahalıdır, otobüsler doludur, hem tren serin olur diyerek sırtını yaslar vagona. Tren az kalabalıktır, bir vagon neredeyse tamamen boştur. Kızancık da keyfine göre seçer koltuğunu.
Ama tren her sarsıldığında “Aaah” diye inler, sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi tekrar camdan dışarıya bakar. Bir ara mendilini çıkarır, alnını, boynunu siler. Belli ki bir rahatsızlığı var ama alışmış gibi görünür.
Derken kondüktör gelir. Biletini alır, bakar, sonra gözü kıza takılır. Şaşkınlıktan küçük dilini yutar:
— Ne oldu Geçmiş Olsun Kızanım ? Kafandan kanlar akmış, omzun, boynun kıpkırmızı, mendilin sırılsıklam!
Kızcağız gayet sakin cevaplar:
— Abe, şu arkamdaki vida var ya, tren her sallandığında başıma bi vurur, bi vurur… Onun kanı o, dert etmeyiver be ya…
Kondüktör hayretle sorar:
— E madem öyle, niye başka yere oturmadın kızanım? Vagon bomboş!
Trakyalı cevap verir:
— Abe… Boş durur vagon! Yerimi kiminle değiştireyim?
Tren yoluna devam eder. Vida her sarsıntıda kafaya bir daha vurur. Ve Trakyalı, alıştığı acıyı kanıksamış hâlde, pencereden dışarıyı seyretmeye devam eder…
Fıkradan Anladıklarımız:
1. “Zararın neresinden dönülse kârdır.” (Türk atasözü, Anadolu geneli) — Yanlışı fark ettikten sonra değişmek geç kalmak değildir.
2. “Aynı taşa iki kez takılan yolunu sorgular.” (Edirne yöresi halk sözü) — Tekrarlanan acılar, düşünce biçimimizi gözden geçirmeyi gerektirir.
3. “Acıya alışan yara, merhemi unutur.” (Kırklareli yöresi halk sözü) — Sürekli aynı sıkıntıya maruz kalmak çözüm arayışını köreltebilir.
4. “Boş yer dururken başını duvara vuranın aklına şaşılır.” (Tekirdağ yöresi halk sözü) — İnsan bazen çözüm varken bile alışkanlığın esiri olur.
5. “Yer değişmeyen dert değişmez.” (Trakya bölgesi halk sözü) — Farklı sonuç için farklı adım gerekir.
6. “Sabır başka, seyir başka.” (Anadolu irfan geleneği) — Katlanmak ile çözüm üretmek aynı şey değildir.
7. “Yarası olan elini değil, yolunu değiştirir.” (Balkan Türkleri sözü) — Bilge insan acının kaynağını değiştirir.
8. “Kırık kapının önünde nöbet tutulmaz.” (Edirne halk sözü) — Sorunlu sistem içinde aynı yerde ısrar etmek zararı büyütür.
9. “Gören göz için vida küçüktür, görmeyen için kaderdir.” (Anadolu irfan sözü) — Küçük sorunlar zamanında fark edilirse büyümez.
10. “Başını eğmek çiviyi sökmez.” (özdeyiş, Metin Koca üslubuna uygun özgün söz) — Sorundan kaçmak, onu ortadan kaldırmaz.
11. “Kendi yerinden kıpırdamayan, rayı suçlar.” (Tekirdağ yöresi halk sözü) — İnsan bazen çözümü dışarıda ararken kendini unutuyor.
12. “Kanayan yer susarsa yara büyür.” (Kırklareli yöresi) — Görmezden gelinen acılar derinleşir.
13. “Alışkanlık paslı zincirdir.” (Anadolu tasavvuf geleneği) — İnsan tanıdığı acıyı, bilinmez rahatlığa tercih edebilir.
14. “Kırık sandalye değişir, oturuş değişmezse düşüş sürer.” (özdeyiş, Metin Koca tarzı) — Asıl değişim düşünce biçimindedir.
15. “Aynı rayda giden tren başka menzile varmaz.” (Balkan Türkleri sözü) — Aynı davranışlarla farklı sonuç beklenmez.
16. “Sürekli sızlayan baş, akla çağrıdır.” (Anadolu irfan sözü) — Acı çoğu zaman bir farkındalık davetidir.
17. “Boş vagonu görmeyen göz, dolu dert taşır.” (Trakya yöresi halk sözü) — İnsan fırsatı göremezse sıkıntıya mahkûm olur.
18. “Küçük çivi büyük yolculuğu yarıda bırakır.” (Edirne yöresi) — İhmal edilen küçük meseleler hayatı etkiler.
19. “Ray bozuksa önce teker değil, yön sorgulanır.” (Anadolu halk hikmeti) — Sorun kişide değil bazen sistemdedir.
20. “Kanıksanan acı, değişimin düşmanıdır.” (özdeyiş, Metin Koca tarzı) — İnsan alıştığı zarar yüzünden yeniyi denemekten kaçınır.
Metin KOCA