Geçmiş Olsun Kızanım!

Ne Oldu Sana. Geçmiş Olsun Kızanım!

Geçmiş Olsun Kızanım!

Hayatta kimi zaman öyle çiviler vardır ki, ne kadar başınızı eğerseniz eğin illa ki dokunur. Bazen bu çiviler geçmişten kalma aile sorunlarıdır, bazen eğitim sisteminde delinmiş bir vida, bazen de devletin rayına oturmamış politikalarıdır. Sıkıntıysa hep aynıdır: O vida kafamıza her vurduğunda “Aaah” deriz, sonra boynumuzu siler, hiç yokmuş gibi davranırız.

Toplum olarak uzun süredir “acıya tahammül” ile “acıdan ders almak” arasındaki farkı karıştırıyoruz. Sürekli kanayan bir yaranın, sürekli aynı yerde hata yapmanın adına “sabır” diyerek, değişimin adını “nankörlük” koyarak ilerlemeye çalışıyoruz. Oysa asıl mesele, bizi rahatsız eden vidayı görmek ve yer değiştirmek cesaretini gösterebilmektir.

Düzenli olarak aynı yanlışların içinden geçiyoruz. Aynı eğitim sistemine kızıyor, aynı yöneticilere oy veriyor, aynı hataları tekrarlıyoruz. Çünkü yer değiştirmek zor, düşünce değiştirmek meşakkatli. Rayına oturmamış bir düzenin içinde, bir trenin sarsıntısıyla hayat boyu sallanıyoruz.

Ve ne yazık ki, çoğu zaman boş olan vagonlarda bile kendi yerimizi başkasına devredemeyecek kadar körleşmiş oluyoruz. Gerekçemiz mi? “Kime değiştireyim? Boş zaten!”

İşte böyle bir hikâyedir hayat: kimi zaman bir Trakyalı kadar saf, kimi zaman bir kondüktör kadar şaşkın, ama çoğu zaman bir vidaya teslim olmuş kadar çaresiz.

Zaman odur ki;

Zaman odur ki, Trakya’dan İstanbul’a doğru uzanan eski bir demiryolu hattında, yaz sıcağının kavurduğu bir günde bir kızancağız tren yolculuğuna çıkmaya karar verir.

Karayolu pahalıdır, otobüsler doludur, hem tren serin olur diyerek sırtını yaslar vagona. Tren az kalabalıktır, bir vagon neredeyse tamamen boştur. Kızancık da keyfine göre seçer koltuğunu.

Ama tren her sarsıldığında “Aaah” diye inler, sonra sanki hiçbir şey olmamış gibi tekrar camdan dışarıya bakar. Bir ara mendilini çıkarır, alnını, boynunu siler. Belli ki bir rahatsızlığı var ama alışmış gibi görünür.

Derken kondüktör gelir. Biletini alır, bakar, sonra gözü kıza takılır. Şaşkınlıktan küçük dilini yutar:

Ne oldu Geçmiş Olsun Kızanım ? Kafandan kanlar akmış, omzun, boynun kıpkırmızı, mendilin sırılsıklam!

Kızcağız gayet sakin cevaplar:

Abe, şu arkamdaki vida var ya, tren her sallandığında başıma bi vurur, bi vurur… Onun kanı o, dert etmeyiver be ya…

Kondüktör hayretle sorar:

E madem öyle, niye başka yere oturmadın kızanım? Vagon bomboş!

Trakyalı cevap verir:

Abe… Boş durur vagon! Yerimi kiminle değiştireyim?

Tren yoluna devam eder. Vida her sarsıntıda kafaya bir daha vurur. Ve Trakyalı, alıştığı acıyı kanıksamış hâlde, pencereden dışarıyı seyretmeye devam eder…

Fıkradan Anladıklarımız:

  1. Zararın neresinden dönülse kârdır, ama dönmeyi bilmeyen için her yön kayıptır.

  2. Toplumsal alışkanlıklarımız, kişisel acılarımıza tahammül üzerinden kuruludur.

  3. Bazı insanlar acıdan şikâyet eder gibi görünse de, ondan beslenir hale gelir.

  4. Değişim cesaret ister. Konfor alanı bazen kafamıza vuran çivilerle doludur ama tanıdıktır.

  5. Toplumun birçok ferdi, kendini başkaları için feda etmeye meyillidir, ama bu çoğu zaman boşadır.

  6. Kendi acılarımızla dalga geçmek, onları çözmek yerine örtbas etmekten başka bir şey değildir.

  7. Cahillik bazen sabır gibi sunulur, ama gerçekte değişime karşı bir direniştir.

  8. Boş vagonda yer değiştirmemek, sistemin değiştirilebilir olduğuna inanmamanın sembolüdür.

  9. Alışkanlıklar zincirdir. Kanatır ama kıramayız.

  10. Her trenin bir vidası vardır. Önemli olan onu fark edebilmek, onu oradan sökebilmektir.

  11. Acıya gösterilen sabır, bazen çözümü görmezden gelmeye dönüşür.

  12. Bir kişinin basit bir problemi, toplumun genel psikolojisini sembolize eder.

  13. Yönetim sistemleri, çoğunlukla zarar görenin yer değiştirmesini bekler, çiviyi değil.

  14. Bazen yerimizi kendimizle değiştirmemiz gerekir. Aynı düşünce içinde dönüp durduğumuz sürece acı da tekrar eder.

  15. “Baş üstüne” kültürü, trenin yönünü bile değiştiremeyecek kadar edilgendir.

  16. Toplumsal körlük, vagon boş olsa da değişimi görememektir.

  17. Küçük sorunlar, göz ardı edildikçe büyük acılara dönüşür.

  18. İnsanlar en çok kendi içindeki vidayla savaşır.

  19. Kanıksamak, kabullenmekten daha tehlikelidir.

  20. Herkes vidayı sorgulasa, raylar değişir, çiviler sökülür, tren başka güzergâha girer.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur Dünya tarihi boyunca sistem değişti, yönetimler değişti, ama değişmeyen tek şey …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir