174.La Fonteni Bul! Ona…Yedi Sülalesine, Selam Söyle!

La Fonteni Bul! Ona...Yedi Sülalesine, Selam Söyle!
La Fonteni Bul! Ona…Yedi Sülalesine, Selam Söyle!

174.La Fonteni Bul! Ona…Yedi Sülalesine, Selam Söyle!

Hikayeler, masallar çocukluğumuz en güzel yerleridir. Büyüsek de güngörmüş birilerini dinlemeyi belki bunu için çok severiz haala.

Yerli ve yabancı o kadar hikayeler vardır ki, evrenselleşmiştir bunların çoğu. Belki dünyanın her yerinde doğruluk dürüstlük adalet eşitlik özgürlük, çaliskanlik…. aynı tanımları taşıdığı içindir.

Lefonten’i bilmeyen yoktur. Karınca ve Agustos Böcegi hikayesi meşhurdur. O hikayede Karınca hep çalısır didinir , helalinden kazanır, Ağustos Böcegi de yazin hep eğlenir, gezer ve kışın hep karıncaya  muhtac olur. Ama devir galiba degişmistir.

Zaman Odur ki;

Mevsim kıstır. Buz gibi her taraf. Karınca dediğimiz gariban işçi ve çalışanlar, mütevazi evinde çayını demlemiş içmektedir. Sobası gürül gürül yanarken, şeherlinin löküs yerlerde yediği gostilini ( fırında patates) yemektedir. Hanımıyla da gelecek yılın ürünü ile ne yapılacağını konuşurlar diğer yandan. Ev, çoluk çocuk,  mutfak masraflarını konuşurken, faturalardan konu gelince çaylarını sıcak yudumlarlar. Acı acıyı bastırsın diye. Sonuçta kimseye muhtaç değildirler. Yeteri kadar arpa, buğday, yiyecek ve odun stokları vardır.

Güzel güzel düşünür ve keyif yaparlarken kapı zili çalmasın mı.

-Bu saatte kim olabilir Hanım!

-Kim olacak herif! Bizim yaz boyunca tembel tembel gezip dolanan ağustos böceğidir. Yine bir şeyler isteyecektir. Gariptir. Koma dışarıda. Sevaptır.

Karınca da öyle düşünür kırk yıllık komşusu. Gece vakti yine de sorar açmadan. Kim o?

-Benim ben!  Komşun Ağustos böceği !

Karınca, içinden, eyvah ! Yine gitti biraz birikintimiz dese de açar kapıyı. Açmakla gözleri yumru patates gibi açılmıştır gördükleri karşısında.

Ağustos böceğinin üstünde vizon bir kürk, saçları jöleli. Gözlükler İtalyan, gece de olsa başında. kolunda rolex saat,ayakta geceyi aydınlatan ful deri  bot. Siyah takım elbise, ayakta beyaz çorap. Yolda kırmızı bir Rolls Royce bir araba, yanında üniformalı bir şoför. Arkada 2 , önde 1 siyah mecedesli koruma arabası….. Dalgınlaşan karıncayı ağustos böceğinin sesi uyandırır.

Komşum iyi misin . Dalgınsın sanki…..!

Hoş geldin. Buyur gel fakirhanemize.

Yok gelmiyecem. Çok zamanım yok. Bir seyahata çıkmıştım. Buralardan  Malezya’ya kadar uzandım, oradan Seychel  adalarına geçtim. Biraz tatil yaptım. Bu hafta döndüm. Merkez Bankasına biraz para yatırdım çektim, birkaç ithalat- ihracat işi vardı onları hallettim. Dünde ihaleler vardı onları aldım.  Birazdan Paris’ e geçeceğim. Bizim Maximis’in yemeğini çok özledim.  Orada birkaç moda fuarı var. Onlara katılacağım. Bana yıllarca yardım ettin. Bir sorayım dedim. Oradan bir arzun bir isteğin var mı?.

İyice şaşkına döner karınca. Nasıl olur iş güç yetenek, eğitim yokken kısa zamanda zenginlik ….diye düşünürken komşusunun sorusu aklına gelir ve der:

Evet. Madem fransa’ya gidiyorsun bir isteğim var. Orada La Fonten diye bir herif  var. Masal yazarı. Onu bul ve Onun gelmişine, geçmişine, kendisine ve yedi sülalesine benden selam söyle.

Fıkradan Anladıklarımız:

1. “Emeksiz aş, ağız yakar.” (Anadolu sözü) — Kolay kazanılan kazanç çoğu zaman huzur getirmez.

2. “Ter dökülmeyen ekmek, mideyi doyurur gönlü doyurmaz.” (yöresel söz) — Helal kazancın asıl değeri iç huzurudur.

3. “Gökte yıldız çok, yere ışık veren az.” (Türk dünyası sözü) — Gösterişli zenginlik ile gerçek değer aynı şey değildir.

4. “Kolay gelen mal, kapıdan tez çıkar.” (Anadolu irfan sözü) — Emeksiz gelen servet kalıcı olmaz.

5. “Dumanı çok çıkan ateş, çabuk söner.” (yöresel söz) — Ani yükselişler çoğu zaman uzun sürmez.

6. “Tarlayı sürmeyen, başağı saymasın.” (Anadolu sözü) — Emek vermeden sonuç beklemek adalete aykırıdır.

7. “Paranın sesi çok, bereketin sesi yoktur.” (eski halk sözü) — Çok kazanmak ile huzurlu yaşamak farklı şeylerdir.

8. “Gölgesi büyük ağacın kökü her zaman sağlam olmaz.” (yöresel söz) — Görünen zenginlik, sağlam temele dayanmayabilir.

9. “Gece büyüyen servet, sabah sorgu ister.” (irfan sözü) — Ani zenginlik insanın vicdanını da sınar.

10. “Ağustos böceği saz çalar, kış gelince ses titrer.” (Türk halk sözü) — Plansız hayatın bedeli zamanla ortaya çıkar.

11. “Helal lokma az olur, huzuru çok olur.” (İslam irfan sözü) — Kazancın temizliği miktarından daha önemlidir.

12. “Gösterişli atın nalı çabuk düşer.” (yöresel söz) — Şatafat her zaman sağlamlık anlamına gelmez.

13. “Kazan kaynar, dibindeki ateş görünmez.” (Anadolu sözü) — Zenginliğin arkasındaki kaynak mutlaka sorgulanmalıdır.

14. “Bir gecede büyüyen duvar, ilk yağmurda çatlar.” (özdeyiş) — Temelsiz yükselişler uzun ömürlü olmaz.

15. “Çalışanın eli nasır, gönlü rahattır.” (Anadolu halk sözü) — Emek insanı yalnız doyurmaz, onurlandırır.

16. “Altın kemer bel tutmaz.” (Türk dünyası sözü) — Makam ve servet insanın gerçek değerini belirlemez.

17. “Kuru zenginlik gölgesiz ağaç gibidir.” (yöresel söz) — Servet tek başına mutluluk sağlamaz.

18. “Emeğin tohumu geç filiz verir ama sağlam çıkar.” (irfan sözü) — Eğitim ve alın teri geleceğin en güvenli yatırımidir.

19. “Çalışmayanın serveti, çalışanı küstürür.” (özdeyiş) — Adaletsiz kazanç toplumda huzursuzluk doğurur.

20. “Masallar değişir, hakikat değişmez.” (genel irfan sözü) — Devir değişse de emek ve dürüstlük her çağda değerlidir.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

 5.Gül, Geç!

 5.Gül, Geç! Zamane insanı, hele hele zamane ergenleri, sanki dünyaya “acil koduyla” gönderilmiş gibi yaşıyor. …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir