114.Kafaya Ceviz Düşünce, Dua Değişir
İnsanlık tarihi boyunca iki kelime hep birbirine karıştırılmıştır: Kader ve keder.
Biri ilahi düzenin sırlarını taşır, diğeri insanın kendi elleriyle ördüğü çileyi… Ne zaman içinden çıkamadığımız bir durumla karşılaşsak, hemen “kader” deyip kenara çekiliriz. Oysa çoğu zaman, başımıza gelenlerin mimarı biziz. Ama hatayı kabullenmek zordur; gökyüzünü suçlamak, içe dönüp düşünmekten daha kolaydır.
Sorgulamak zahmet ister. Düşünmekse cesaret.
Bu yüzden çoğu insan, sorgulamak yerine teslimiyeti seçer. Bu teslimiyet bazen tevekküle, bazen tembelliğe, bazen de aklı devre dışı bırakmaya dönüşür. En tehlikelisi ise, bilerek yapılan yanlışların “kader” kisvesiyle kutsanmasıdır. Böylece akıl, bilim ve vicdan dışına taşan her hata, “kutsal bir yazgı”ya dönüşür.
Din adına, gelenek adına, “böyle gelmiş böyle gider” adına…
İnsanlar ağaca çıkmayan kabağı göğe taşımaya, ceviz kadar aklı ise hor görmeye kalkışır. Doğanın düzenini anlamaya çalışmak yerine, onu bozmaya heves eder. Sonra her bozulmuşluk bir “hikmet”, her zarar bir “imtihan”, her felaket bir “yazgı” olur çıkar.
Oysa kader, aklını kullanıp doğruyu seçtiğinde karşılaştığın şeydir.
Keder ise, yanlışı bile bile sürdürmenin bedeli.
Sıkıntılar; insanın doğaya, hayata, kendine ve Yaradan’a karşı haddini bilmediği yerde başlar. Kabak yere, ceviz ağaca yaratılmıştır. Sen kalkıp ceviz ağacına kabak asarsan, bir gün kafana cevizin değil, akılsızlığının tokadı iner.
İşte bu noktada, Nasrettin Hoca’nın ceviz ağacının gölgesinde yattığı o fıkra, yalnızca güldürmez; aklı, dengeyi, ölçüyü ve teslimiyeti yeniden düşünmeye çağırır.
Kimi zaman yaşadıklarımıza anlam veremeyiz. “Bu da mı kader?” deriz.
Oysa kapı içeriden kilitlidir. Anahtar da bizim cebimizdedir.
Unutulmamalıdır ki; kader çoğu zaman tembelliğin battaniyesine sarılmış bir bahanedir.
Yaratıcının sisteminde insan, irade ile donatılmış bir yolcudur. Sorumluluk taşır, düşünme yetisiyle ödüllendirilmiştir.
Ne zaman ki akıl susturulur, “sorgulamak günahtır” diye öğretilir; işte o zaman ceviz kafaya düşer ama akıl hâlâ kabak ağacındadır.
İnsan yaradılışla barıştığında doğayla savaşmaz.
Çünkü aslında her şey yerli yerindedir. Sorun cevizde değil; onu anlayamayan kafadadır.
Ve bazen bir fıkra, tüm bir felsefeyi üç cümlede anlatır…
Zaman Odur Ki…
Temel bir gün, köydeki ceviz ağacının altına yatmış. Elini başının altına koymuş, göbeğini hafif güneşe vermiş. Mırıl mırıl iç geçirmiş:
— Uyy dünya dedikleri şey, tam da gölgeli bi yer ha… Dertsiz tasasız, ceviz gölgesinde yaşanmalı…
Sonra göğe bakmış. Ceviz dallarında sallanan minik yeşil toplara göz gezdirmiş. Hemen yanı başındaki tarlada ise koca kabaklar yayılmış.
— Allah’ım, senin her işin güzeldur da… Şu koca kabaklar ağaçta olsaydi, her kabak kafaya düşende insan evrim geçirirdi ha…
Tam o sırada bir “taakk!” sesiyle bir ceviz kafasına düşmüş. Cevizin içi boşmuş ama alnını zonklatmış. Temel gözlerini ovuşturmuş, doğrulmuş:
— Oy da seni Yaradan’a kurban olayım! Demek ki senin aklın, benimkinden çok daha fazla çalışiy! Kabak dallarda olsaydi, ben şimdi mezar taşımı düşünüyidum!
Sonra bir cevizle bir kabağı karşılaştırmış ve gülümsemiş:
— Her şey yerinde güzeldur. Ha biz biraz haddimizi aşınca, Yaradan da bi cevizle uyaruy ha…
Fıkradan Anladıklarımız
1. “Akıl akçeden üstündür.” (Türk atasözü) İnsan, hayatın her alanında karar verirken önce aklını kullanmalı, sonra sonucu kadere bağlamalıdır.
2. “Tedbir kuldan, takdir Allah’tan.” (Türk-İslam hikmet sözü) Başarıda da sıkıntıda da önce sorumluluk almak gerekir.
3. “Yanlış hesap Bağdat’tan döner.” (Türk atasözü) İşte, ailede ve ilişkilerde hatalı planlar eninde sonunda kendini belli eder.
4. “Kendi düşen ağlamaz.” (Türk atasözü) İnsan çoğu zaman yaşadığı sorunların kaynağında kendi tercihlerini görmelidir.
5. “Aklın yolu birdir.” (Türk atasözü) Doğru düşünce ve sağduyu, hayatın her alanında en güvenilir rehberdir.
6. “Taş yerinde ağırdır.” (Türk atasözü) Her insanın, her bilginin ve her şeyin doğru yerde kullanılması gerekir.
7. “Haddini bilen zarar görmez.” (Tasavvuf halk hikmeti) İnsan sınırlarını, kapasitesini ve sorumluluğunu bildiğinde daha dengeli yaşar.
8. “Acele işe şeytan karışır.” (Türk atasözü) Hızlı ve düşüncesiz kararlar ailede, işte ve toplumda zarar doğurur.
9. “Ne ekersen onu biçersin.” (Türk atasözü) Hayatın her alanında davranışlarımızın sonucu dönüp bizi bulur.
10. “Rüzgâr eken fırtına biçer.” (Türk atasözü) Küçük görülen yanlışlar zamanla büyük problemlere dönüşebilir.
11. “Söz gümüşse sükût altındır.” (Osmanlı hikmet sözü) Her durumda tepki vermeden önce düşünmek çoğu zaman daha doğru sonuç getirir.
12. “Her işin bir vakti vardır.” (Türk atasözü) Zamanlama, kararların başarısında belirleyicidir.
13. “Su akar yolunu bulur.” (Türk atasözü) Doğru yöntemle ilerleyen işler zaman içinde yerini bulur.
14. “Akılsız başın cezasını ayak çeker.” (Türk atasözü) Düşünmeden yapılan hataların bedelini tüm hayat alanları öder.
15. “İğneyi kendine, çuvaldızı başkasına batır.” (Türk atasözü) Başkalarını suçlamadan önce insan kendi payını sorgulamalıdır.
16. “Damlaya damlaya göl olur.” (Türk atasözü) Küçük doğru adımlar büyük başarılar getirir; küçük yanlışlar da büyük zararlar.
17. “Her şey yerli yerinde güzeldir.” (Karadeniz yöresi atasözü) Düzen, denge ve ölçü hayatın temelidir.
18. “Görünen köy kılavuz istemez.” (Türk atasözü) Açık gerçekleri görmek için çoğu zaman sadece dürüst bakış yeterlidir.
19. “Akıl nimettir, kullanana.” (Türk dünyası halk sözü) İnsanı diğer canlılardan ayıran şey düşünme ve muhakeme gücüdür.
20. “Başına geleni önce kendinde ara.” (İç Anadolu halk sözü) Hayattaki sıkıntıların önemli bir kısmı kişinin kendi kararlarından kaynaklanır.
Metin KOCA
