Kafaya Ceviz Düşünce, Dua Değişir
İnsanlık tarihi boyunca iki kelime hep birbirine karıştırılmıştır: Kader ve keder.
Biri ilahi düzenin sırlarını taşır, diğeri insanın kendi elleriyle ördüğü çileyi… Ne zaman içinden çıkamadığımız bir durumla karşılaşsak, hemen “kader” deyip kenara çekiliriz. Oysa çoğu zaman, başımıza gelenlerin mimarı biziz. Ama hatayı kabullenmek zordur; gökyüzünü suçlamak, içe dönüp düşünmekten daha kolaydır.
Sorgulamak zahmet ister. Düşünmekse cesaret.
Bu yüzden çoğu insan, sorgulamak yerine teslimiyeti seçer. Bu teslimiyet bazen tevekküle, bazen tembelliğe, bazen de aklı devre dışı bırakmaya dönüşür. En tehlikelisi ise, bilerek yapılan yanlışların “kader” kisvesiyle kutsanmasıdır. Böylece akıl, bilim ve vicdan dışına taşan her hata, “kutsal bir yazgı”ya dönüşür.
Din adına, gelenek adına, “böyle gelmiş böyle gider” adına…
İnsanlar ağaca çıkmayan kabağı göğe taşımaya, ceviz kadar aklı ise hor görmeye kalkışır. Doğanın düzenini anlamaya çalışmak yerine, onu bozmaya heves eder. Sonra her bozulmuşluk bir “hikmet”, her zarar bir “imtihan”, her felaket bir “yazgı” olur çıkar.
Oysa kader, aklını kullanıp doğruyu seçtiğinde karşılaştığın şeydir.
Keder ise, yanlışı bile bile sürdürmenin bedeli.
Sıkıntılar; insanın doğaya, hayata, kendine ve Yaradan’a karşı haddini bilmediği yerde başlar. Kabak yere, ceviz ağaca yaratılmıştır. Sen kalkıp ceviz ağacına kabak asarsan, bir gün kafana cevizin değil, akılsızlığının tokadı iner.
İşte bu noktada, Nasrettin Hoca’nın ceviz ağacının gölgesinde yattığı o fıkra, yalnızca güldürmez; aklı, dengeyi, ölçüyü ve teslimiyeti yeniden düşünmeye çağırır.
Kimi zaman yaşadıklarımıza anlam veremeyiz. “Bu da mı kader?” deriz.
Oysa kapı içeriden kilitlidir. Anahtar da bizim cebimizdedir.
Unutulmamalıdır ki; kader çoğu zaman tembelliğin battaniyesine sarılmış bir bahanedir.
Yaratıcının sisteminde insan, irade ile donatılmış bir yolcudur. Sorumluluk taşır, düşünme yetisiyle ödüllendirilmiştir.
Ne zaman ki akıl susturulur, “sorgulamak günahtır” diye öğretilir; işte o zaman ceviz kafaya düşer ama akıl hâlâ kabak ağacındadır.
İnsan yaradılışla barıştığında doğayla savaşmaz.
Çünkü aslında her şey yerli yerindedir. Sorun cevizde değil; onu anlayamayan kafadadır.
Ve bazen bir fıkra, tüm bir felsefeyi üç cümlede anlatır…
Zaman Odur Ki…
Temel bir gün, köydeki ceviz ağacının altına yatmış. Elini başının altına koymuş, göbeğini hafif güneşe vermiş. Mırıl mırıl iç geçirmiş:
— Uyy dünya dedikleri şey, tam da gölgeli bi yer ha… Dertsiz tasasız, ceviz gölgesinde yaşanmalı…
Sonra göğe bakmış. Ceviz dallarında sallanan minik yeşil toplara göz gezdirmiş. Hemen yanı başındaki tarlada ise koca kabaklar yayılmış.
— Allah’ım, senin her işin güzeldur da… Şu koca kabaklar ağaçta olsaydi, her kabak kafaya düşende insan evrim geçirirdi ha…
Tam o sırada bir “taakk!” sesiyle bir ceviz kafasına düşmüş. Cevizin içi boşmuş ama alnını zonklatmış. Temel gözlerini ovuşturmuş, doğrulmuş:
— Oy da seni Yaradan’a kurban olayım! Demek ki senin aklın, benimkinden çok daha fazla çalışiy! Kabak dallarda olsaydi, ben şimdi mezar taşımı düşünüyidum!
Sonra bir cevizle bir kabağı karşılaştırmış ve gülümsemiş:
— Her şey yerinde güzeldur. Ha biz biraz haddimizi aşınca, Yaradan da bi cevizle uyaruy ha…
Fıkradan Anladıklarımız
-
Kader, aklın ve iradenin işlediği yerde tecelli eder.
-
Her yanlışımızı kadere yüklemek, tembelliğin en kutsal bahanesidir.
-
Doğal denge, yaratılışın en hassas terazisidir.
-
Sorgulamak, imanla çatışmaz; onu derinleştirir.
-
Doğru soru, doğru cevaptan daha kıymetlidir.
-
Kederin kaynağı kader değil, cehalettir.
-
Din, aklı dışlamaz; aklı kutsar.
-
Kabak ağaçta olsaydı, insan hâlâ mağarada yaşardı.
-
Mizah, hakikatin şeker kaplı hâlidir.
-
Kendi aklını tanımayan, başkasının kaderine oyuncak olur.
-
Her şeyin bir yeri vardır; sorun, insanın yerini unutmasındadır.
-
Doğa bize değil, biz doğaya uymalıyız.
-
İyilik niyetiyle yapılan işler bile sonuçlarıyla sınanmalıdır.
-
Akılsızlıkla sarılmış teslimiyet, kederin en büyük davetiyesidir.
-
İnsan kendine zaman ayırmazsa, evren ona cevizle mesaj yollar.
-
Küçük görünen şeyler büyük etki bırakabilir.
-
Mizahi düşünce, hakikati daha rahat sindirir.
-
Din adına yapılan cehalet, dinden uzaklaştırır.
-
Ruhsal denge, fiziksel yerleşim gibi: yerli yerinde olmalıdır.
-
En iyi planı yapan Yaradan, en iyi dersi de bir cevizle verir.
Metin KOCA
