Galiba Hırsız Bizden Birisi!

Galiba Hırsız Bizden Birisi!

Galiba Hırsız Bizden Birisi!

Bir iş yerinde işler kötüye gitmeye başladı mı, herkes bir suçlu aramaya başlar. Ama nedense, ilk akla gelen asla içeriden biri olmaz. Hatta bazen gözümüzün önünde duran kişiye o kadar alışmışızdır ki, onun yanlış yapabileceği ihtimali bile aklımıza gelmez. “Yok canım, o mu yapacak? O bizden biri!” denir. Ama işte, genelde “bizden biri” yapar.

Her kurum önce dışarıyı suçlar. “Dış mihraklar”, “ekonomik kriz”, “rakip firmalar”, “iklim değişikliği”, “Merkür retrosu”… Ama kimse içerideki aynaya dönüp de “Acaba bizde mi bir açık var?” diye sormaz. Çünkü o soru, en tehlikeli sorudur. O soruya cevap verirseniz, belki sorumlu da siz olursunuz.

Ama hırsız bazen paltosuyla gelmez. Anahtarıyla gelir. Kart basarak gelir. Selam vererek, çay içerek, özür dileyerek gelir. Hatta çoğu zaman yöneticinin en güvendiği kişidir. Zaten sistemin çöküşü de en çok güvenin istismarından başlar.

Bir yerde kayıplar başlıyorsa, sandalyeler eksiliyor, hesaplar tutmuyor, moral bozuluyorsa; bilin ki bir şeyler içten içe çürüyordur. O zaman kapıları tutmak yetmez, içeriye de bakmak gerekir. Ama ne hikmetse hep çıkış kapıları tutulur. Sanki suç hep dışarıdan gelecekmiş gibi… Sanki içeridekiler masummuş gibi…

İşte asıl ironi burada başlar: Çoğu zaman hırsız, zaten içeridedir. Ama içerdekiler, o kadar dışarıya odaklanmıştır ki, kendi giriş kapısını unutmuştur.

Zannedilir ki; tehlike hep dışarıdadır. Oysa tehlike, bazen size günaydın diyendir. Bazen birlikte çay içtiğinizdir.

Bazen “Abi sen merak etme!” diyendir. Bazen “Giriş şifresini kimseye verme!” deyip, zaten şifreyi bilen kişidir.

Ve en trajikomik olan da şudur:
Kapıları tutanlar da, bazen aynı kapıdan girenlerdir.

Zaman Odur ki

Bir iş yerinde işler bir süredir iyi gitmiyordu. Kaynaklar azalıyor, hesaplar tutmuyor, moral bozuluyordu. Yöneticiler ne yaptıysa düzelme olmadı. Başta küçük sorunlar görmezden gelindi, ama zamanla sıkıntılar büyüdü.

Nihayet bir gün iş yeri sahibi karar verdi:
— Bu işin içinde bir iş var! Burada hırsızlık yapılıyor! Hemen müdahale etmemiz lazım!

Hemen güven duyduğu görevlilerini çağırdı:

— Temel oğlum, sen şu çıkış kapısını tut!
— İdris, sen de öbür çıkışı tut!
— Cemal, sen de içeriyi ara, ne var ne yok bak!

Güvenlikçiler yerlerine geçti. Aramalar yapıldı, çıkışlar tutuldu. Ama ne hırsız bulundu, ne de bir iz!

Bunun üzerine iş yeri sahibi tekrar çağırdı elemanlarını:

— Yahu! Kapıları tuttunuz mu siz? Hırsız nereye kaçtı? Niye bulamadık?

Temel cevapladı:
— Efendim, siz bana çıkışı tut dediniz, tuttum. Bu kapıdan hiç kimse çıkmadı.

Cemal:
— Ben içeriyi didik didik aradım efendim, ama içeride kimse yoktu!

İdris de söze karıştı:
— Efendim bizim tuttuğumuz kapılardan kimse çıkmadı. Ama bir de bizim kendi giriş kapımız vardı ya…
— Hani şifreyle girdiğimiz… Hani herkesin bilmediği…

Durdu, yüzü ciddileşti:
— Galiba hırsız bizden birisi!

Bir anda sessizlik çöktü. Herkes birbirine baktı. Ve belki de ilk kez, herkes dışarı değil, kendi içine bakmaya başladı.

Fıkradan Anladıklarımız

  1. En büyük tehlike çoğu zaman en yakındadır.

  2. Yönetici olmak, sadece emir vermek değil; yön gösterme sorumluluğudur.

  3. Sorunun kaynağına inmeden çözüm aranmaz.

  4. Bir yerde kayıplar başlıyorsa, önce içerideki düzen sorgulanmalıdır.

  5. Küçük ihmal, büyük zararlara dönüşür.

  6. Güvenlik, sadece kapı tutmak değil; içeriyi tanımaktır.

  7. Her çalışan potansiyel dost veya düşmandır; farkı yöneticinin farkındalığı belirler.

  8. Kural koymak yetmez, kim uyguluyor ona bakmak gerekir.

  9. Kötülük bazen kravatlı, güler yüzlü ve kart basan biri olabilir.

  10. İçerideki sistem bozuksa, dış tehdit bahanedir.

  11. Soru sormak kadar, doğru kişiye sormak da önemlidir.

  12. Yalnızca fiziksel kapıları değil, zihinsel ve ahlaki açıkları da kapatmak gerekir.

  13. En büyük hırsızlık, değerlerin çalınmasıdır.

  14. Bir kurumun ahlakı, içeridekilerin niyetinden beslenir.

  15. İçimizden biri yanlış yapıyorsa, önce kendi sistemimiz sorgulanmalıdır.

  16. Bir yerde herkes suçsuzu oynuyorsa, suçlu genelde sistemin kendisidir.

  17. Doğru tarif, doğru sonuç getirir. Eksik tarif, kaosu büyütür.

  18. Kuralı bilen kadar, kuralı deleni de bilmek gerekir.

  19. Kendi giriş kapılarını korumayan, dışarıdan hırsız aramamalı.

  20. Gerçek temizlik, aynaya bakınca başlamalıdır.

Hırsızlık fıkrası

 

 

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur Dünya tarihi boyunca sistem değişti, yönetimler değişti, ama değişmeyen tek şey …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir