182.Galiba Hırsız Bizden Birisi!

Galiba Hırsız Bizden Birisi!

182.Galiba Hırsız Bizden Birisi!

Bir iş yerinde işler kötüye gitmeye başladı mı, herkes bir suçlu aramaya başlar. Ama nedense, ilk akla gelen asla içeriden biri olmaz. Hatta bazen gözümüzün önünde duran kişiye o kadar alışmışızdır ki, onun yanlış yapabileceği ihtimali bile aklımıza gelmez. “Yok canım, o mu yapacak? O bizden biri!” denir. Ama işte, genelde “bizden biri” yapar.

Her kurum önce dışarıyı suçlar. “Dış mihraklar”, “ekonomik kriz”, “rakip firmalar”, “iklim değişikliği”, “Merkür retrosu”… Ama kimse içerideki aynaya dönüp de “Acaba bizde mi bir açık var?” diye sormaz. Çünkü o soru, en tehlikeli sorudur. O soruya cevap verirseniz, belki sorumlu da siz olursunuz.

Ama hırsız bazen paltosuyla gelmez. Anahtarıyla gelir. Kart basarak gelir. Selam vererek, çay içerek, özür dileyerek gelir. Hatta çoğu zaman yöneticinin en güvendiği kişidir. Zaten sistemin çöküşü de en çok güvenin istismarından başlar.

Bir yerde kayıplar başlıyorsa, sandalyeler eksiliyor, hesaplar tutmuyor, moral bozuluyorsa; bilin ki bir şeyler içten içe çürüyordur. O zaman kapıları tutmak yetmez, içeriye de bakmak gerekir. Ama ne hikmetse hep çıkış kapıları tutulur. Sanki suç hep dışarıdan gelecekmiş gibi… Sanki içeridekiler masummuş gibi…

İşte asıl ironi burada başlar: Çoğu zaman hırsız, zaten içeridedir. Ama içerdekiler, o kadar dışarıya odaklanmıştır ki, kendi giriş kapısını unutmuştur.

Zannedilir ki; tehlike hep dışarıdadır. Oysa tehlike, bazen size günaydın diyendir. Bazen birlikte çay içtiğinizdir.

Bazen “Abi sen merak etme!” diyendir. Bazen “Giriş şifresini kimseye verme!” deyip, zaten şifreyi bilen kişidir.

Ve en trajikomik olan da şudur:
Kapıları tutanlar da, bazen aynı kapıdan girenlerdir.

Zaman Odur ki

Bir iş yerinde işler bir süredir iyi gitmiyordu. Kaynaklar azalıyor, hesaplar tutmuyor, moral bozuluyordu. Yöneticiler ne yaptıysa düzelme olmadı. Başta küçük sorunlar görmezden gelindi, ama zamanla sıkıntılar büyüdü.

Nihayet bir gün iş yeri sahibi karar verdi:
— Bu işin içinde bir iş var! Burada hırsızlık yapılıyor! Hemen müdahale etmemiz lazım!

Hemen güven duyduğu görevlilerini çağırdı:

— Temel oğlum, sen şu çıkış kapısını tut!
— İdris, sen de öbür çıkışı tut!
— Cemal, sen de içeriyi ara, ne var ne yok bak!

Güvenlikçiler yerlerine geçti. Aramalar yapıldı, çıkışlar tutuldu. Ama ne hırsız bulundu, ne de bir iz!

Bunun üzerine iş yeri sahibi tekrar çağırdı elemanlarını:

— Yahu! Kapıları tuttunuz mu siz? Hırsız nereye kaçtı? Niye bulamadık?

Temel cevapladı:
— Efendim, siz bana çıkışı tut dediniz, tuttum. Bu kapıdan hiç kimse çıkmadı.

Cemal:
— Ben içeriyi didik didik aradım efendim, ama içeride kimse yoktu!

İdris de söze karıştı:
— Efendim bizim tuttuğumuz kapılardan kimse çıkmadı. Ama bir de bizim kendi giriş kapımız vardı ya…
— Hani şifreyle girdiğimiz… Hani herkesin bilmediği…

Durdu, yüzü ciddileşti:
— Galiba hırsız bizden birisi!

Bir anda sessizlik çöktü. Herkes birbirine baktı. Ve belki de ilk kez, herkes dışarı değil, kendi içine bakmaya başladı.

Fıkradan Anladıklarımız

1. “Ev yanarsa köz içeride kalır.” (Anadolu halk sözü, Çorum yöresi) — Büyük sorunların izi çoğu zaman içeridedir.

2. “Kurt izi dışarıda, diş izi içeride aranır.” (Kars yöresi halk sözü) — Görünen tehlike ile gerçek tehlike farklı olabilir.

3. “Çürük direk damı içeriden çökertir.” (Sivas halk sözü) — Sistem bozulması çoğu zaman iç zayıflıktan başlar.

4. “Kiler boşsa anahtar yakın aranır.” (Konya yöresi halk sözü) — Kayıp varsa önce erişimi olanlar sorgulanmalıdır.

5. “Aynı tastan yiyen kaşığı da bilir.” (Kayseri halk sözü) — İçeride olanlar sistemi daha iyi bilir.

6. “Kapıyı bilen, kilidi de bilir.” (Edirne yöresi halk sözü) — En büyük risk çoğu zaman yetkisi olan kişidedir.

7. “İç kurdu ağacı sessiz yer.” (Anadolu halk sözü, Bolu yöresi) — Çöküş çoğu zaman görünmeden ilerler.

8. “Evin taşı dıştan değil, içten oynar.” (Balkan Türkleri halk sözü) — Yapının bozulması içeriden başlar.

9. “Aşın kaynayan yerinde duman tüter.” (Gaziantep yöresi) — Sorunun kaynağı bulunduğu yerde iz bırakır.

10. “Yakın el, uzak elden önce uzanır.” (Türk dünyası sözü, Türkmen halk sözü) — En yakın çevre daha etkili olabilir.

11. “Kuyuya taş atan içeriden çıkar.” (Anadolu irfan geleneği) — Zararı veren kişi çoğu zaman sistemin içindedir.

12. “Duvardaki çatlak temelden haber verir.” (Ankara çevresi halk sözü) — Küçük sorunlar büyük bozulmanın habercisidir.

13. “Ocak içten söner.” (Erzurum halk sözü) — Kurumların yıkımı dışarıdan değil içeriden olur.

14. “Elin kiri suyla, gönlün kiri hesapla çıkar.” (Anadolu hikmet sözü) — İç muhasebe şarttır.

15. “Aynaya bakmayan yüzünü suçlu arar.” (Karadeniz halk sözü, Ordu yöresi) — Sorun çözümünde öz eleştiri gereklidir.

16. “Kırık kilit hırsızı çağırır.” (Trakya halk sözü, Kırklareli) — Zafiyetler suçu kolaylaştırır.

17. “Küçük delik büyük tekneyi batırır.” (Türk halk sözü, Marmara bölgesi) — İhmal edilen açıklar büyük zarar verir.

18. “İçerdeki fare ambarı dışarıdakinden hızlı yer.” (Anadolu halk sözü, Yozgat) — İç tehdit çoğu zaman daha tehlikelidir.

19. “Dost görünen el bazen keseyi yoklar.” (Azerbaycan Türk atasözü) — Güven suistimali en büyük risktir.

20. “Harmanı yakan kıvılcım samanın içinden çıkar.” (Konya ovası halk sözü) — Büyük krizler küçük iç hatalardan doğar.

 

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

 5.Gül, Geç!

 5.Gül, Geç! Zamane insanı, hele hele zamane ergenleri, sanki dünyaya “acil koduyla” gönderilmiş gibi yaşıyor. …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir