158.Fasulye Sırığı: Torpil

fasulye

158.Fasulye Sırığı: Torpil

Tarih boyunca toplumların en çok mücadele ettiği kavramlardan biri, adalettir.

Adalet sadece mahkeme salonlarında aranmaz; iş yerinde, okulda, sınavda, hatta sokakta bile aranan temel bir ihtiyaçtır. Fakat ne yazık ki bazı toplumlarda, adaletin önüne sürekli bir “engelleyici” çıkar: torpil.

Torpil, bireyin sahip olmadığı niteliklere rağmen bir pozisyona yerleştirilmesi anlamına gelir.

Bu durum yalnızca o bireye değil, o makama, o kuruma ve en nihayetinde tüm topluma zarar verir. Liyakatin yani bilgi, beceri ve yetkinliğin ikinci plana atıldığı her sistem, yavaş yavaş çürümeye başlar. Çünkü makamı taşıyan değil, makamın arkasına saklanan insanlar çoğalır.

Bu sorunun özünü en çarpıcı şekilde ortaya koyanlardan biri de Neyzen Tevfik’tir. Bir fıkra aracılığıyla; adam kayırmanın, torpilin ve sahte başarının nasıl geçici ve yapay olduğunu gözler önüne serer. Yeğenini daire amiri yapan bir nazıra, “fasulyeye benziyor” demesi, mizahın arkasında derin bir hakikati barındırır: Destekle büyüyen biri, desteği çekildiğinde ayakta kalamaz.

Torpille gelen yükselir gibi görünür; fakat hak etmediği yerdedir ve en küçük sarsıntıda yere çakılır. Oysa liyakatle gelen, zemini sağlamdır. Ne rüzgâr savurabilir, ne de zaman aşındırabilir.

Bu yüzden torpil yalnızca bireysel bir fırsatçılık değil, toplumsal bir haksızlıktır.

Gerçek yeteneklerin önünü keser, adaleti bozar, güveni yok eder. Bir milletin ilerlemesi için en çok ihtiyaç duyduğu şey, torpil değil liyakattir. Çünkü torpille gelen sistemler, er ya da geç çökmeye mahkûmdur.

Zaman Odur ki

Zengin ve nüfuzlu bir adam, zamanla yükselir ve nihayetinde bir bakanlığa atanır. Koltuğa oturur oturmaz ilk işi, yeğenini önemli bir daireye amir olarak getirmek olur. O dönem ülkede torpil, sıradanlaşmış; işler artık tanıdık ve akraba ilişkileriyle yürütülmektedir. Liyakat ise sadece duvarlardaki çerçeveli yazılarda kalmıştır.

Bu durumdan rahatsız olanlardan biri de Neyzen Tevfik’tir. Dili sivridir ama sözü isabetlidir. Gözlemleri keskindir. Onun etrafında bu işi yıllardır yapan, eğitimli, ehil insanlar vardır. Ancak hak ettikleri yerlere gelememişlerdir. Çünkü “dayısı olan”, “torpili güçlü” olan hep bir adım öndedir.

Bir akşam, bir davette Neyzen, Nazır Bey ile karşılaşır. Nazır’ın göğsü kabarıktır; yeğenini yüksek makama getirmiş olmanın gururuyla dolaşmaktadır.

Neyzen hafif gülümser, yanına yaklaşır:

— Maşallah Nazır Bey… Yeni atadığınız daire amiri olan yeğeniniz, tıpkı fasulyeye benziyor.

Nazır şaşırır, biraz da bozulur:

— Nasıl yani Neyzen? Ne demek istiyorsun? Çocuk gayet kabiliyetli. Genç, çalışkan, azimli. Yetenekleri sayesinde o mevkiye geldi.

Neyzen başını sallar, ses tonunu biraz alaya çalarak devam eder:

— Onu ben de inkâr etmiyorum Nazır Bey. Zaten tam da oraya gelmek istiyorum. Malumunuz, fasulye de büyürken sırığa sarılarak büyür. Sırık çekilince, fasulye kendi başına ayakta kalamaz… “Çaat!” diye yere düşer.

Kalabalığın içinde bir anda bir sessizlik olur. Kimi gülümser, kimi başını sallar. Çünkü Neyzen bir fıkra anlatmamış, bir gerçeği yüzlerine vurmuştur.

Fıkradan Anladıklarımız:

  1. “Eğri cetvelden doğru çizgi çıkmaz.” (Anadolu sözü) — Temeli adaletsiz kurulan bir sistemden sağlıklı sonuç beklenmez.
  2. “Arpa eken buğday biçmez.” (Türk atasözü) — Haksız yöntemlerle elde edilen makam, kalıcı başarı getirmez.
  3. “Ağaç köküyle, insan emeğiyle durur.” (Karadeniz yöresi) — Kişiyi ayakta tutan şey torpil değil, kendi birikimi ve emeğidir.
  4. “Yalancı direğe yaslanan dam erken çöker.” (Orta Anadolu deyimi) — Sahte desteklerle yükselen kişi ilk sarsıntıda düşer.
  5. “Emeksiz aş olmaz.” (Türk atasözü) — Hak edilmeden kazanılan mevki, gerçek değer üretmez.
  6. “İğreti ata binen tez iner.” (Anadolu atasözü) — Başkasının gücüyle yükselen, o güç çekildiğinde yerinde kalamaz.
  7. “Hak yiyenin ocağı tütmez.” (Doğu Anadolu sözü) — Başkasının hakkını gasp ederek kurulan düzen bereket vermez.
  8. “Çürük dal meyveyi taşımaz.” (Ege yöresi) — Yetkin olmayan kişiye verilen sorumluluk kurumun yükünü taşıyamaz.
  9. “Eğri büyüyen ağaç gölge vermez.” (Türk dünyası ortak sözü) — Yanlış yöntemlerle yetişen insanlar topluma fayda sağlayamaz.
  10. “Kuru gürültü değirmen döndürmez.” (Yörük sözü) — Gösteriş ve reklam, gerçek yeteneğin yerini tutmaz.
  11. “Ata binmeyen üzengiyi suçlar.” (Türkmen atasözü) — Yetersiz kişi çoğu zaman başarısızlığının sebebini sistem dışında arar.
  12. “İş ehline verilirse dağ yol olur.” (Azeri sözü) — Yetkin kişilere görev verildiğinde en zor işler bile çözülebilir.
  13. “Yamuk duvar üstüne ev kurulmaz.” (Anadolu sözü) — Adaletsiz kadrolar üzerine güçlü kurum inşa edilemez.
  14. “Rüzgârla gelen yaprak, rüzgârla gider.” (Karadeniz yöresi) — Torpille gelen başarı, aynı hızla kaybolur.
  15. “Altın ateşte belli olur.” (Türk atasözü) — Gerçek yetenek, zor zamanlarda ortaya çıkar.
  16. “Kılavuzu yanlış olan yolcunun menzili şaşar.” (Divan geleneği / Osmanlı sözü) — Liyakatten uzak yöneticiler kurumu yanlış yöne sürükler.
  17. “Haksız temel üzerine minare dikilmez.” (Anadolu sözü) — Adalet olmadan yükselen hiçbir yapı uzun ömürlü olmaz.
  18. “Yiğit meydanda, söz iş başında belli olur.” (Türk atasözü) — İnsanların değeri unvanla değil, ortaya koydukları işle ölçülür.
  19. “Su bulanıksa balık da kaçırır.” (Kırgız atasözü) — Adaletin bozulduğu yerde güven ve verim de kaybolur.
  20. “Emanet el, emanete dayanmaz.” (Yöresel Anadolu sözü) — Başkasının desteğine bağımlı olan kişi kendi başına varlık gösteremez.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

 5.Gül, Geç!

 5.Gül, Geç! Zamane insanı, hele hele zamane ergenleri, sanki dünyaya “acil koduyla” gönderilmiş gibi yaşıyor. …

Bir Yorum

  1. Elinize sağlık….

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir