Size de Bir Tabak Saman!
İnsanlık tarihi boyunca dostluk ve arkadaşlık, bireyler arası ilişkilerin en kıymetli bağları arasında yer almıştır.
Bir dost, yalnızca sevinçte değil, hüzünde de yanında olandır.
Her kahve içtiğimiz, selamlaştığımız kişi dost değildir.
Gerçek dost; senin yokluğunda da seni savunan, arkandan iyi konuşan, seni başkalarının yanında ezdirmeyen kişidir.
Günümüz dünyasında bu dostluk tanımı ne yazık ki giderek zayıflamakta; insanlar çıkar ilişkileriyle birbirlerini satmakta, ufak bir sarsıntıda dostluklar yerle bir olmaktadır.
İslam ahlakı da dostluğu ciddiye alır. Hüsnü zan (güzel düşünme) esas alınırken, suizan (kötü zan) kalpleri karartır.
Gıybet, iftira, fitne ve fesat ise kişileri sadece ahlaken değil, ruhen de kirletir. Bu bağlamda anlatılacak olan fıkra, sadece bir güldürü unsuru değil; aynı zamanda dostluğun, sadakatin ve insanlık onurunun sınandığı ibretlik bir ders niteliğindedir. Özellikle Ramazan gibi manevi bir zaman diliminde geçen bu hikâye, hem düşündürüyor hem de kendi ilişkilerimizi sorgulamamıza neden oluyor.
Zaman odur ki;
Dostluk, arkadaşlığın en yüksek mertebesidir. Her selam verdiğimiz kişi dost değildir. Gerçek dost; arkamızdan güzel sözler söyleyen, bizi karalayana karşı savunandır.
Ramazan ayıdır…
Köyde iftar davetleri sıklaşır.
Köy hocası da âdet yerini bulsun diye, köyün en samimi iki arkadaşı olan Ali ve Veli’yi iftara çağırır. Amacı yalnızca ikramda bulunmak değil; aynı zamanda dostluklarını sınamaktır.
İftar öncesi, her birini ayrı odalara alır ve önce Ali’yle konuşur:
— Arkadaşın Veli nasıl biridir? Çok bilgili olduğu söyleniyor. Doğru mu?
Ali başını sallar:
— Eksik olmasın hocam, çok iyidir.
Hoca sinsi bir tebessümle devam eder:
— Ama o senin hakkında pek de iyi konuşmuyor. “Kendini beğenmiş biri” diyor. Hatta başka arkadaşı olsa seninle muhatap bile olmazmış…
Bir anda Ali’nin rengi değişir:
— Asıl kendini beğenmiş olan o! Bildiklerinin sadece yükünü taşıyor. Ben onu yalnız kalmasın diye yanımda tutuyorum. Eşek gibi anırsın dursun!
Hoca notunu alır, bu kez Veli’nin odasına geçer:
— Ali ile uzun yıllardır dostsunuz. Köyde herkes sizi en yakın arkadaş bilir. Sence nasıldır?
Veli, biraz düşünür:
— Kendini sever ve ben ona güvenirim. İyidir.
Hoca yine kışkırtır:
— Ama o senin için “beceriksiz, bunamış” diyor. Hatta “eşek gibi anırsın dursun” diyor…
Veli de artık dayanamaz:
— Asıl bunak olan o! Yaşlı öküz gibi… O kim, ilim kim? Yıllardır insan yerine koyup yanımda taşıyorum!
Hoca, her iki arkadaşı da aynı odaya alır. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranırlar. Gülerler, sohbet ederler. Az önce söyledikleri sözler hiç yaşanmamış gibi…
İftar vakti gelir.
Üç tabak gelir.
Birincisi etli pilav, tatlılar ve hurmalarla dolu, hocanın önüne konur.
İkinci tabakta biraz arpa ve saman vardır, Ali’nin önüne konur.
Üçüncü tabak ise saman ağırlıklıdır, Veli’ye sunulur. Aralarına bir de su tenceresi bırakılır.
Şaşkınlıkla sorarlar:
— Hocam, bu da neyin nesi?
Hoca tebessümle yanıtlar:
— Eşek ve öküz için en uygun yem bu değil mi? Madem birbirinize böyle diyorsunuz, size en layık yemek de budur!
Fıkradan Anladıklarımız:
-
Gerçek dost, yokluğunda da seni savunandır.
-
Arkadaşını kötülemek, kendini küçültmektir.
-
Gıybet, dostluk bağlarını koparır.
-
Suizan (kötü zan) insanı kalben çürütür.
-
Hüsnü zan (iyi zan) İslam ahlakının temelidir.
-
Dostluk, menfaatle ölçülmez.
-
İftiraya kapılmadan önce kaynağı sorgulanmalıdır.
-
Birbirini kötüleyenlerin değeri halk nazarında düşer.
-
İnsan, öfkeyle dostunu da satabilir; ama bu onurlu bir davranış değildir.
-
Dostluk, imtihanlarla test edilir.
-
Bir insan, başka biri hakkında konuştuğu gibi, onun da kendisi hakkında konuştuğunu unutmamalıdır.
-
İkiyüzlülük, dostluğu öldürür.
-
Söz, ağızdan çıkınca sahibini de belli eder.
-
Bilgelik, insanlara hak ettikleri şekilde ders vermekle olur.
-
İnsanı küçük düşürmeden öğüt vermek daha değerlidir.
-
Fitne, toplumları içten içe çökerten bir hastalıktır.
-
Ramazan gibi manevi zamanlarda bile insanlar fitneye açık olabilir.
-
Kıymetli olan, zor zamanda dost kalabilmektir.
-
Sahte dostluklar, ilk sınavda yıkılır.
-
Dostunu arkandan satarsan, bir gün sen de yalnız kalırsın.
Metin KOCA
