
173.Size de Bir Tabak Saman!
İnsanlık tarihi boyunca dostluk ve arkadaşlık, bireyler arası ilişkilerin en kıymetli bağları arasında yer almıştır.
Bir dost, yalnızca sevinçte değil, hüzünde de yanında olandır.
Her kahve içtiğimiz, selamlaştığımız kişi dost değildir.
Gerçek dost; senin yokluğunda da seni savunan, arkandan iyi konuşan, seni başkalarının yanında ezdirmeyen kişidir.
Günümüz dünyasında bu dostluk tanımı ne yazık ki giderek zayıflamakta; insanlar çıkar ilişkileriyle birbirlerini satmakta, ufak bir sarsıntıda dostluklar yerle bir olmaktadır.
İslam ahlakı da dostluğu ciddiye alır. Hüsnü zan (güzel düşünme) esas alınırken, suizan (kötü zan) kalpleri karartır.
Gıybet, iftira, fitne ve fesat ise kişileri sadece ahlaken değil, ruhen de kirletir. Bu bağlamda anlatılacak olan fıkra, sadece bir güldürü unsuru değil; aynı zamanda dostluğun, sadakatin ve insanlık onurunun sınandığı ibretlik bir ders niteliğindedir. Özellikle Ramazan gibi manevi bir zaman diliminde geçen bu hikâye, hem düşündürüyor hem de kendi ilişkilerimizi sorgulamamıza neden oluyor.
Zaman odur ki;
Dostluk, arkadaşlığın en yüksek mertebesidir. Her selam verdiğimiz kişi dost değildir. Gerçek dost; arkamızdan güzel sözler söyleyen, bizi karalayana karşı savunandır.
Ramazan ayıdır…
Köyde iftar davetleri sıklaşır.
Köy hocası da âdet yerini bulsun diye, köyün en samimi iki arkadaşı olan Ali ve Veli’yi iftara çağırır. Amacı yalnızca ikramda bulunmak değil; aynı zamanda dostluklarını sınamaktır.
İftar öncesi, her birini ayrı odalara alır ve önce Ali’yle konuşur:
— Arkadaşın Veli nasıl biridir? Çok bilgili olduğu söyleniyor. Doğru mu?
Ali başını sallar:
— Eksik olmasın hocam, çok iyidir.
Hoca sinsi bir tebessümle devam eder:
— Ama o senin hakkında pek de iyi konuşmuyor. “Kendini beğenmiş biri” diyor. Hatta başka arkadaşı olsa seninle muhatap bile olmazmış…
Bir anda Ali’nin rengi değişir:
— Asıl kendini beğenmiş olan o! Bildiklerinin sadece yükünü taşıyor. Ben onu yalnız kalmasın diye yanımda tutuyorum. Eşek gibi anırsın dursun!
Hoca notunu alır, bu kez Veli’nin odasına geçer:
— Ali ile uzun yıllardır dostsunuz. Köyde herkes sizi en yakın arkadaş bilir. Sence nasıldır?
Veli, biraz düşünür:
— Kendini sever ve ben ona güvenirim. İyidir.
Hoca yine kışkırtır:
— Ama o senin için “beceriksiz, bunamış” diyor. Hatta “eşek gibi anırsın dursun” diyor…
Veli de artık dayanamaz:
— Asıl bunak olan o! Yaşlı öküz gibi… O kim, ilim kim? Yıllardır insan yerine koyup yanımda taşıyorum!
Hoca, her iki arkadaşı da aynı odaya alır. Sanki hiçbir şey olmamış gibi davranırlar. Gülerler, sohbet ederler. Az önce söyledikleri sözler hiç yaşanmamış gibi…
İftar vakti gelir.
Üç tabak gelir.
Birincisi etli pilav, tatlılar ve hurmalarla dolu, hocanın önüne konur.
İkinci tabakta biraz arpa ve saman vardır, Ali’nin önüne konur.
Üçüncü tabak ise saman ağırlıklıdır, Veli’ye sunulur. Aralarına bir de su tenceresi bırakılır.
Şaşkınlıkla sorarlar:
— Hocam, bu da neyin nesi?
Hoca tebessümle yanıtlar:
— Eşek ve öküz için en uygun yem bu değil mi? Madem birbirinize böyle diyorsunuz, size en layık yemek de budur!
Fıkradan Anladıklarımız:
1. “Dost gölgesi güneşte belli olur.” (Anadolu sözü) — İnsan, gerçek dostunu sıkıntı anında tanır.
2. “Dil değirmeni dostluğu da öğütür.” (yöresel söz) — Gereksiz ve kırıcı sözler ilişkileri tüketir.
3. “Arka kapıda söylenen, ön kapıda duyulur.” (eski halk sözü) — Gizli konuşulan kötü sözler er ya da geç ortaya çıkar.
4. “Kuru söz, yaş gönlü incitir.” (Anadolu sözü) — Düşünmeden söylenen sözler dost kalpleri yaralar.
5. “Kötü zan, dost kapısını sessiz kapatır.” (irfan sözü) — Suizan dostluğu içten içe yok eder.
6. “Gölge dost, güneş görünce kaçar.” (Türk dünyası sözü) — Menfaat dostluğu ilk zorlukta biter.
7. “İki dil, bir gönlü yıkar.” (yöresel söz) — İkiyüzlülük dostluğun en büyük düşmanıdır.
8. “Ağız yarası geçer, gönül yarası kalır.” (Anadolu irfan sözü) — Sözle verilen zarar uzun süre unutulmaz.
9. “Kül altında kalan kor dostu da yakar.” (eski halk sözü) — Biriken kırgınlıklar ilişkileri bozabilir.
10. “Dost eşiği sessiz aşınır.” (yöresel söz) — İlişkiler büyük olaylarla değil, küçük ihmallerle yıpranır.
11. “Kötü söz saman gibi savrulur, izi kalır.” (özdeyiş) — Arkadan konuşulan sözlerin etkisi kalıcıdır.
12. “Kırık gönül ses vermez, mesafe verir.” (irfan sözü) — Kırılan dostluk çoğu zaman sessizce biter.
13. “Sözün kiri yüzü de karartır.” (Anadolu sözü) — Dedikodu insanın itibarını da zedeler.
14. “Dost lokması az, hatırı çok olur.” (yöresel atasözü) — Samimi ilişkiler küçük şeylerle büyür.
15. “Çatlak kap dost suyu tutmaz.” (Türk halk sözü) — Güven kaybı ilişkiyi taşınamaz hale getirir.
16. “Fitne tohumu ekilen yerde dostluk bitmez.” (irfan sözü) — Kışkırtma ve dedikodu birlikteliği yok eder.
17. “Kulağa düşen söz gönle de düşer.” (Anadolu sözü) — Duyulan her kötü söz kalpte iz bırakır.
18. “Saman yiyen dil, dostu da saman eder.” (özdeyiş) — İnsan kullandığı dil kadar değer görür.
19. “Dost sırtını döndüğünde de dost kalandır.” (eski irfan sözü) — Gerçek sadakat yoklukta belli olur.
20. “Arkadan savrulan söz, önden kapı kapatır.” (yöresel söz) — Arkadan konuşmak dostluğu bitirir.
Metin KOCA