Diplomalı Develer Hayvanat Bahçesinde

Annenin Yavrusuyla İlginç Konuşması

Diplomalı Develer Hayvanat Bahçesinde

Zaman öyle bir zaman ki, artık sadece insanlar değil hayvanlar da özgürlüklerini kaybetti. Kapitalizmin pençesi, doğanın her köşesine sızdı. İnsanlar, akıllarını paraya, duygularını tüketime, umutlarını kariyer basamaklarına ipotek ettikçe; bilgi ve tecrübe, hak ettiği yeri değil, vitrinlik köşeleri buldu. Çünkü bu düzende bilgi, işe yaramadığı sürece sadece süstür. Tıpkı hayvanat bahçesindeki devenin hörgücü gibi.

İnsanoğlu büyük bir çelişkinin içinde debelenip duruyor. Çocuklara “İstediğin olabilirsin” deniyor ama sistem, onları hazır kalıplara sıkıştırmak için eğitiyor. Üniversitelerden mezun olanlar kendi alanlarında iş bulamıyor. Nitelikli insanlar, liyakatsizliğin egemen olduğu yapılarda işsiz gezerken, yetersiz olanlar koltuk sahibi oluyor. Bilgi, iktidara değil; etiketlere, torpile ve gösterişe hizmet ettiği sürece değer buluyor.

Kapitalist düzen, üretim yerine tüketimi, düşünce yerine reklâmı, yetenek yerine uyumu öne çıkarıyor. Sonra da o uyumlu bireyleri, tıpkı hayvanat bahçesindeki hayvanlar gibi yapay ortamlarda, gerçek potansiyellerinden uzak bir şekilde tutuyor. Sanki “Sana uygun alan burada, fazla düşünme” der gibi…

Hayvanlar da bundan nasibini alıyor. Özgürce kumlar üstünde yürümek için yaratılan develer, beton kafeslerde ziyaretçilere poz veriyor. Yani sadece insanlar değil, çölün özgür ruhu da esaret altına alınmış durumda. Ve işin en acı tarafı; bu esaret, çoğu zaman “konfor” adı altında pazarlanıyor.

Ama bir gerçek var ki değişmiyor: Yetenek, yanlış yerde çürümeye mahkumdur. Ve bu yalnızca birey için değil, toplum için de büyük kayıptır.

Zaman odur ki…

Bir gün deveyle yavrusu hayvanat bahçesinde yan yana çömelmiş, kafesin kuytusunda konuşuyorlardı. Annelik böyle bir şeydi; sabırla anlatmak, örnek olmak, öğretmek…

Yavru deve merakla sordu:

— Anne, bizim neden hörgücümüz var?

Anne gülümsedi:
— Hörgücümüz evladım, çölün kavurucu sıcağında susuz kalmayalım diye var. Oradaki yağ, bize su olur. Ayakta kalmamızın sırrıdır o hörgüçler.

— Peki anne, neden ayaklarımız bu kadar uzun ve tabanlarımız yayvan?

— Çünkü kumlara batmadan yürüyebilmek için. Yüksek ayaklar hem görüş sağlar hem hız kazandırır.

— Anladım anne. Göz kapaklarımızda neden üç kat kapak var? Kirpiklerimiz neden uzun?

— Çöl fırtınaları için evladım. Kum gözümüze dolmasın diye. Kirpiklerimiz birer doğal perde gibidir. Hatta diz kapaklarımızda keratin yapılar var ki, yere çöksek bile yanmayız çöl sıcağında.

Yavru biraz durdu, sonra iç çekerek sordu:

— Anne…

— Efendim kuzum?

— Madem biz bu kadar mükemmel çöl şartlarına göre yaratıldık… O zaman bu hayvanat bahçesinde bizim ne işimiz var anne?..

Anne deve sustu. Hörgücü titredi. Gözleri doldu. Cevap belliydi, ama dil söylemeye yetmedi…

Fıkradan Anlayabildiğimiz.

  1. Yetenekli bireylerin yanlış yerde tutulması, hem birey hem toplum için kayıptır.

  2. Eğitim ve birikim, doğru ortamda kullanılmadıkça anlamını yitirir.

  3. Kapitalist sistem, özgürlüğü değil, uyumu ödüllendirir.

  4. Hayvanat bahçeleri, sadece hayvanların değil insanların da sembolik hapishaneleridir.

  5. Hak edilen yerlerde olmayan bireyler, zamanla kendilerini değersiz hissetmeye başlar.

  6. Doğaya ait olanı kontrol etmeye çalışmak, doğayı esir etmektir.

  7. Sistem, bireyin özgürlüğünü konfor karşılığında alır.

  8. Süslü kafesler, altın zincirler özgürlüğün yerini tutmaz.

  9. Liyakatın olmadığı toplumlar, yozlaşmaya mahkûmdur.

  10. Çocuklara düşünmeyi değil, itaat etmeyi öğreten sistemler çölü bile kafese çevirir.

  11. Hayvanat bahçesi, kapitalist dünyanın ‘seyirlik özgürlük’ sahnesidir.

  12. Yetenek doğuştan gelir; ama onun değer bulması topluma bağlıdır.

  13. Bir insana ya da hayvana uygun ortam sağlanmadıkça potansiyel gelişmez.

  14. Hörgüç, bilgi gibidir: Yanlış yerde yük olur. Doğru yerde hayat kurtarır.

  15. Kafes ne kadar süslü olursa olsun, özgürlük kaybı acıdır.

  16. Kapitalist düzen, hayvanlar üzerinde yaptığı zulmü doğaya da uygular.

  17. Doğru ortamda olmayan insanlar, zamanla kendini sorgulamayı bırakır.

  18. Emeğin karşılığı ortamla uyumlu olmalı; yoksa israf olur.

  19. Bazen en acı gerçek, çocuğun sorduğu bir soruda gizlidir.

  20. Bir deve bile yerini sorgularken, bir insanın sorgulamaması en büyük çöldür.

 

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur

Mideyi Bastır, Kafayı Sustur Dünya tarihi boyunca sistem değişti, yönetimler değişti, ama değişmeyen tek şey …

2 Yorumlar

  1. Hocam düşündürmekten gülümsetmedi bu fıkra:) fazla didaktik😉

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir