78.Trabzonluyduk, Fener Gibi Gittik!

78.Trabzonluyduk, Fener Gibi Gittik!

İnsanoğlunun aklı var, fikri var… ama bazı yerlerde mantığın fişi çekiliyor. Orda başlıyor fanatizmin hikâyesi.

Fanatizm dediğin şey, zihnin kapıya “tatildeyim” notu asıp çekip gitmesidir.  İnsanın gözünü kör, gönlünü dar eden bir hal.

Düşünceyi zincire vuran, duyguyu sınırlandıran bir tür gönüllü tutsaklık da diyebiliriz.

Önce ince ince, sinsi sinsi  gelir, genelde futbolla veya spor kollarıyla başlasa da bir çok alanda gösterir kendini.

Diyebiliriz ki artık her şeyin fanatiği var:

Parti fanatiği

— Marka fanatiği

–Mezhep fanatiği

–Tarikat / cemaat fanatiği

— Şehir, ırk, yemek, çay demleme şekli fanatiği

— Hatta “ben kahvemi sade içerim” fanatikliği …!

Adam  sevmiş. ”Ya benimsin ya kara toprağın” denilerek tutkulaşan fanatizm…!

Kadın hâlâ beyaz eşya taksiti bitmedi diye adamından boşanan garip fanatiklikler var! Perdem eskidi, koltuğum eskidi…o bu şu eskidi deyip harcama fanatikleri …..

Bi bakmışsın, adam evine çocuğunun fotoğrafını değil, genel başkanının posterini asmış! Bu neyin kafası Paşam!!

Evlenme teklifine “sen hangi telefon markasını kullanıyorsun” cevabını vermekle, ”Düğün arabası  illede şu model ve marka  olacak” diye diye tutturmak fanatizm olmaz mı?

Bir çocuk “baba seni mi çok seviyorum, Messi’yi mi” arasında kararsız kalmış!

Market rafında deterjan kavgası çıkmış:

— Sen hala o markayı mı kullanıyorsun? Yazıklar olsun sana!

— Ne var ulan, benimkisi daha çok köpürüyor işte!

— Onun köpüğü sahte, bilmem mi!

daha nice fanatizmler….

Her şeyde ” en ” olmak istiyoruz. En iyi takım, en haklı lider, en pahalı telefon, en doğru mezhep,  en doğru tarikat, en doğru düşünce, en doğru doygu, en sinsi komplo teorisi…

Benimkisi bana göre iyidir” demiyoruz. “benimki gibi olmayan  herkes kötüdür” diyoruz.

Fanatizm işte bu. Öyle bir bataklık ki, içine düşenin mantığı batıyor, gülüşü kuruyor. Karşısındakinin de gülüşünü solduruyor.

Fanatizm öyle bir şeydir ki, sen “farklı düşünelim” dersin, o seni hain ilan eder.

Sen “ben bu meseleyi bilmiyorum” dersin, o sana “zaten sen cahilsin” der.

Kendi fikri dışındakilere tahammül edemez Fanatikler.

Ve enteresandır, bütün fanatikler aynı cümleyi kurar:

“Ben fanatik değilim ama…” ( …” diye başlayan her cümle, bir cinnetin fragmanıdır. Sen bir fanatiksin ve hastasın ! )

Gerisi zaten kaos, kıyamet, ve bol ünlem!

Fanatizmin en tehlikelisi nedir bilir misin?

Mizahı yok edenidir.  Gülmeyi unutturanı herkesi ciddiyet mahkûmu edenidir.

Velhasılı, fanatizm, hastalıktan beter.

Hastalıkta doktor bakar. Fanatizmde psikolog yetmez, terapist kaçar!

Şimdi gelin, fanatizmin hangi boyutlara varabileceğini gösteren bir Karadeniz fıkrasına kulak verin.

Ama dikkatli olun: Bu fıkrada topa basmak yok, gülmek serbest! cesur olan da kendindeki fanatizmi sorgular. Acaba bende hangi fanatizm durumu var demek zorundayız!

 

Zaman odur ki

Trabzon taraftarı Dursun ölüm döşeğindedir.  Gerçek anlamda “hasta Trabzonsporlu”dur ama bu sefer mecazi değil, gerçek hasta… Ölüm döşeğinde yatıyor.

Öyle bir hayran ki, Sadece maçlara değil, idmanlara da gider. Hatta çim biçme provasını bile izlemişliği var.

Hastanede yatarken, yanına kırk yıllık yarenleri Temel, Cemil ve İdris gelir. Ellerinde çiçek, ağızlarında dualar, ama içlerinde burukluk…Ağlamamak için birbirlerine bakmazlar. Çünkü bilirler, Dursun’un bu gidişinde dönüş yok. Ölüm ne acı. Ve bir daha sevdiğini görememek …

Konuştular ; oradan….buradan…şuradan….eskiden….yeniden….ve dedi Temel:

  • Gardaşımız! Ne yapak ne edek te seni iyileştirek, gönlünü hoş edek. Söyle oni bize !

Dursun her zamanki gibi tebessüm eder, ama gözlerinde hüzün saklıdır. Der ki:

— Uşaklar… nice yıllar geçti beraber. Kar, kış, yağmur, dolu… Stadın üstü açılır, bizim aramız hiç açılmaz ! Goller atılır, küfürler edilir, dualar edilir… Trabzon bizim sevdamız oldu. Amma ben şimdi gidiyrum galiba.   İyileşmem ama,  bir isteğim var sizden…

— Deyiver Dursun, başımız gözümüz üstüne, deyiver hele…!

İdris Temel’in sözünü tekrarladı:

— Ula Dursun, ne edelum da seni eyileştirelum.. Önümüzde derbi vardur da?

Dursun zayıf bir sesle cevap verir:

— Bi son isteğum var… kızmayun bana…Lütfen bu isteğumi yerine getirin…

— Ha deyiver, ne isteğun var?

— Uşaklar!  beni kaldırun… Fenerbahçe Store’a götürün… Bi Fener forması giydirin… Sonra da beni Fener kulübüne üye yapun…

Odada bi sessizlik… Ardından aynı anda üç kafadan aynı söz:

— NEEEEEEE??!!!

Cemil panik olur:

— Dursun, biz seni Allah’a emanet ettik de, sen kendini Şeytan’a mı verdun?

İdris alnını yoklar:

— Ula bu kesin delirdi… Fenerliyle  aynı oksijeni bile solumazdı bu adam…Ateşi de yoktur!

Temel şokta:

— Bi insan, Fenerli olup da Allah’tan merhamet bekleyebilir mi Dursun?  Ula niye böyle saçma bir şey istersin?  Trabzonluluk şereftir, onurdur, fanatikliktir… Ne feneri?

Dursun hafifçe gülümser:

— Ula uşağum… Nasıl olsa öleceğim. Bari bir Fenerbahçeli ölmüş olsun da!  Dursun diye bir Trabzonlunun ölmesi yazık olur! Bırakın bari bi Fenerli ölmüş desinler de Trabzonlu kaybı gibi görünmesun! Ölüm raporunda “Fenerli vefat etti” yazsın, bizim şehrin moralini bozmayayım!

O an herkes susar. Çünkü Dursun’un bu kadar bile Trabzon’a fanatik olması karşısında, ne Allah ne kul bi şey diyemez!

Ama içlerinden şu cümlenin geçtiği kesindir: Bir Trabzonlu, sırf Trabzonlular üzülmesin diye Fenerli olarak ölmeyi göze aldıysa; işte fanatizmin geldiği son nokta budur.

Fıkradan Anladıklarımız

  1. “Aşırı sevgi aklı kör eder.” (Kafkas Atasözü) Fanatizm, insanın doğruyu görmesini engeller.
  2. “Tek gözlü insan, iki gözü olana düşman olur.” (Afrika Atasözü) Eksik bilgiye sahip olan, farklı düşüneni tehdit görür.
  3. “Rüzgârı sevmeyen, fırtınada kapı arar.” (Anadolu Yöresi) Farklılıklara tahammül etmeyen, zor zamanda yalnız kalır.
  4. “Bir kuyuya düşen taş, kırk akıllıyı uğraştırır.” (Türk Atasözü – az bilinen kullanım) Fanatik bir davranış, topluma büyük zarar verir.
  5. “Aynı suya bakanlar, farklı şeyler görür.” (Uzak Doğu Atasözü) Herkesin bakışı farklıdır; tek doğru dayatması yanlıştır.
  6. “Keskin sirke küpüne zarar.” (Türk Atasözü – mecaz genişletme) Aşırı bağlılık, en çok sahibine zarar verir.
  7. “Bağıran değil, duyan bilir.” (Orta Asya Sözü) Gürültü değil, anlayış değer taşır.
  8. “Karga sürüyle uçar, kartal yalnız.” (Moğol Atasözü) Sürü psikolojisi yerine bireysel düşünce kıymetlidir.
  9. “Söz duvara çarparsa yankı olur.” (Anadolu Sözü) Kapalı zihinlere söylenen sözler anlam bulmaz.
  10. “Ateşi körükleyen, dumanından şikâyet etmez.” (Arap Atasözü) Fanatizmi besleyenler, sonuçlarından yakınamaz.
  11. “Gölgeyi büyüten, güneşi küçültür.” (Fars Atasözü) Küçük şeyleri büyütenler, gerçeği kaçırır.
  12. “İnat kapıyı kapatır, akıl pencereyi açar.” (Türk Yöresel Sözü) Fanatizm kapatır, sorgulama açar.
  13. “Sürüden ayrılanı kurt kapar sanırlar, oysa bazen kurt sürüdedir.” (Anadolu Sözü) Çoğunluk her zaman doğruyu temsil etmez.
  14. “Gürültü çoksa, akıl azdır.” (Balkan Atasözü) Fanatik ortamda bağıran çok, düşünen az olur.
  15. “Yolu bilmeyenle yola çıkılmaz.” (Türk Yöresi) Bilgisiz insanların peşinden gitmek tehlikelidir.
  16. “Kafası dolu olanın sesi az çıkar.” (Japon Atasözü) Gerçek bilgi bağırmaz, sakin durur.
  17. “Renkleri karıştıran, gökkuşağını kirletir.” (Latin Amerika Sözü) Farklılıkları yok etmek, güzelliği bozar.
  18. “Taş yerinde ağırdır.” (Türk Atasözü – farklı bağlam) Her şey kendi yerinde ve ölçüsünde değerlidir.
  19. “Kendi sesini duyan, başkasını işitmez.” (Afrika Atasözü) Fanatik insan sadece kendini dinler.
  20. “Yol arkadaşın akıllıysa, yol uzasa da korkma.” (Türk Yöresel Sözü) Doğru insanlarla yürüyen, fanatizme düşmez.

Şu Yazıya da Bakabilirsiniz

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk!

3.Bir Keselik Vicdan, Bir Keselik Hukuk !   Bir memlekette hukuk terazisi şaşarsa, adalet terazisiyle …

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir